30 Haziran 2010 Çarşamba

VE İŞİMİZ BİTTİ

Kapitalizm hepimizi bitirdi - SİBEL ORAL - Istanbul - 26.06.2010




Ve İşimiz Bitti kitabıyla Barnes and Nobel Yeni Yazar Ödülü’nü kazanan Joshua Ferris ile yazarlık kariyerini ve son romanının ardından gelen başarısını konuştuk.




“Huysuz ve geçimsizdik, maaşlarımız da fazlasıyla yüksekti. Sabahlarımız ümitten yoksundu, yeni bir gün bize hiçbir şey vaat etmiyordu...” Joshua Ferris’in Ve İşimiz Bitti adlı romanı bu cümlelerle açılıyor ve sayfalar boyu “ben” olanı “biz” yapıp kapitalist sistemin bizi nasıl modern köleler haline getirdiğini ironik bir dille anlatıyor. Plaza samimiyetsizliklerini, kartsız geçemediğimiz kapıları, güvenlik kameralarını, mesai saatleri cinnetlerini, kriz kaygılarını, baş belası müşterileri ve masalarımızın başına oturduğumuzda nasıl varlıklar haline geldiğimizi düşünün; Ve İşimiz Bitti tam da bunların içinden fışkıran duygularımızın tercümanı bir bakıma... Nick Hornby’e göre bu roman Kafka’nın ofis ortamına düşmüş hali, Stephen King’e göre ise “eğlenceli”... Ama işin özü New York Times, Time, Amazon’a göre yılın en iyi kitaplarından biri. 20’den fazla ülkede yoğun ilgiyle karşılanan ve New Yorker’ın 40 yaşın altında en iyi genç 20 yazar arasında gösterdiği Joshua Ferris, Amerikan edebiyatının heyecan verici yazarlarından biri. Ve İşimiz Bitti geçtiğimiz yıl Siren Yayınları tarafından yayımlanmıştı şimdi ise Ferris’in ikinci romanı The Unnamed / İsimsizler de önümüzdeki sonbaharda yine Siren Yayınları tarafından yayımlanacak. Biz de Ve İşimiz Bitti’nin ardından gelen başarısını ve yazarlık kariyerini Joshua Ferris’le konuştuk.

Ve İşimiz Bitti ile Barnes and Noble Yeni Yazar Ödülü aldınız; The New Yorker dergisi ise sizi “40 yaşın altında 20 yazar” seçkisine dahil etti; romanınız pek çok dile çevrildi. Genç bir yazar için büyük bir başarı!

Kendimi dev aynasında görmediğim sürece ilgi görmek güzel. Kaderin dolambaçlı yolları The New Yorker’ın tercihlerinden daha belirleyici olabilir, geçmişteki başarılarımız da geleceğe hükmetmez. İşime dair aslen tek önemsediğim ölçüt, ölümümden yüz yıl sonra hakkımda varılacak hükümler olacaktır.

Çocukluk ve gençliğinizde edebiyatla nasıl ilgilendiniz?

Çocukken ufak ufak yazardım, ileri görüşlü annem de eğer öykü için gerekliyse ağzımı bozmama izin verirdi. Sonra 13 yaşlarındayken ilk defa Lolita’yı okudum, çok azını anlayabildim ama oyunbazlığını, can alıcı noktalarını kafamda evirip çevirdim yine de. Bu oyuna dahil olabilmek için yazar oldum ben de.

İngilizce ve felsefe eğitimi aldıktan sonra esinlenebilecek onlarca konu varken iş hayatıyla ilgili yazmış olmanızı nasıl açıklıyorsunuz?

Bir reklam ajansında üç yıl kadar kölelik türevinden işler yaptım ve buradaki devasa yapı beni büyüledi gerçekten - hiyerarşiler, gizli mesajlar, güç savaşları... Böylesine şahane, kötücül, esrarengiz ve hükmü geniş bir yerin bir romanla irdelenmesi gerektiğini düşündüm. İş yaşantısına dair evrensel birtakım şeyleri yakalamak istedim. Metin yazarları, avukatlar, finansal analistler, muhasebeciler, garsonlar ve inşaat işçilerinin tümü söylenti, şakalaşma, antipati ve yoldaşlık içeren kaçınılmaz grup dinamiklerine tabiler. Ve İşimiz Bitti‘nin bunların bir kısmını yansıttığını ümit ediyorum.

Romanın anlatıcısı olarak birinci çoğul şahıs “biz” seçilmiş. Roman ve iş hayatında “biz”in fonksiyonunu tanımlayabilir misiniz?

Eskiden aristokrat “biz” vardı; ama şimdi kurumsal “biz” ile karşı karşıyayız. Şirketler kendilerinden birinci çoğul şahısta bahsediyor - yıllık raporlarda, broşürlerde, toplantılarda, şirket içi yazışmalarda. Özellikle reklamcılıkta böyle bu. Bu, yalnızca şirketin birlik ve güç göstermek için tercih ettiği bir ifade olmakla kalmıyor, ayrıca çalışanları bir kulübün üyeleri gibi hissettiriyor. Bilhassa reklamcılıkta yapılan iş, doğası gereği çeşitli müşterilerin kulüplerine katılım sağlamak adına gerçekleştiriliyor; o müşteriler de daha büyük pazar payı, daha yüksek kâr marjları ve global hâkimiyet için çabalıyorlar. Ve İşimiz Bitti‘de “biz”in gerçekte kim olduklarını görüyoruz - bir grup darmadağınık insan. Parlak cilaları dökülmüş, ebedi ve kurumsal iyimserliklerinden sıyrılmış... Böylelikle “biz” bütünü oluşturan parçaların toplamından ibaret oluyor: yani öfkelerini kontrol etmeye ve yaşam masraflarını karşılamaya çalışan bireyler toplamı. Billboardlarda ve şirketlerin toplantı salonlarında yansıtıldığı gibi sihirli bir ülkede kaygısızca yaşayan “biz”ler olmaktan çıkıyorlar.

Ve İşimiz Bitti romanınız için artık sistemin esiri olmuş bireylerin hayatları üzerine trajikomik bir eleştiri diyebilir miyiz?

Kitabın temelini kemiren şey, çalışma hayatında her günün başlangıcı ve sonunda bireyin kendi ölümüyle yüzleşmek zorunda olması.

İş hayatında varolan sistemin sürekli olarak “tekil” insanı silip yerine bir “biz” dayatmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Çalışma yaşantısında yolunuzu, kendinizi ve ruhunuzu kaybetmek çok kolay. Ve İşimiz Bitti‘yi yazarken de sözlerini zihnimde gezdirdiğim Amerikalı düşünür Ralph Waldo Emerson, Self Reliance/Kendi Kendine Yeterlilik adlı makalesinde şöyle diyor: “Dünyada dünyanın öngördüğü şekilde, tek başınayken de kendi öngördüğümüz şekilde yaşamak kolay; ama üstün insan mükemmel bir hoşlukla kalabalıkların içinde tek başınalığın verdiği bağımsızlığın hükmünü sürer.”

Amerikan edebiyatının genç ve heyecan verici yazarlarından birisiniz. Siz Amerikan edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin özellikle takip ettiğiniz yazarlar kimler?

Bence edebiyat açısından verimli zamanlar içerisinde yaşıyoruz. Yanlış giden şeylerin tümünü düşünün - ekonomik çöküş, savaşlar, ekolojik felaketler, internet, terörizm, Hollywood saçmalıkları, iflasın eşiğinde bir kültür, her şeyin anlamsızlık tehdidi altında olması... Eğer yazı çatışma ile besleniyorsa, eğer edebiyat kültüre karşı kan pompalıyorsa ki bence öyle, bu durumda yazı girişimcilerinin önleri çok açık. Geçtiğimiz elli sene boyunca yazan ve yazmayı sürdüren ve halen hayatta olan dört yazar sayayım: Thomas Pynchon, Don Delillo, Cormac McCarthy ve Philip Roth.

Yeni bir roman üzerinde çalışıyor musunuz?

Yeni bir roman üzerinde çalışıyorum ama korkarım eşim bile henüz ne yazacağımı bilmiyor.



Taraf gazetesinin internet sitesinden alıntı yapılmıştır.

Bağlantısı : http://www.taraf.com.tr/haber/kapitalizm-hepimizi-bitirdi.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bizi E-posta ile Takip Edin