<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038</id><updated>2012-02-20T06:38:47.149-08:00</updated><title type='text'>OZAN SANATEVİ</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>39</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-2912945665984720225</id><published>2012-02-19T14:48:00.003-08:00</published><updated>2012-02-19T14:56:26.796-08:00</updated><title type='text'>Eski Eser Hapishanesinden Antikacılığa Müzelerimizin Evrimi</title><content type='html'>&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yiğit OZAR &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kültür Varlıkları Satılamaz ! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Müzelerimiz bir türlü didaktik olamayan sergileme yöntemleri,  işleyileri ile ilgili problemler ve depolarda çalışılmadan duran  eserlerden dolayı “eski eser hapishanesi” olarak anılır zaman zaman.  İşte bu müzeler, sıklıkla övünülen “benzersiz kültürel miras  zenginliğinden” olsa gerek&amp;nbsp; “fazla(!)”kültür varlıklarından  kurtulabilsinler diye ilgili yönetmelikte yapılan son düzenlemelerle  artık eser satışı yapabilecekler. Bakın ne demiş devlet baba &lt;b&gt;Resmi Gazetesi&lt;/b&gt;’ndeki köşesinde;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VoouFC4PT2s/T0F7xujFA8I/AAAAAAAAA1Q/cRJi8Hvu-C8/s1600/org_42a080f3-acf7-429e-af29-3d55160fee02.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="288" src="http://4.bp.blogspot.com/-VoouFC4PT2s/T0F7xujFA8I/AAAAAAAAA1Q/cRJi8Hvu-C8/s640/org_42a080f3-acf7-429e-af29-3d55160fee02.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;"Korunması  Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve  Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik - Tasnif ve tescile tabi olup  müzelere alınmasına gerek görülmeyen kültür ve tabiat varlıkları ile  etütlük nitelikli kültür ve tabiat varlıkları&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;b&gt;MADDE 10 –(&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Değişik 19/01/2012 tarih, 28178 Sayılı R.G)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;(4)  Müzeye getirilen ve bir yıl içinde sahiplerince geri alınmayan  varlıklar müzelerde korunabilir, durumlarına uygun olarak kayıt altına  alınabilir veya &lt;b&gt;usulüne uygun olarak &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Devletçe satılabilir.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;(5)  Değerlendirme komisyonu tarafından müzeye alınmasına gerek duyulmayan  tescile tabi taşınır kültür ve tabiat varlıkları, envanter bilgileri  çıkartılarak müze emanetinde alıkonulur. Bu şekilde değerlendirilen  taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile komisyon tarafından &lt;b&gt;etütlük  eser olarak tasnif edilen ve müzeye alınmasına gerek görülmeyen taşınır  varlıkların Bakanlık denetimindeki özel müze veya koleksiyoncuların  envanterlerine kaydedilmek üzere satışına izin verilir.&lt;/b&gt; Bir yıl  içerisinde özel müzelere veya koleksiyonculara devri gerçekleşmeyen bu  taşınır kültür ve tabiat varlıkları durumlarına uygun olarak müzelerde  kayıt altına alınır.&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;"&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Söz  konusu kültür ve tabiat varlıklarının bir kısmının müze depolarında her  türlü bilimsel ilgiden yoksun bir şekilde kilit altında olduğunu da  unutmayalım elbet, ama bu&lt;/span&gt; durumda&amp;nbsp; yapılması gereken bu kültür  varlıkların bilimsel birer veri olarak kullanılabilmesi için müzelerin  bürokratik yüklerinin hafifletilmesi ile müze uzmanlarının&amp;nbsp; ve müze  dışından uzmanların eserler üzerinde çalışabileceği, üniversite ve  enstitülerde değerlendirilebileceği zaman ve ortamı yaratmak olmalı.&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Kültürün  “sektör” diye anılmaya başladığı ülkemizde bile gerçekleşeceğini hayal  edemediğim bir düzenlemedir bu. Zira bu sadece bir "antikacılık"  faliyeti değil, ayrıca arkeoloji biliminin tüm etik değerlerine karşı  ağır bir hakaret bana kalırsa. Daha ilk günden&amp;nbsp; her buluntunun asıl  öneminin geçmişten günümüze taşıdığı bilgi olduğunu öğreniyoruz. Her  buluntunun içerdiği bilgiyi yan yana getirerek geçmiş hakkında daha  fazlasını öğrenmeye odaklanıyoruz. Yani aslında “fazla”mız yok&amp;nbsp;  “eksiğimiz” varken elimizdeki "gereksizleri(!)" koleksiyonerlere  satıyoruz.&amp;nbsp; Bunların her birinin insanlığın ortak kültürel mirası  olduğunu tam da bu nedenle kolleksiyonerlerin elinde toplumdan ve  bilimden tecrit edilemeyeceğini söylemeye bile gerek olmamalıydı halbu  ki. Kaldı ki hangi eserden vazgeçeceğiz, hangi bilginin eksikliğine  tahamül edebileceğiz? Ama artık müzelerimize haksızlık edip “eski eser  hapishanesi” demeyelim, “antikacı(!)” demek varken !&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ozaryigit@gmail.com&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;İmza Kampanyası: Kültür Varlıkları Satılamaz&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Korunması  Gerekli Taşınır Kültür Ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve  Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik'in 19 Ocak 2012 tarihinde  değişen 10. maddesinin 4 ve 5. bentlerinde müzelere alınması "gerekli  olmayan" kültür ve tabiat varlıklarının DEVLETÇE özel müze ve/veya  koleksiyonerlere satılabileceğini söylemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kültür ve tabiat  varlıkları bütün insanlığın ortak mirasıdır. Bunların devlet eliyle  satılması kabul edilemez birçok hataya neden olacaktır. Bu değişikliğin  iptal edilmesini, devlet eliyle konunması gerekli kültür ve tabiat  varlıklarının satılmamasını talep ediyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://www.imza.la/kultur-varliklari-satilamaz"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;http://www.imza.la/kultur-varliklari-satilamaz&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-2912945665984720225?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='' href='http://imza.la/widget/?id=kultur-varliklari-satilamaz&amp;s=468&amp;bg=EAF1FB&amp;br=9BBBEC&amp;t=001166&amp;d=111111&amp;format=js' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/2912945665984720225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2012/02/eski-eser-hapishanesinden-antikaclga.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2912945665984720225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2912945665984720225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2012/02/eski-eser-hapishanesinden-antikaclga.html' title='Eski Eser Hapishanesinden Antikacılığa Müzelerimizin Evrimi'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-VoouFC4PT2s/T0F7xujFA8I/AAAAAAAAA1Q/cRJi8Hvu-C8/s72-c/org_42a080f3-acf7-429e-af29-3d55160fee02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-7214991134902831223</id><published>2012-02-10T03:36:00.000-08:00</published><updated>2012-02-10T03:44:54.115-08:00</updated><title type='text'>Akilas Milas - "Propontida"</title><content type='html'>&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Times";}@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }p { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 10pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }&lt;/style&gt;     &lt;br /&gt;&lt;div style="margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="color: #f6b26b;"&gt;"Ey geçmiş! Silindikçe silindikçe bugünle donanırsın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp; Ey şimdi! Geçmişle süslenirsin sen de."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Edip Cansever&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="color: #f6b26b;"&gt;Akilas Milas'ın "Propontida" adlı eserinden Bandırma, Kapıdağı ve Marmara takım adaları ile ilgili bölüm değerli dostumuz Yorgo Kalfopoulos tarafından Türkçe'ye çevrilerek bölge tarihi hakkında çalışanlara yardımcı olabilmek adına bize gönderildi. Biz de metni birkaç fotoğrafla zenginleştirip burada sizlerin dikkatine sunuyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;(...)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;Akilas Milas&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;Çeviri: Yorgo Kalfopoulos&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;s.17 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Çanakkale, Erdek ve Bandırma'yı&amp;nbsp;&amp;nbsp;bağlayan bu kavşakta Edincik göründü. Önemli Osmanlı kalıntıları ve Greko-Romen eserleriyle dolu bir köy. Bu bölgede bulunan bağlarda "Edincikkarası" denen kara üzüm yetiştirilir. Buraya Osmanlılar'dan yerleştirilen Pomak köylüler sıksık sikke bulurlar. Son dönemde de M.Ö.&amp;nbsp;&amp;nbsp;4.yy'a ait üç mezarı açığa çıkardılar. Eski Çağ'da tüm&amp;nbsp;&amp;nbsp;bölge Kyzikos egemenliği altındaydı, ancak M.Ö.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;74' te Romalılar bölgeyi Bithynia Krallığı'na bağladılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bandırma , bugün 77500 nüfuslu bir şehirdir. Demir yolunun başlangıcı ile önemli bir liman olup tüm bölgenin ticareti buranın üzerinden gerçekleşir. Bu özelliğine Arktonisos' u (Kapıdağı Yarımadası) karşıdaki Asya kıyılarına bağlayan berzahın da katkısı vardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kyzikos yakınlarında, doğuda yer alan Greko-Romenler'in Bandırma'sı tarihi bakımdan fazla önemli sayılamaz, çünkü onlara ait çok az tarihi kalıntı bulundu. Burada yaşamış eski Rumlar'ın anlattığına göre buradaki kumsallı koya yerleşen çobanlar, buraya Panosormos(Pan'ın koyu) demişler. Hellence'de Panos "Pan'ın", "ormos" ise "koy" anlamındadır. Bu sözcüklerin zamanla evrilmesiyle "Panormos" adı ortaya çıkmış. Burada Papaz Nikiphoros' un 1470' te kurmuş olduğu küçük Agia Triada manastırından&amp;nbsp;&amp;nbsp;çok az kalıntı kalmıştır. Maalesef , çok önemli bir sanat eseri olan başsız bir heykeli papaz bir lira karşılığnda bir Alman veya İngiliz turiste sattı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Küçük ve önemsiz bir köy olan burası Osmanlı devrinde Bursa Paşası'nın atadığı&amp;nbsp;&amp;nbsp;bir Ağa , bir Kadı ve bir Müftü tarafından idare ediliyordu. 1875 yangınında tamamen harab olan yerleşmenin &amp;nbsp;nüfusu 5.000 kişiyi&amp;nbsp;&amp;nbsp;geçmiyordu.&amp;nbsp;&amp;nbsp;“Rumların ekserisi esnaflık , denizcilik ve bağcılıkla uğraşıyordu. Halbuki Türkler emlak sahibi , Bey ve Ağa olarak vakitlerini kahvehanelerde geçiriyordu. Köyün meclisine bir Ermeni ve bir Rum çorbacı da seçiliyordu. Evlerin ekserisi tek, çift veya üç katlı olup tahtadan yapılıydı ve yangınlardan büyük zarara uğruyordu. Taştan yapılı bodrumlar depo olarak kullanılırdı. Kuyuları olmayan yerlerde ise büyük sarnıçlarda su toplanırdı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Büyük yangından sonra şehir yeni baştan kurulunca , önemli coğrafi yeri sayesinde hızla ilerledi ve otuz sene içinde nüfusu 30 bine vardı. Ayrı&amp;nbsp;&amp;nbsp;bir mahallede yaşayan ve nüfusun üçte birini teşkil eden Rumlar ticaretle uğraşırdı. İleri görüşlü ve çok çalışkan olan Bandırmalı Rumlar'ın 3 kilisesi vardı; Theotokos , Agios Dimitrios ve Agios Georgios kiliseleri... Aynı zamanda ilkokullarında 200 öğrenci ve 80 yuva çocuğu eğitim görmekteydi. Rumların bu bereketine Avrupa'nın büyük limanları ve İstanbul'la yaptıkları ticaretin büyük rolü oldu. Bir yılda 100 den fazla gemiye deri buğday, yulaf , çavdar , bakla, arpa, keten tohumu, meşe palamudu ve Sultançayır madeninden boraks yükleniyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Eskiden köprüyle Anadolu kıyısına bağlanan Arktonisos (Kapıdağı) Bandırma'nın karşısında yer alır. Daha sonra kumla dolmuş bir dar geçitten karşıya(Kapıdağı'na) geçilebilir. Kyzikos( Kapıdağı yarımadası kastediliyor) yarımadasının en önemli şehri Artake (Erdek), Kyzikos kalıntılarından 10 kilometre mesafede kurulmuştu. Karşısında küçük Kira Panagia(Zeytinliada) adası Artaki'yi batı rüzgarlardan koruyordu ve aynı zamanda gemiciler için bir barınaktı. Iason' ın arkadaşları (Argonautlar) efsaneye göre, bu yerde barınarak Argo gemisinin, denizden yıpranmış eski demirini değiştirmişler. Stephanos Byzantios , yanında bir pınar bulunan Aphrodit tapınağını Miletliler'in bu kolonisindeki kıymetli bir eser olarak anlatıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Fırtınalı günlerde , Kapıdağı yarımadasını ana karaya bağlayan köprü deniz dalgaları ile kaplanınca , Kyzikos Metropolitliği'inin merkezi olan Artake'ye geçilmez olurdu.&amp;nbsp; Zeybek kökenli Türk bekçiler bu köprüyü geçenlerden para alırdı.&amp;nbsp; Büyük sarıkları ve kısa donları ile silahlı olarak bekçilik yaparlardı. Derven ağa ise bir halı üzerinde otururdu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bizans devrinde Artaki(Erdek) şehrinin THEOTOKOS isimli kilisesi namlıydı. Bu kilise belki de adacık KERA nın üzerinde bulunuyordu. İçinde meşhur Panayia (Meryem Ana) ikonası vardı , Kantakuzinos un anlattıklarından Andronikos Paleologos Bey 1328 yılında burasını ziyaret etmişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Erdek'in görkemli metropolitik kilisesi LEVENTİSTRA mevkiinde bulunuyordu. Rivayete göre, bu kilisede 610 yılında Kyzikos metropoliti, Stephanos Herakleios'a tacını giydirmiş ve bu taç kilisede kalmıştı. Olay&amp;nbsp; Herakleios'un tiran (zulüm yapan) Phokas 'ı tahtından devirmek için Libya'dan İstanbul'a giderken , Abydos'ta metropolitle karşılaşmasından meydana geldi. Burada yaşayan 8500 Hellen'nin denizcilerin koruyucusu sayılan Ayios Nikolaos kilisesinden başka bir de Ayioi Theodori kilisesi vardı. İlkokulda 350 öğrenci, kızlar okulunda 75 kız öğrenci ve yetimhanede 150 çocuk vardı. Buradaki halk balıkçılık ve tarımdan başka ticaretle de uğraşıyordu. Erdeklilerin 60 yelkenli gemisinden yalnız bir tanesi bir Türk'e aitti. Bunun da mürettebatı Hellen idi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Merkezden biraz uzaklaşırken, 20 dakika yayan olarak , Ayios Andreas kiliseciği bulunuyordu.&amp;nbsp; Bir başka küçük kilise de, Apostol mesiresi'nde büyük çınarlarla kaplı pınarın ötesinde bulunuyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Erdek'in kuzeyinde ilk karşılaşdığımız köy, Aloni(Paşalimanı) adasının Huhlia mevkisinin tam karşısında bulunan Gonia(Ocaklar) köyüdür. Buradaki, denizcilerin korkusu olan boğaz, daimi bulutlu olan Klapsi dağının tepesinden gelen rüzgarlardan&amp;nbsp;&amp;nbsp;korunamıyordu. Denizcilerin&amp;nbsp;&amp;nbsp;Gonia köyünü Roda’ dan (600 nüfuslu bir Rum balıkçı köyü) ayıran Küçük ve Büyük Karidi burunlarından heyecanla geçmelerinden dolayı “heyecan” anlamına gelen “agonia” kelimesinden türemiş “Gonia” ismini almıştır 1500 nüfüslu bu köy. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Roda köyünde, &amp;nbsp;Ayios Dimitrios kilisesi ve Ayios Nikolaos kiliseciği bulunuyordu.Kuzeyde,bir saatlık mesafede, 1200 nüfuslu, iki kiliseli Haraki isimli şarapçı köyü bulunuyordu. Kuzeydoğudaki tepede, mezarlığa bitişik bir ortaçağ kulesi ve biraz daha ileride , Faflimi mevkiinde, Ayios Yeorgios ve Ayioi Apostoli kilisecikleri vardı. Tam karşılarında, deniz ortasında Likos (kurt) ve Provatina (dişi koyun) adlı iki resif (deniz kayası) ve daha ileride ıssız adacık Khalkos (bakır) vardı. Köyün içinde, içi duvar ikonalarıyla dolu yeraltında yapılmış ilk hıristyanlık yıllarından kalma Panayia kilisesi vardı.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yukarı&amp;nbsp;&amp;nbsp;ve aşağı Drakunta mahallelerine yaklaşmak için iki saatten fazla yol yürümek lazımdı. Çünkü, günümüzde olduğu gibi, tehlikeli ve sapa yerdeydiler. Buradaki halk, dar fakat çok verimli bu&amp;nbsp;&amp;nbsp;toprak parçasında, karpuz, kavun ve soğan yetiştirip bunları çektirmelerle taşıyıp İstanbul pazarlarında satardı. Çevrede, Ayios Yeorgios ve Panayia Dekapentistria kiliselerinden başka, Ay Dimitri, Ayia Paraskevi, Ayioi Theodori, Ay Yanni, ve Ayia Triada kilisecikleri vardı. Bugün kalıntıları bile kalmamış. Drakunta ile Vathi arasındaki dar ve zor geçilen patika yüzünden buradaki halk deniz yolunu tercih ederdi. Zaten Vathi’ dekilerin de önemli miktarda küçük yelkenli gemileri vardı ve bunlarla, yetiştirdikleri soğanları, kocaman kabakları, üzüm ve zeytin gibi mamülleri hatta odun ve odun kömürü taşıyıp Haliç’in Pazar iskelelerine teslim ediyordu. Köyde, nüfus mübadelesinden önce, 750 Rum yaşıyordu. Oradaki tepede Ayios Nikolaos ve Panayia Sklithru kilisecikleri vardı. Tepenin doğusundan ilerleyerek, yarım saatlık yürüyüşten&amp;nbsp;&amp;nbsp;sonra Atsipolo vadisine varırız. Orada Ayia Triada manastırının kalıntıları var. Üç saatlık yoldan sonra da 600 nüfuslu Katakopos köyüne varılır ki nüfusun tümü Rum denizcilerden oluşur. Bu köyün halkı büyük kayıklarıyla Ege’den Karadeniz’in ucuna kadar seyahat ederlerdi. Köydeki Kimisi tis Theotoku kilisesinin ön cephesinde kabartma mermerden yapılmış&amp;nbsp;&amp;nbsp;3 cazibe tanrıçası&amp;nbsp;&amp;nbsp;ve&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;9&amp;nbsp;&amp;nbsp;müzik perisi çizilmişti. Birinci Büyük savaşta (kanaatimce birinci Dünya savaşından bahsediyor) Türk makamları Katatopos luların 30 yelkenlisine el koydu. Bunlar da müttefik denizaltıları tarafından batırıldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-fhDuRpi71bU/TzT-8fZqpaI/AAAAAAAAA1I/EzOqV6u6Q6A/s1600/image2VV.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-fhDuRpi71bU/TzT-8fZqpaI/AAAAAAAAA1I/EzOqV6u6Q6A/s1600/image2VV.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Ormanlı Köyü'nde bulunan kabartmanın merkezinde Kharitler betimlenmiştir &lt;/td&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Denizle paralel, üç saatlik bir yürüyüşle , mübadeleden önce 1000 Rum nüfuslu olan Langada şehrine varılır. Oradaki vadide bitişik iki kilise , Panayia ve Ayios Athanasios vardı. Köyün doğusunda Dindimo dağının Tsavli veya Tsauli ismiyle bilinen en yüksek tepesi var. Tsauli ismi antik Kyzikos halkının taptıkları Kybeli tanrıçasından gelmelidir. Çevredeki yer isimlerinden Ayiolia, Ayia Anna manastırı, Panayiça manastırı, biraz ilerisinde bir harman yeri, Karkalani, biraz daha uzaktaki Zigra, Vuçumeyia, Epano Milos (yukarı değirmen) ve Ayia Paraskevi manastırını hatırlayalım. Takriben iki saatlık mesafede Langada’nın doğusunda Diavati köyü bulunurdu. Köyün nüfusu yarısı Türk yarısı Rumdu. 50 ailelik halkı odunculuk&amp;nbsp;&amp;nbsp;ve balıkçılıkla uğraşıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Diavati’nin doğusunda küçük bir Rum köyü olan Kasteli de Ortaçağ kulesinin kalıntıları vardır. Köyde yaşayanlar, bir efsaneye göre, dedelerinin Meis adasından buraya göç ettiklerine inanıyordu. En doğudaki Kapsala burnunu geçtikten sonra, Ayios Andreas, Meksa ve Ay Yorgi ıssız adalarının tam karşısında meşhur Makrialo(uzun&amp;nbsp;&amp;nbsp;sahil) ile Mihaniona bulunuyordu. Antik devirde kayalardan meydana gelmiş dalgakıran Mihaniona yı kuzey rüzgarlardan koruyordu. Nüfusu 1600 kişi,hepsi Rumdu ve ekserisi denizci, balıkçı veya gemiciydi, ve&amp;nbsp;&amp;nbsp;buradan bir saatlık mesafede bulunan Peramos köyünün balıkçılarıyla devamlı rekabette bulunuyorlardı. Mihaniona da 3 kilise vardı; dalgakırandaki Ayios Nikolaos, Mesahori deki(Ortaköy) Ayios Nikolaos ve Ay Yorgi Kavalaris. Aşağıda, Makrialos kıyısında Panayia Kanalis manastırı vardı. Burada Paskalya bayramından sonraki Cuma günü Peramoslularla birlikte müşterek panayır yapılırdı. Panayırın sonunda güreş oyunları düzenleniyordu. Bu oyunlarda, iki köy arasında büyük rekabet olup hangi köyün en büyük pehlivanı kazanacağı merakla takip ediliyordu. Biraz daha yüksekte, bostanların arasında Ay Yorgi Dafnis manastırı vardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yerli bir efsaneye göre,Peramoslular eskiden Mikrohori yerinde denizden uzak yaşıyordu. Orada hala bazı evlerin ve kilisenin kalıntıları var. Efsaneye göre, kıyıya doğru göç etmeye karar verdikleri zaman, iki koyun kesip, birini bugünkü köyün yerinde bir ağaca astılar, öbürünü de Pithari denen yerde başka bir ağaca astılar. İki koyundan hangisinin daha uzun zaman kaldığı yerde yeni Peramos’u (bugünkü mevkide) kurdular. Başka bir efsaneye göre ise, Peramoslular esasında Giritli olup, oradaki Türk ağalardan çektikleri eziyetten kurtulmak için Mihanionalılarla birlikte Girit’in Hania şehrinden buraya göç ettiler ve geri dönmemek üzere yemin ederek yeni geldikleri yere&amp;nbsp;&amp;nbsp;“ Mi – Hania “ (yani hayır artık Hania) adını vermişler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Artaki’den (Erdek) sonra Kyzikos yarımadasının en büyük kasabası&amp;nbsp;&amp;nbsp;olan Peramos un 3 büyük kilisesi,11 kiliseciği ve beş sınıflı erkek ve kız okulu vardı. Burada nüfus 3500 Rum’dan ibaret olup 12 kişilik bir heyet tarafından idare ediliyordu. Şehrin rüzgarlardan korunan limanı olduğundan İstanbul – Bandırma gemileri buraya sık sık uğrardı. Bugünkü hali can sıkıcı bir durumda. Kalenin etrafında toplanmış küçük bir köy halindedir. Yalnız Papadopulios (okulun kurucusunun adı) okulu ve Taksiarhis kilisesinin çınarları altındaki çeşme yerinde duruyor. Burada, eskiden, Faneromeni panayırında, Paskalya bayramında ve Apokria da büyük eğlenceler olurdu. Aynı zamanda, bu meydanda, Karadenizden balık dolu kayıklarıyla dönen balıkçılar eğlence kurup, Diavati lerilerin davul sesiyle zeybek havası oynarlardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Meşhur Panayia (mucizeleri Kyzikos yarımadasının dışına kadar duyulmuştu) panayırına gelmek için İstanbul’dan binlerce ibadetçi, Ağustosun ilk günlerinden , özel gemiler kiralayarak Peramos a kadar gelip, oradan beygirlerle manastıra kadar giderlermiş. Bütün bu zamanda Peramos 15 Ağustos’tan başlayıp 23 Ağustos’a kadar süren devamlı bir bayram havası yaşıyordu. Hatta Ağustosun son günlerine kadar devam ederdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-3HNBFHQT3K0/TzRVS8Wyy3I/AAAAAAAAA0w/u17la6fJSXw/s1600/hp_scanDS_11916395024.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="346" src="http://3.bp.blogspot.com/-3HNBFHQT3K0/TzRVS8Wyy3I/AAAAAAAAA0w/u17la6fJSXw/s640/hp_scanDS_11916395024.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Faneromeni Manastırı, Kirazlı Yayla&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Faneromeni manastırı Dindimo ve Arktos( ayı) dağları arasında yer alıp Peramos tan bir buçuk saat mesafedeydi. 1895 te yapılan restorasyondan sonra iki katlı büyük bir taş binaydı. Keşişler ve ibadetçileri konaklayacak 99 odası vardı. Manastırın özel bir kısmında Panayia(Meryem ana) nın ikonası yerleştirilmişti. Bir efsaneye göre, Bizans’ta(İstanbul’u kastediyor) ikonalarla ibadet etmeye karşı kalkınanlardan bu ikonayı kurtarmak için bir keşiş onu alıp Karadağın karşı tarafına geçerek Peramos a getirdi. Kilise antik devirdeki tanrıça Kybele tapınağı kalıntıları üzerinde imar edildi. Kedrinos’un yazdığına göre, Kybele tapınağı imparator Zinon devrine kadar&amp;nbsp;&amp;nbsp;yerinde olup, Zinon onu Panayia kilisesine çevirdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Faneromeni de son panayır 1921 yılının Ağustos ayında kutlandı. Konakta Yunan bayrağı dalgalanıyordu. O güne kadar çekilen eziyetler ve sürgünler unutulmuştu. Kimsenin aklından, bir sene sonra çetecilerden kurtulmak için,&amp;nbsp;&amp;nbsp;hepsinin kıyılarda bohçaları ve hayvanlarıyla vapurları,&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cimcimi ve Dalyancı’nın kayıklarını bekleyecekleri geçmemişti. Vapur geldiğinde Panayia’nın ikonasını kurtarmak için kiliseden almaya gidenler başkeşişin onu önceden Artaki ye göndermiş olduğunu öğrendiler. Oradan da İstanbul’a taşınıp Patrikhane’ye teslim edilmiş. Günümüzde Patrikhane’de Ayios Yeoryiosun ikonasının yanında yer alıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-OvIK2UHix_k/TzRWLbez2XI/AAAAAAAAA1A/HyC2yMPiaOg/s1600/hp_scanDS_11916435337.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-OvIK2UHix_k/TzRWLbez2XI/AAAAAAAAA1A/HyC2yMPiaOg/s320/hp_scanDS_11916435337.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kyzikos yarımadasının batı kıyılarına çok yakın, Roda ve Gonia arasındaki boğazın tam karşısında Prokonnesos adalarının (Marmara adaları) dört büyük adasından biri olan Aloni adası (Bizanslılar’ın Avlonia ve Osmanlılar’ın Paşalimanı adası) bulunuyor. Üzerinde insanların yaşadığı diğer adalar Afisia , Kutali&amp;nbsp; ve Prokonesos (ismini bütün bu ada grubuna veren Marmara adası) var. Bunların yanında &amp;nbsp;ıssız adalardan Fanari , Agenisos (Hayırsız ada), Provatonisi , Mamalias , Gera adaları ve bunlardan başka Ay Nikolas, Manolo ve kutruzi kayaları vardır. Mitolojiye göre tanrıça Rea, Zeus’u kurtarmak için Marmara adalrından bir taş alıp Kronos’a yutturdu.&lt;/span&gt;&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Times";}@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }p { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 10pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1;&lt;/style&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Aloni adasının (Avlonya) ismi 20 asırdan beri hiç değiştirilmedi. Yüzeyi tepesiz bir ada olup korunaklı bir limanı var. 200 hanelik merkez köyünde&amp;nbsp;850 Rum&amp;nbsp;&amp;nbsp;yaşıyordu. Adanın diğer köyleri ise 650 nüfuslu Vori, 1000 nüfuslu Skopia ve 400 nüfuslu Huhlia idi.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Aloni adasında Aynaroza veya Kudüs Patrikhanesine&amp;nbsp;&amp;nbsp;ait çok manastır vardı. Bunlardan en ünlüsü , cennet olarak anılan ,Ayia Paraskevi manastırıydı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;Yorgo K.: Sayfa 25 burada sona eriyor&amp;nbsp;&amp;nbsp;26 ve 27 sayfalar Marmara adaları grubundan bahsediyor.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Size onu da çeviriyorum.&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;MARMARA ADALARI GRUBU&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Afisia (veya Ofiusa) adası ismini üzerinde çok yılanın yaşadığından almış (ofis Yunanca’da yılan demek). İki köyü vardır. Biri Merkez Afisia; 1200 nüfuslu bir Rum köyüdür ve Theotokos isimli bir kilisesi vardır. Öbür köyü , 700 nüfuslu Araplar ise bir Türk köyüdür. Adanın en güneydeki ucunda Ayios Yeorgios kiliseciği vardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Patrik Anthimos VI.&amp;nbsp;&amp;nbsp;nın memlekti olan Kutali adasında, meşhur zenginlerden Vlastos ve Zaharof ta doğup büyümüştü. İkisi de ticaret ve denizcilikten çok zengin olmuşlardı. Zaten bu küçük adanın ticaret donanması meşhurdur. Adanın şekli ters dönmüş bir kaşığa benzediğinden&amp;nbsp;&amp;nbsp;Kutali (Yunancada kaşık demek) olmuştur. Çevresi 8 kilometre kadardır. Nüfusu 2000&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;hepsi denizci Rumlar dan ibarettir. Kiliselerinden biri Kimiseos, diğeri ise kalıntıları hala kıyıda bulunan Ayios Nikolaos tur. Üçüncü bir kilise ye Rodon Amaranton (kurumayan gül) ismi verilmişti. Bu kilise antik kalıntılar üzerinde imar edilmişti.1867 yılındaki restorasyonundan yer altından birçok antik heykeller çıkarılmış. Hatta birtanesi mezartası üzerinde gofre olarak yontulmuş bir Romalı jokey !&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu adalar grubunun en büyüğü Prokonnesos (Marmara adası) adasıdır. Dağlarında çok geyik yaşadığından (Yunancada Prokos geyik demektir) adaya bu isim verilmiş. Adanın çevresi 60 deniz mili ve yüzölçümü&amp;nbsp;&amp;nbsp;130 kilometredir. En yüksek tepesi Psili Rahi 720 metre. Buraya yerleştirilen göçmenler, ısınmak için ormanları kesip yakmışlar. Adanın merkezi Marmara köyünün limanı Petala önemli bir yerde olup eskiden Kyzikos limanına ve etrafındaki adalara girişi kontrol edebiliyordu. Adanın kıyılarında Prastio , Klazaki , Afthoni , Galimi ve Palatia&amp;nbsp;&amp;nbsp;yerleşmeleri vardır. 20.&amp;nbsp;&amp;nbsp;asrın başlarında merkezde Taksiarhon , Kimiseos ve Ayios İsidoros mahalleleri vardı. Merkezde 200 erkek öğrencisi olan ilkokul ve 100 kız öğrencisi olan kız okulu vardı. Bitişikteki Prastio köyünde Ayios İoannis Theologos, Ayios Theodoros ve Kimiseos kiliseleri vardı. Marmara adasının kiliseleri mubadeleden sonra kendi haline bırakılmıştır. 1935 depreminde de büyük hasra uğrayarak harabe haline geldiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; margin: 0.1pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Palatia köyünde iki mahalle vardı. Baş kilise Kimiseos olmak üzere , iki mahallenin kiliseleri Ayios Dimitrios ve Ayios Yannis idi. Köyün küçük okulunda 170 erkek ve kız öğrenci vardı. Marmara adasının tümünde tek kalmış olan Genna kilisesi bugün kapı ve pencereleri tuğlalarla kapatılmış duvarla duruyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #cccccc;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-7214991134902831223?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/7214991134902831223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2012/02/akilas-milas-propontida-cevirisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7214991134902831223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7214991134902831223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2012/02/akilas-milas-propontida-cevirisi.html' title='Akilas Milas - &quot;Propontida&quot;'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-fhDuRpi71bU/TzT-8fZqpaI/AAAAAAAAA1I/EzOqV6u6Q6A/s72-c/image2VV.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-5499984222526345941</id><published>2011-11-15T02:38:00.000-08:00</published><updated>2011-11-15T02:41:41.499-08:00</updated><title type='text'>HRANT İÇİN ADALET İÇİN BİR İMZA ...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://adaleticinsuretukeniyor.com//index.php" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-bDFIuI5Hgls/TsI92_1U6xI/AAAAAAAAA0o/wQ-yrQLloB8/s1600/banner.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #cccccc; font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;"Tarihin yazılmış sayfaları yaşanmışlıklara, beyaz sayfaları ise yaşanacaklara tekabül eder. Türk-Ermeni ilişkileri açısından da işte, asırlaradan gelen ve asırlara gidecek olan ortak yazgımız bir kez daha önümüzde. Atalarımız geçmişte kendilerine düşen sayfaları iyi kötü doldurdular. Asıl sorun bugün bizim bu sayfaları nasıl dolduracağımız."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #cccccc;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Hrant Dink&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-size: x-large;"&gt;5 Kasım 2005&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cccccc; font-size: x-large;"&gt;İmza kampanyası hakkında bilgi almak ve destek olmak için : &lt;a href="http://adaleticinsuretukeniyor.com//index.php"&gt;http://adaleticinsuretukeniyor.com//index.php&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-5499984222526345941?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/5499984222526345941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/11/hrant-icin-adalet-icin-bir-imza.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5499984222526345941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5499984222526345941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/11/hrant-icin-adalet-icin-bir-imza.html' title='HRANT İÇİN ADALET İÇİN BİR İMZA ...'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-bDFIuI5Hgls/TsI92_1U6xI/AAAAAAAAA0o/wQ-yrQLloB8/s72-c/banner.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-3468425545196283422</id><published>2011-11-11T06:50:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T00:15:18.310-08:00</updated><title type='text'>"Bestseller" Tezgahı, Light Edebiyatın Kışkırtıcı Kamuflajı!</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Taraf Gazetesi -Telesiyej&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;8 Kasım 2011&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Remzi Kitabevi'nde bakınırken, en çok satan kitaplar listesine takıldı gözüm, 15 kitaplık listede edebiyatla ilişkilendirebileceğim tek bir kitap vardı sadece.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Oysa son haftalarda yayımlanmış çok iyi hikaye kitapları ve romanlar olduğunu biliyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;(Hakan Bıçakçı, Yalçın Tosun, Ahmet Büke, Jose Saramago, Thomas Mann ilk aklıma gelenler.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ama durum bu işte...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ve bu kadar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Çünkü... ve bence:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Özellikle 12 Eylül'ün apolitikleştirme projesi sonucu neredeyse şuurunu kaybetmiş bir toplum dönemi yaşandı uzun süre. Bireyin de bu yönde ideolojik olarak kuşatılmasıyla ortaya bir tarafsızlık( taraf olmama) dalgası, hatta modası çıktı; gençler üzerindeki etkisi daha da belirgin olan bu apolitikleştirme, kendini daha çok kültürsüzleştirmede gösterdi bana göre; gençlik, gerçek edebiyat dışında neredeyse her şeyi okuyor bugün; internetten kuru bilgileri takip ediyor, ama gerçek şiirden, gerçek hikayeden, gerçek romandan bihaber!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Gerçek edebiyatın yerini STAR edebiyat aldı çünkü!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;"Benim anlamadığım şu ki birçok ülkede yazarlar pop starlar gibi birdenbire ortaya çıkıyorlar. On yıl gibi bir süre içinde de unutluyorlar," diyor Hollandalı yazar Cees Noteboom, Ahu Sıla Bayer'le Sabit Fikir dergisi için yaptığı söyleşide.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu öyle bir pop edebiyat ki, insanı düşündürmüyor; düşünmeyen insanda bir türlü taraf olamıyor; yani insanı insan yapan o muhteşem hasletle, 'homo politicus'lukla buluşamıyor bir türlü. Sistem, neredeyse insanın bu hasletini kazıyıp yok etmiş zira; soyutlama yeteneğini budamış, sıradan seçimlere yöneltmiş onu. Bestseller aslında bir tezgahtır zaten. Light bir edebiyatın sunulmasının kışkırtıcı kamuflajıdır. Ama her şeyden önce apolitik ya da politikayla bir miktar soslandırılmış bir edebiyatın aşılanmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Caes Noteboom, bu durumun altını bir isyan duygusuna sahip olarak kalınca çiziyor bence: "Ben insan yaşamına angajeyim, her şeyden önce. Bence insan yaşamı her ne olursa olsun politiktir. Bir kadınla erkek arasındaki ilişki de&amp;nbsp; politiktir aslında. Her şey angajedir."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Özellikle gençliğin, gerçek edebiyat metinlerini okuyabilmesi ve değerlendirebilmesi için apolitiklik tuzağından kurtulması gerekiyor galiba.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-3468425545196283422?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/3468425545196283422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/11/bestseller-tezgah-light-edebiyatn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/3468425545196283422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/3468425545196283422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/11/bestseller-tezgah-light-edebiyatn.html' title='&quot;Bestseller&quot; Tezgahı, Light Edebiyatın Kışkırtıcı Kamuflajı!'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-4338906049459386786</id><published>2011-10-29T15:50:00.000-07:00</published><updated>2011-11-12T04:04:59.294-08:00</updated><title type='text'>BANDIRMA'DA GÖREMEDİKLERİMİZ !</title><content type='html'>&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Times";}@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }&lt;/style&gt;     &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&amp;nbsp;YİĞİT OZAR &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;13- 16&amp;nbsp; Ekim tarihleri arasında TMMOB Mimarlar Odasının dördüncüsünü İstanbul’da düzenlediği Kent, Kültür ve Demokrasi forumunun açılışında Prof. Dr. Doğan Kuban taşranın kendi özgünlüklerini görmezden gelip İstanbul’u taklit etme hastalığından yakınırken, tabii ki Bandırma’dan kareler geçti gözümün önünden.&amp;nbsp; Bizi hangi saldırılardan koruyacağı belirsiz Bandırmalı “Rumeli” ve “Anadolu” hisarlarımız ile hangi boğazda hangi ana artere hizmet ettiği belirsiz “Boğaz köprümüz” bu karelerden en&amp;nbsp; belirgin olanlardı. Bu “özgün” ürünler taşranın İstanbul taklidinin “şaheserleriydi” belki de. Fotoğraflarını eklemeye utanıyorum ama ...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-xgjEsUMylyY/Tqx1LObF3BI/AAAAAAAAAyc/fLJh_CDqlVc/s1600/DSC06226.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="425" src="http://2.bp.blogspot.com/-xgjEsUMylyY/Tqx1LObF3BI/AAAAAAAAAyc/fLJh_CDqlVc/s640/DSC06226.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Peki Bandırma’nın özgünlüğü neydi? Bu sorunun yanıtı kültürel mirasımızda tabi görebilirsek! Bandırma’nın kültürel mirasının somut örnekleri büyük oranda 1900’lerin başından günümüze gelmiştir. Geçirdiği iki büyük yangının bunda etkisi büyüktür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;“Bandırma, kendi adını taşıyan körfezin güneybatısında kurulmuş bir kasabadır. On sekiz mahalleden oluşup on beş yıl önce çıkan ve bir iki mahalle dışında ötekileri tamamiyle ortadan kaldıran yangın felaketinden sonra düzgün bir harita (plan) çizilerek ve onun gereğince şimdiki evler inşa edildiğinden araları birbirine paralel ve düzdür. İskele başında ve Belediye Dairesi önünde yarım daire biçiminde bir meydancık olup kasabanın bütün sokakları buradan başlar. (...) Önündeki körfez yalnız doğudan açık bir boğazla Marmara’ya bitişmiş ve daire biçiminde olduğundan poyrazdan başka rüzgardan ve fırtınadan korunmuş ise de poyraz estiği zaman deniz tekneleri barınamadığından doğu yönünde 120-140 metre uzunluğunda bir kordon inşasıyla liman yapılması işi yerel belediyeye verilmiş ve şimdiye kadar 50 metrelik yere taş dökülmüştür. Liman ve rıhtım inşasıyla Balıkesir’e kadar bir de demiryolu uzatılacak olursa Bandırma’nın ufak bir İzmir olacağına kuşku yoktur.” Şerafettin Mağmumi, Bir Osmanlı Doktoru'nun Anıları: Yüzyıl Önce Anadolu ve Suriye, Büke Yayınları, İstanbul, 2001.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-HFPdf7OurBQ/Tqx1kBG8HJI/AAAAAAAAAyk/QE3x5NEcKzk/s1600/Eski_Bandirma+%2528189%2529.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-HFPdf7OurBQ/Tqx1kBG8HJI/AAAAAAAAAyk/QE3x5NEcKzk/s320/Eski_Bandirma+%2528189%2529.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #999999; font-family: Times;"&gt;Dr. Şerafettin Mağmumi’nin ön gördüğü “ufak İzmir” esas İzmir’e bir demiryolu ile bağlanmış durumda, bu demiryolunun Bandırma Manisa arasındaki ilk bölümü 1865 yılında tamamlanmış. Ülkenin en eski demiryolu hatlarından biri olan bu hatla elbette Bandırma’ya gar binaları inşa edilmiş ve demiryolunun Paşabayır mevkinin altından geçerek limana ulaşmasını sağlayacak olan tünel yapılmıştır. Son yıllara kadar liman tarafındaki girişinin taş fasadını görebildiğimiz bu tüneli şimdilerde beton fasadı ile görebiliyoruz ne yazık ki ... Üstelik üstünde yükselen sahte bir tarihin modern kalıntısı hisarlar da cabası!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8dHlB-AklS8/Tqx1zInl2pI/AAAAAAAAAys/OeQDYsbC4ks/s1600/HAYRI_2204.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-8dHlB-AklS8/Tqx1zInl2pI/AAAAAAAAAys/OeQDYsbC4ks/s320/HAYRI_2204.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bandırma’nın demiryolu mirasından devam edelim. Aşağı istasyon binalarının bölgesinde bulunan bir tarihi binanın tescillenmemiş olması o binanın yıkılabileceği anlamına gelmezdi elbet. Ayıp olan tescilsiz olduğu anlaşıldığında tescilenmesi için başvurulmaması binanın özgün haliyle değerlendirilmemesi fırsattan istifade yıkılmasıydı. Bu örnekte anlaşılıyor ki Bandırma’nın kültür envanteri eksikliği var, gözden geçirilmesi gerekiyor. Binaların tescil durumlarının yeniden değerlendirilmeli.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-OCjMy_ikfVs/Tqx2zNB8RUI/AAAAAAAAAy8/8sNKf-S8nKc/s1600/DSC06243.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-OCjMy_ikfVs/Tqx2zNB8RUI/AAAAAAAAAy8/8sNKf-S8nKc/s640/DSC06243.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Çelikspor&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Uzun yıllardır Çelikspor kulübü lokali olarak kullanılan gar binası her ne kadar kulüp lokali olarak ben dahil pek çok Bandırmalı’nın kişisel tarihinde önemli bir yere sahip olsa da, yönetimin bina konusundaki özensizliği harap olmuş çatısı, mimari ayrıntılarını tahrip eden eklentileri, uyumsuz parapetleri ile bu önemli bina şu anki işlevinde gün geçtikçe yok olmaktadır.&amp;nbsp; Binanın titiz bir restorayonun ardından sürekli bakımının en doğru şekilde yapılmasını sağlayabilecek bir işlevle sosyal hayata kazandırılması en doğrusu olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-YvapTpiH1Ok/Tqx3jTSGrLI/AAAAAAAAAzE/V5L9NUUaIwk/s1600/a+%2528164%2529.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="403" src="http://1.bp.blogspot.com/-YvapTpiH1Ok/Tqx3jTSGrLI/AAAAAAAAAzE/V5L9NUUaIwk/s640/a+%2528164%2529.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-geRO8J83RR4/Tqx4IlVuAbI/AAAAAAAAAzM/Phie7iNnQHk/s1600/DSC06232.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/-geRO8J83RR4/Tqx4IlVuAbI/AAAAAAAAAzM/Phie7iNnQHk/s320/DSC06232.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Türünün güzel örneklerinden iskele binası çevresindeki düzenlemeler sırasında yıkılan çay bahçelerinin tekrardan hemen hemen aynı konumda inşa edilmesi de üzücüydü. Bir zamanlar denizin içinde kalan bu binaya bu kadar yakın iki bina inşa edilmesi kıyı görünümü açısından yanlış bir uygulamadır. Bina tüm mimari özellikleri bir yana sırf Bandırma'ya sembol olmuş görünümü ile çevresinde oluşturulacak bir koruma halkasını hak ediyor. Ayrıca bu bina Çelikspor, eski dekanlık binası, Haydar Çavuş Camii ile birlikte Bandırma’nın silüetinin parçasıdır. Şunu da belirtmeliyim ki malesef özensiz bir restorasyonun kurbanı olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-4bXG4Dbd8pw/Tqx5Wu1Z2bI/AAAAAAAAAzU/116e_xmN-SE/s1600/DSC06241.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="425" src="http://3.bp.blogspot.com/-4bXG4Dbd8pw/Tqx5Wu1Z2bI/AAAAAAAAAzU/116e_xmN-SE/s640/DSC06241.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times; font-size: large;"&gt;“Bandırma’da otel taklidi birkaç han olup biz de deniz kenarındaki Bandırma Oteli’nde kaldık. Her türlü otel gereçlerinden yoksun ve odaları bir masa ve bir sandalye ile bir karyoladan oluşuyorsa da yatakları cidden pek temiz ve güzel takımlı idi.” Mağmumi, a.g.e, s.102.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;Mağmumi’nin söz ettiği otel yakın zamana kadar İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin dekanlık binası olarak kullanılan binamıdır bilemiyorum ama otel, kütüphane, üniversite ve hatta pavyon olarak bile kullanılmış bu bina birinci ulusal mimarlık(Neoklasik Türk Üslubu) akımının örneklerindendir. Umarım “polis evi” olarak kullanılacağı söylenen bu bina bundan sonra gerekli özenle restore edilerek kullanılır, ama gönül isterdi ki bu sembol yapı Bandırmalıların tümüne hizmet edebilecek bir kamusal işlevi sahip olsun.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;Pertevniyal Bandırma Hastanesi’de -eski Bandırma Devlet Hastanesi'nin kan bankası binaları ile gizlenen binası-&amp;nbsp; fark edilmesi nerdeyse imkansız hale gelmiş yapılarımızdan. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-O-um2sTAVz0/Tqx6Mb6CtaI/AAAAAAAAAzc/xHjxRzD_Pm0/s1600/a+%2528181%2529.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="392" src="http://4.bp.blogspot.com/-O-um2sTAVz0/Tqx6Mb6CtaI/AAAAAAAAAzc/xHjxRzD_Pm0/s640/a+%2528181%2529.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Pertevniyal Bandırma Hastanesi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;Bandırma İlköğretim Okulu’nun binasının nerdeyse her bir metrekaresinde farklı dönemlerden eklentiler görülür. Ne acıdır ki Milli Eğitim bu binayı başından beri gerekli titizlikle kullanmamıştır. Örneğin dışarıdan bakıldığında eğri büğrü görülen bahçe duvarlarının bir kısmı kaldırım altında kalmış alt kodlarının aslında özgün olduğunu alttaki fotoğrafları karşılaştırdığımızda kolaylıkla anlayabiliriz. Ama önünden geçerken aynı farkındalığa varmamız oldukça zor. Bu duvarların özgün haline dönüştürülmesi çok zor olmasa gerek. Binanın kare planının gittikçe uzun ve yamuk bir dikdörtgene dönüşmesine vesile olan eklentiler bir yana saçaklığın altındaki konsolların eksilmesi, pvc pencereleri, cephe düzenindeki değişiklikler, yok olan balkonlar yüzeyindeki kat kat yağlıboya diğer bozulmalardır. Önüne yapılan köprü ise binanın kıyı dan görünümüne engellemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-D8LFRtC6L_s/Tqx6m51pmkI/AAAAAAAAAzk/FTV1AroLe80/s1600/a+%2528345%2529.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-FumN_1yK064/Tqx_7n6kIkI/AAAAAAAAA0U/tZ-exrs18Bk/s1600/Snapshot+2011-10-30+01-37-12.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-FumN_1yK064/Tqx_7n6kIkI/AAAAAAAAA0U/tZ-exrs18Bk/s1600/Snapshot+2011-10-30+01-37-12.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Bandırma İlköğretim Okulu(Ortaokul)&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sEvmFrLIgEg/Tqx7NXlfGJI/AAAAAAAAAzs/14qNXly_dYo/s1600/DSC06193.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-0MIswOTAGOI/Tqx77kBnWFI/AAAAAAAAAz0/BPXwX5SMxlk/s1600/Slide1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="http://1.bp.blogspot.com/-0MIswOTAGOI/Tqx77kBnWFI/AAAAAAAAAz0/BPXwX5SMxlk/s640/Slide1.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;Bir zamanlar Rum cemaatin okul olarak inşa ettirdiği öğretmen evimizin halinden de bahsetmemek olmaz. Gerçi aşağıdaki fotoğrafla belgelediğimiz duvarı gördükten sonra artık kelimelerim bitiyor bu yapı için! Bir tarihi yapı üzerinde böyle bir uygulumanın kabul edilmesinin cehaleti bir yana estetik kaygılardan tümüyle uzak olan bu uygulamanın öğretmenevinde görülmesi yani öğretmenlerimizin eseri olması çok ürkütücü.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-KjvYp3kK7r4/Tqx8isiNxeI/AAAAAAAAAz8/6E_bqm7Aufo/s1600/DSC06209.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://4.bp.blogspot.com/-KjvYp3kK7r4/Tqx8isiNxeI/AAAAAAAAAz8/6E_bqm7Aufo/s640/DSC06209.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Öğretmenevi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Dokunmadıkça çözümü zorlaşan sorunlardan burada söz edeceğim son sorun yerleşim merkezinde inşa edilmiş ve dükkan olarak kullanılan onlarca yapının tabelaların ardında gizlenmesi, vitrin açılması için tahrip edilmesidir. Tabelalar sınırlandığında Bandırma çarşısının tarihi bir kimlik kazanacağına şüphe yoktur. Ara sokaklarda ansızın karşımıza çıkan evler ise “yıkılsın” diye bir umutla beklenmektedir sanki. Burada sadece göz önündeki belli başlı yapılardan örneklerle anlatabildiğim Bandırma’nın görmezden gelenin kültürel mirası görülmek istendiğinde, korunması ve anlaşılması için en ufak bir çaba harcandığında sanayi çağında kasaba - şehir arasında kimliksiz kalmış Bandırma’nın özgün kimliğinin çağın modernliği ile birlikte başarılı bir şekilde sergileyebileceğinden şüphem yoktur. &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;Mesela mülkiyeti belediyeye geçen elektrik fabrikasının &lt;u&gt;&lt;b style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;titiz bir restorasyonla&lt;/b&gt; &lt;/u&gt;kültürel yaşama kazandırılması, tabelaların azaltılması ve yapılarla uyumlu tasarımlarla değiştirilmesi ve hepsinden önemlisi envanter , tescil çalışmaların gözden geçirilmesi ile elimizde ne olduğunun farkına varılması iyi bir başlangıç olabilir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;u&gt;NOT&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;Titiz bir restorasyon: Bu yazıda "restorayon" sözcüğünün ısrarla "titiz" sıfatı ile anılmasının sebebi son yıllarda ülkenin her yerinde artan berbat restorasyon uygulamalarından ve Bandırma'da bu tip uygulamaların görülmesine duyulan korkudandır. Restorasyon tıpkı arkeolojik bir kazı ve ya bir cerrahın ameliyatı gibi ihtimam&amp;nbsp; gösterilmesi gereken bir iştir. Eski fotoğraflar, arşivlerdeki diğer evrağın gözden geçirilmesi, rölöve çalışmaları ile çok disiplinli bilimsel ekiplerin elinden çıkmalıdır. Bu konuda standartlar uzun yıllar tartışılmış nihayetinde uluslar arası geçerliliği olan "Venedik Tüzüğü" nde kayıt altına alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-9m7rv_WDO1U/Tqx9GB4vC-I/AAAAAAAAA0E/rjTNq7Upc9k/s1600/DSC06247.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://1.bp.blogspot.com/-9m7rv_WDO1U/Tqx9GB4vC-I/AAAAAAAAA0E/rjTNq7Upc9k/s640/DSC06247.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu iki dükkanın tabelalarını görmezsek !&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-uQOu6qM8yKg/Tqx9aA-xI7I/AAAAAAAAA0M/RJWf_ok9yk0/s1600/DSC06252.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-uQOu6qM8yKg/Tqx9aA-xI7I/AAAAAAAAA0M/RJWf_ok9yk0/s640/DSC06252.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Başak Pastanesi !&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;YİĞİT OZAR&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-4338906049459386786?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/4338906049459386786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/10/bandrmada-goremediklerimiz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4338906049459386786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4338906049459386786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/10/bandrmada-goremediklerimiz.html' title='BANDIRMA&apos;DA GÖREMEDİKLERİMİZ !'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-xgjEsUMylyY/Tqx1LObF3BI/AAAAAAAAAyc/fLJh_CDqlVc/s72-c/DSC06226.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-2702256140752980985</id><published>2011-07-13T07:55:00.000-07:00</published><updated>2011-07-13T07:55:21.946-07:00</updated><title type='text'>Neden Geldim Amerika'ya</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="28" style="clear: left; float: left;" width="335"&gt;&lt;param value="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtpOjQ7czo2OiJmaWxlSWQiO2k6MTUzMDA2ODc7czo0OiJjb2RlIjtzOjEyOiIxNTMwMDY4Ny0wOTYiO3M6NjoidXNlcklkIjtpOjIzODM0Njc7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMTA1Njc3NzA7fQ==&amp;amp;autoplay=" name="movie"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed height="28" width="335" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" src="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtpOjQ7czo2OiJmaWxlSWQiO2k6MTUzMDA2ODc7czo0OiJjb2RlIjtzOjEyOiIxNTMwMDY4Ny0wOTYiO3M6NjoidXNlcklkIjtpOjIzODM0Njc7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMTA1Njc3NzA7fQ==&amp;amp;autoplay="&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt; &lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;Neden geldim Amerikaya &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Tutuldum kaldım avare &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Şimdi bin kere pişmanım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Vakit geçti ah ne çare &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Ah Ah &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Gelmez olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Bilmez olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Tek seni şirin Amerika &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Görmez olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Gelmez olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Bandırma'nın kış denizi &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Gemileri dizi dizi &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Merhametin insafın yok mu &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Niçin mahzun ettin bizi &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Ah Ah &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Kaçmaz olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Aşmaz olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Tek seni cilveli Bandırma &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Kaçmaz olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Aşmaz olaydım &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; Söz,Müzik =Achilles Apollos &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-2702256140752980985?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/2702256140752980985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/07/neden-geldim-amerikaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2702256140752980985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2702256140752980985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/07/neden-geldim-amerikaya.html' title='Neden Geldim Amerika&apos;ya'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-8924161274296101347</id><published>2011-07-11T04:43:00.000-07:00</published><updated>2011-07-11T04:46:00.212-07:00</updated><title type='text'>EĞRETİ OKUMALAR</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="color: #f6b26b;"&gt;AYNUR ULUÇ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yollarda kitap okumayı çok severim. Bedenim coğrafyada yol alırken,  zihnim de alır bir yandan gözümden akıp geçen sayfalarda. Bu günlerde  elimde hep Gaston Bachelard’ın kitapları. Onun satırlarında kâh tarih  öncesi günlere gidip harfleri tutuşturuyorum, kâh en gizemli mekânları  düşlerken buluyorum kendimi. Bazen de takılıp kalıyorum bir cümlesinde.  İşte öyle bir sayfaydı o gün tramvayda okuduğum da. Cümlelerin içinde  bir gidiyor, bir duraklıyor ama bir türlü çıkamıyordum işin içinden.  Gaston amcam, imgelem ve eğretileme arasındaki ilişkiyi tersten düzden  anlatırken beynim anlamakta zorlanıyordu. Çok mu yorgundum, konu mu  zordu? Neyseki ilerki sayfalarda bu konuyu iyice açacağını söylüyordu da  içim rahatlıyordu. Kendime not olsun diye sayfanın kenarına “imge” ve  “eğretileme” yazdım ama sanki konuyu tamamen anlamış gibi bir edayla.  Yazmamla birlikte sağ tarafımdan gelen aceleci ve telâşlı bir sesle  sayfadan gözümü, içinde gezindiğim düşlerden algımı ayırdım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-UdAYZKBRWh8/ThriPSPwX2I/AAAAAAAAAyY/5w3UeRfFQFQ/s1600/270357_171064952959336_100001674971805_448712_5397339_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="232" src="http://4.bp.blogspot.com/-UdAYZKBRWh8/ThriPSPwX2I/AAAAAAAAAyY/5w3UeRfFQFQ/s320/270357_171064952959336_100001674971805_448712_5397339_n.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Todd Peterson&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;-Pardon, siz öğretmen misiniz?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;-Hayır…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;-Çok  özür dilerim ama okuduğunuz sayfadan kendimi alamadım. Farkı neymiş  şimdi imgelem ve eğretilemenin. Çok karışık görünüyor konu, nasıl  anlayacakmışız hangisi olduğunu?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Gülümsedim. Valla ben de  anlayamadım, dedim. O yüzden kendime not aldım ki, unutmayım  anlamadığımı. Şimdi benimle birlikte, siz de okumuşsunuzdur sanırım;  nasılsa yazar ilerki sayfalarda ayrıntılı olarak yeniden girecekmiş bu  konuya.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;- Tamam , o&amp;nbsp; girecekmiş de ben ne yapacağım şimdi... Bu durakta inmek zorundayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;-Kitabın ismini vereyim, bulup okumaya çalışın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;-Evet evet, bu çok iyi fikir bunu mutlaka öğrenmeliyim. Lütfen şu kartımı alın ve ne olur bana bildirin kitabın ismini.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Şaşkın  kalakaldım. Sanki adam, bir anda ortaya çıkmış ve yine bir anda da yok  olmuştu. Elimde tuttuğum kartvizite yöneldiğimde tramvay yeniden hareket  etmişti bile. İsim soyadın altında yazılı tanımlama her şeyin yanıtı  gibiydi:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;“Bilirkişi…”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Aynur Uluç&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="caption"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-8924161274296101347?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/8924161274296101347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/07/egreti-okumalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8924161274296101347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8924161274296101347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/07/egreti-okumalar.html' title='EĞRETİ OKUMALAR'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-UdAYZKBRWh8/ThriPSPwX2I/AAAAAAAAAyY/5w3UeRfFQFQ/s72-c/270357_171064952959336_100001674971805_448712_5397339_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-223318238370412635</id><published>2011-07-02T06:43:00.000-07:00</published><updated>2011-07-02T07:24:50.598-07:00</updated><title type='text'>Sivas'ın Yanık Köşesi</title><content type='html'>&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0zJcQM5dEkM/Tg8VDKHSNxI/AAAAAAAAAx4/2BlV9gyJRaA/s1600/asim_bezirci.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-0zJcQM5dEkM/Tg8VDKHSNxI/AAAAAAAAAx4/2BlV9gyJRaA/s1600/asim_bezirci.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Asım Bezirci&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Muhibe Akarsu - 35 yaşında&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Muhlis Akarsu - 45 yaşında&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Gülender Akça - 25 yaşında &lt;br /&gt;Metin Altıok - 52 yaşında&lt;br /&gt;Ahmet Alan - 22 yaşında &lt;br /&gt;Mehmet Atay - 25 yaşında &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Sehergül Ateş - 30 yaşında &lt;br /&gt;Behçet Aysan - 44 yaşında&lt;br /&gt;Erdal Ayrancı - 35 yaşında &lt;br /&gt;Asım Bezirci - 66 yaşında&lt;br /&gt;Belkıs Çakır- 18 yaşında &lt;br /&gt;Serpil Canik - 19 yaşında &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; float: right; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4FBYhbPn3fU/Tg8VeW518VI/AAAAAAAAAx8/rn_iG7hGZq4/s1600/metin%252Balt%25C4%25B1ok.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-4FBYhbPn3fU/Tg8VeW518VI/AAAAAAAAAx8/rn_iG7hGZq4/s1600/metin%252Balt%25C4%25B1ok.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="color: #999999; font-size: small;"&gt;Metin Altıok&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Muammer Çiçek - 26 yaşında&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Nesimi Çimen - 67 yaşında&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Carina Cuanna - 23 yaşında&lt;br /&gt;Serkan Doğan - 19 yaşında &lt;br /&gt;Hasret Gültekin - 23 yaşında&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt; Murat Güneş Murat Gündüz&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Gülsüm Karababa -22 yaşında&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt; &lt;span style="color: #999999;"&gt;Uğur Kaynar - 37 yaşında&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="color: #999999; font-size: large;"&gt; Asaf Koçak - 35 yaşında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="color: #999999; font-size: large;"&gt; Koray Kaya - 12 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="color: #999999; font-size: large;"&gt; Menekşe Kaya - 17 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="color: #999999; font-size: large;"&gt; Handan Metin - 20 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="color: #999999; font-size: large;"&gt; Sait Metin - 23 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="color: #999999; font-size: large;"&gt; Huriye Özkan - 22 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="color: #999999; font-size: large;"&gt; Yeşim Özkan - 20 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jecwE4aUcFE/Tg8WodNb55I/AAAAAAAAAyI/QIRzhne8cSo/s1600/asaf_kocak2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-jecwE4aUcFE/Tg8WodNb55I/AAAAAAAAAyI/QIRzhne8cSo/s200/asaf_kocak2.jpg" width="180" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Asaf Koçak&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt; Ahmet Öztürk - 21 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt; Ahmet Özyurt - 21 yaşında &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt; Nurcan Şahin - 18 yaşında&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Özlem Şahin - 17 yaşında &lt;br /&gt;Asuman Sivri - 16 yaşında &lt;br /&gt;Yasemin Sivri - 19 yaşında &lt;br /&gt;Edibe Sulari - 40 yaşında&lt;br /&gt;İnci Türk - 22 yaşında &lt;/span&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span class="postbody" style="font-size: large;"&gt;Kenan Yılmaz - 21 yaşında &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sizin hiç babanız yandı mı?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Zeynep Altıok Akatlar&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Birgün 1 Temmuz 2011&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;" Siz sayın devlet yöneticileri nasıl ki 18 yıl önce günler öncesinden  planlanan kalkışmanın piyonu olan binlerce kişinin 35 insanı diri diri  yakışını 8 saat boyunca eliniz kolunuz bağlı izlediniz, öyleyse bugün  orada kayıplarının yasını tutan birkaç yüz kişinin otelin önünde  toplanarak karanfil ve türkülerle acılarını paylaşmalarına ve o meşum  günü hatırlatmalarına mani olamazsınız! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Siz ki cumhuriyet  tarihinin en insafsız ayaklanmalarından birinin temelinde yatan bu  ortaçağ zihniyetine göz yumdunuz, siz ki bu katliamın ardından adil bir  hukuk süreci işletmediniz, sadece kalabalıktan göstermelik olarak  topladığınız sanıkları yargıya taşıdınız, elebaşlarının örgüt  liderlerinin peşine düşmediniz, siz ki ‘sözde’ aranan firari sanıkların  T. C. Sınırları içinde evlenmesine, askerlik yapmasına, ehliyet almasına  olanak sağladınız, siz ki bir insanlık suçunu zaman aşımı ile yüzyüze  bırakacak altyapıyı sağladınız, siz ki 18 yıldır eyleme geçen cehalet  ile savaşmadınız, Sivas katliamının ardında kalan karanlıkları  aydınlatmadınız! Öyleyse bugün bu insanların senede sadece bir gün -o da  kendi başlarına geldiği için- toplanmalarını yasaklayamazsınız. O günü  tekrar yaşamak bile ne kadar ağırdır bilir misiniz?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sizin hiç  babanız yandı mı? Hiç evladınız öldü mü? Siz kimi o otelden uzak  tuttuğunuzun farkında mısınız? Oradan uzak tutamadıklarınızı adaletten  uzak tutmayı pekâla biliyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;(...)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Son söz : &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;"Bağırsam neye yarar, nasılsa duymazlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;İçimde cesetler ve daha ölmemişler var."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Zeynep Altıok Akatlar&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1309530276&amp;amp;day=01&amp;amp;month=07&amp;amp;year=2011"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;(Devamını okumak için &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1309530276&amp;amp;day=01&amp;amp;month=07&amp;amp;year=2011"&gt;Birgün- 1 Temmuz 2011&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; float: right; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-JdyS6M75Hn4/Tg8FtopuLhI/AAAAAAAAAx0/Bt4KVFkqcKw/s1600/htmup21szt19ac3whn8hf.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-JdyS6M75Hn4/Tg8FtopuLhI/AAAAAAAAAx0/Bt4KVFkqcKw/s320/htmup21szt19ac3whn8hf.jpg" width="248" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Behçet Aysan&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #f6b26b;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;Aşk Dediğin Haram Olurdu, Bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; metin altıok’a... behçet aysan’a...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-4BCqcilj2OQ/Tg79iu96D6I/AAAAAAAAAxw/gXOTrQNag8s/s1600/260583_10150227691964032_642574031_7154836_5920110_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="269" src="http://3.bp.blogspot.com/-4BCqcilj2OQ/Tg79iu96D6I/AAAAAAAAAxw/gXOTrQNag8s/s320/260583_10150227691964032_642574031_7154836_5920110_n.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;gözümü karartıp düşlediğimde üç telli bağlamadır Sivas&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;bir efsaneye göre abdalların türkülere ricası&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;eski bir rivayete göre, yangın sıcağından çok önce&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;soğuk Erzurum’luydu da Sivas’ta otururdu,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ateşi doğru, yangını yanlış hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;lokman’ı behçet, behçet’i lokman hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;külün ana fikrini gittim, ateşin imlasını kendim bildim,&lt;/span&gt;&lt;br style="color: #999999;" /&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt; şiirine devlet olmayan şairleri içim bildim&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;şairden ve şiirden zarar etmeden çok önceydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;masalları uyutup evden kaçan çocuktu hayat&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;imge yangından, şair devletten hızlı yayılırdı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;şarkılardan ve türkülerden zarar etmeden evveldi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;en son, bir bildirinin doğu’sunda görmüştüm behçet’i&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;en ilk, yeni türkçe bir pankartın ayak ucunda&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;tasarlanmış bir girit hüznüydü de,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;telaşsız ege’ye aşkdeniz aşısı yapıyordu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;haram kuşlarla altını çiziyordu dumanlı gökyüzünün&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;şiirlerle sağlamasını yapıyordu pir sultan’ın&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu evvel, ağız mızıkalı on üç yaşında salıncakta salacak&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu sonra, aynı koğuşta leyli meccani talebe&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ve siyasi tutuklu selimiye kışlası hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;gaybın anahtarları şairlerin elindedir, diyen yalvacı&amp;nbsp; gözbağcı bildim&lt;br /&gt;davayı divana bırakmadım, kendimi muhammed’e davacı bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;feveran bir şehirden zarar etmeden çok önceydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;gayri resmi bir hatıranın taşrasında görmüştüm onu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;behçet’i ilk, hayatı, üç başından üç ortasından üç sonundan&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;şiire dönüştürmenin serçe telaşında hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;lokman’ı behçet, behçet’i lokman hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu en ilk, kıyıya varmaya üşenen denizin elinden tutarken&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu en son, aslı’sının suretinde ateşi temize çekerken hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;dağlardan ve devrimden zarar etmeden evveldi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;bir kürt çocuğa şiirlerle mem-u zin aşısı yapıyordu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu evvel, suretine velvele düşmüş narhsız bir gül,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu son, biri vesveseli iki hisseli iki gönül hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;bütün suların tuz’a çekimli olduğunu geç bildim&lt;br /&gt;tek hücreli, çifte minareli halkı suya üşengeç bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;sözümü külleyip rüyalandığımda şuara suresi’dir sivas&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;bir efsaneye göre türkülerin abdallara gönül borcu &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;sure’den ve suret’ten çok önce, eski bir aşığa göre&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;aşk hiçbir yerliydi de, berceste mısralarda otururdu,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;aşkı doğru, aşıkları yanlış hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;metin’i süveyda, süveyda’yı metin hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu evvel, iyi şairler iki kere asılırmış cümlesinde pir metin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu son, ateşin susuzluğuna çare arayan mecnun hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;yalvaca kafiye, katile sahabe şairi, sureye işbirlikçi bildim&lt;br /&gt;şairden çekildim, araf’ı ve arafat’ı cehenneme günübirlikçi bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ipek ve kılabtan’dan zarar etmeden çok önceydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;vahyin emri, ayetin kavliyle hece hece öldürülmeseydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;yangında ilk kurtarılacak aşkı ve leylakları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;aşk ödevi verecekti öğrencilerine altıok metin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;şiirimi sırlayıp düşlediğimde,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ilk çözümlemede bir kibrit çakımı soneler&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;son çözümlemede alaturka tragedyalardır altıok metin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;imge ile saçma arasında alkollü dost meclisi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ama bir misillemeyle öldürülmeseydi altıok metin,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;her aksak aşka ve her boynu bükük devrime&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;boynu bükük ve iyi kalpli baston olurdu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu evvel, felsefe’den yetim tarihten öksüz bingöl &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu son, kimlik kontrolüne takılmış ahmede hani&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu son, muğlak ve çocuk cemal süreya hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;akıntıya yürek çektim, şiiri her dem haram bildim&lt;br /&gt;ateş şairin tabiatına uygun, ölülerimi yaram bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ilk ölümden ve son semahtan zarar etmeden çok önceydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;kırgın desenlerinden sapardı bazı zamanlarda bize&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ateşin imla hatası üflemeli yangında öldürülmeseydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;her yıl doğu’ya ölmeye giden nafile kuşları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;parmakları mürekkep kınalı gerilla ölülerini&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;felsefe ödevi verecekti asi ve aksi öğrencilerine&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ve sonra damıtıp iç çekişlerini düz rakıya vuracaktı kendini&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;imkanlı içkiyi tarih düşecekti evlerin tersi sokak çocuklarına&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;sonra da, içinden dışına kaçarak kaktüs deseni çizecekti kardeşine&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ve her panele tek sözcükle katılacaktı: “şiir insanı sevmeye yarar”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;merdiveni kurtarılmış bölge, karaçalı sakalını ho amca hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu evvel, “hesap işi şiirler” yazan yönsüz bir kırlangıç&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu son, inceldiği yerden kokuşan halkın cinnetinde hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;ukkaz panayırında muhammed’i müjdeleyen şairleri sebep bildim&lt;br /&gt;ah gittim, uz gittim, bir aşk çekmeyi karşı ki dağlara edep bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;halik’ten ve halktan zarar etmeden çok önceydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;dağları şerbetle karıyordu, leylakla zamanı tartışıyordu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;onu ilk ve son, bedenini boşlukta iyilikle tamamlarken, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;yangını azad edip dumanları şiirlerle ovarken hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;kavimler kapısı’nın kilitli olduğunu anahtar bildim &lt;br /&gt;hatırlamak kuşlardır, dedim, şairi göğe makastar bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;közümü ağlayıp hallendiğimde cankırıkları’dır sivas&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;bir efsaneye göre şairlerin şiirlere ricası&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;içi dışından çok, hem tarih hem coğrafya bir aşığa göre&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;aşk galat-ı meşhurdu da, mağlup aşıklarda otururdu,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ateşi temiz, suyu cünüp, halkı beş vakit yanlış hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;kendine ve ötekine devlet olmayan şairleri ziynet bildim&lt;br /&gt;yangına yenilmişi köz, köze redif düşmüş sözü kıymet bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ateşten ve külden zarar etmeden çok önceydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;eski bir gramofona sağdırdığım müzikhal çocuklardı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;yağmurlardan ve kuşlardan zarar etmeden evveldi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;en ilk, şiirde peşrev olmaz ne çıkarsa aşk, hallerinde&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;en son, hissesiz kuşların ana fikrini sorarlarken&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ilk ve son, ateşin özgül ve özgür ağırlığını&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;tenlerinde sınarlarken hatırlıyorum onları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;devleti taammüden derin yanlış,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;yanlışı taammüden derin devlet hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;tarihten ve coğrafyadan zarar etmeden çok önceydi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;hisseli bir kabahatti siyaset, halk sürç-ü insandı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;evvel ve sonra, adlarına sikke bastırılacak aşıklardı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;metin’i ve behçet’i, haram şiir ve haram aşk hatırlıyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;aşk dediğin haram olurdu, iki, üç daha fazla kıssa bildim&lt;br /&gt;helal olunca aşk olmazdı, sivaslı veysel’den hisse bildim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;Sezai Sarıoğlu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Varlık Dergisi Temmuz 2002 sayısı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;form action="/ajax/ufi/modify.php" class="live_10150250431072398_131325686911214 commentable_item autoexpand_mode" data-live="{&amp;quot;seq&amp;quot;:17257107}" method="post" rel="async"&gt;&lt;input name="charset_test" type="hidden" value="€,´,€,´,水,Д,Є" /&gt;&lt;input autocomplete="off" name="post_form_id" type="hidden" value="c8689002232e8644e8f335e4422bd366" /&gt;&lt;input autocomplete="off" name="fb_dtsg" type="hidden" value="AQB0FTPu" /&gt;&lt;input autocomplete="off" name="feedback_params" type="hidden" value="{&amp;quot;actor&amp;quot;:&amp;quot;532542397&amp;quot;,&amp;quot;target_fbid&amp;quot;:&amp;quot;10150250431072398&amp;quot;,&amp;quot;target_profile_id&amp;quot;:&amp;quot;532542397&amp;quot;,&amp;quot;type_id&amp;quot;:&amp;quot;22&amp;quot;,&amp;quot;source&amp;quot;:&amp;quot;1&amp;quot;,&amp;quot;assoc_obj_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;source_app_id&amp;quot;:&amp;quot;0&amp;quot;,&amp;quot;extra_story_params&amp;quot;:[],&amp;quot;content_timestamp&amp;quot;:&amp;quot;1309593312&amp;quot;,&amp;quot;check_hash&amp;quot;:&amp;quot;c35e6b6412b26ca2&amp;quot;}" /&gt;&lt;span class="uiStreamSource" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:26}"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/erkmen.senan/posts/10150250431072398"&gt;&lt;abbr class="timestamp" data-date="Sat, 02 Jul 2011 00:55:12 -0700" title="01 Temmuz 2011 Cuma, 20:25"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/abbr&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/form&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-223318238370412635?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/223318238370412635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/07/sivasn-yank-kosesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/223318238370412635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/223318238370412635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/07/sivasn-yank-kosesi.html' title='Sivas&apos;ın Yanık Köşesi'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0zJcQM5dEkM/Tg8VDKHSNxI/AAAAAAAAAx4/2BlV9gyJRaA/s72-c/asim_bezirci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-4145515496787045200</id><published>2011-06-26T06:42:00.000-07:00</published><updated>2011-06-26T10:50:13.526-07:00</updated><title type='text'>Mr. William Shakespeare ile Arkeo - Edebiyat Fasılları</title><content type='html'>&lt;div class="wp-caption alignleft" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; width: 220px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="wp-caption-text"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;YİĞİT OZAR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="wp-caption alignright" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; width: 210px;"&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/shakespeare.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img alt="William Shakespeare" border="0" class=" " height="200" src="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/shakespeare.jpg" width="140" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;William Shakespeare&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="Prof.Dr. Ufuk Esin" height="200" src="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/ufukesin.jpg" style="margin-left: auto; margin-right: auto;" width="133" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Prof.Dr. Ufuk Esin&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="wp-caption-text"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sabahtan beri dört dönüyorum odamın içinde, baş ucumda Meryem Ana  ikonu niyetine Shakespeare portresi seyrediyor beni, heybetli bir salkım  söğüt ağacı perdeliyor penceremi, Gülhane Parkı’nda değilim ama Cherry  Hinton Parkı kuş uçumu tamı tamına onbeşnoktaiki saniye. Sonra bizim  Shakespeare’e bakarken Ufuk Esin’in yıllar önce &lt;a href="http://www.portreler.net/v1/page.aspx"&gt;Portreler Dergisi&lt;/a&gt;’ne  verdiği bir röportajı hatırlıyorum. Hoca, kendi tiyatro sevgisi  üzerinden Shakespeare ile arkeoloji arasında bir bağ kuruyor,  Shakespeare’in yapıtlarında geçmişe ilişkin sergilediği yaklaşımın bir  arkeoloğun titizliğini andırdığını ifade ediyordu. Richard Sennet, &lt;a href="http://www.metiskitap.com/www.metiskitap.com/Metis/Catalog/Book/4506"&gt;Ten ve Taş: Batı Uygarlığı’nda Beden ve Şehir&lt;/a&gt; kitabında Venedik’in Musevi Gettoları’nı incelerken Shakespeare’in “Venedik Taciri” üzerinden benzer çıkarımlara varıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu arada Sezai Sarıoğlu’nun Che’nin doğum günü için yazdığı notta  okudum, satır arası kafa karışıklığı niyetine yazayım şuraya; Cemal  Sürey(y)a’da Küba’da Shakespeare’in bir “at” olarak anıldığını  aktarıyor, burada ki “at” Küba halkı tarafından aynı zamanda Che ile  Fidel’e layık görülmüş bir övgü sıfatı. (Bknz.: Kübalı övgüler sözlüğü,  henüz yazılmadı)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;hr style="color: #999999; margin-left: 0px; margin-right: 0px;" /&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;“Varsın Roma Tiber’de erisin, çöksün kubbesi uçsuz bucaksız imparatorluğun”&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;(Antonius ile Kleopatra)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Geçen yıl Cevat Çapan hoca ile Allianoi’un sulara gömülmesi hakkında  görüşüyorduk, ama sohbetin dervişi Cevat Hoca olunca, Shakespeare’i,  Ufuk Hoca’nın söylediklerini sormamak olmadı tabii. Cevat Hoca,  Shakespeare’i duyunca Juliet’ine kavuşmuş Romeo misali bir sevinçle  gülümsedi ve şimdi şöyle diye anlatmaya başladı …&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Lâkin meselemiz Shakespeare ve arkeoloji diye bir başlık açıp  dahimizin mirasını benim cehaletimle yağmalarcasına incelemek  olamayacağından bu faslı uzatmayacağım.  Ama ilgileniyorsanız Antonius  ve Kleopatra’ nın Sabahettin Eyüboğlu çevirisinde Mina Urgan’ın yazdığı  önsöz önerilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Meselemiz şu; edebiyatın geçmişe dokunduğu anlarda kimler sanatının  arkeoloğu olabilmiştir, bir okuma serüveni içinde başka hangi   yazarların kaleminde mala izi bulabiliriz? Yanıtlar son derece kişisel  olabilir, yazarları kendi amaçlarından saptırmamız gerekebilir ama şu  kazı sezonunda kendimizi biraz edebiyata bırakırsak kazının pek doğal  stresine çare de buluruz sanırım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Konstantinos Kavafis’in şiirlerinde aradıklarımı bulmuşumdur hep, O  şiirdeki arkeologdur bence. Şiirlerinin büyük bir kısmında antikçağdan  beslenir Kavafis. Hani bizim Antik Hellence derslerindeki “Ali topu tut”  vari cümlelerimizden bol Persli, çok kaçışmalı cümleleri yorumlarcasına  düşman paranoyasına atıfta bulunarak “Barbarları Beklerken” diyor;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="wp-caption alignright" style="color: #999999; text-align: justify; width: 292px;"&gt;&lt;div class="wp-caption-text"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; float: right; margin-left: 0px; margin-right: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/kavafis.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img alt="Konstantinos Kavafis" border="0" height="305" src="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/kavafis.jpg" width="282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Konstantinos Kavafis&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;BARBARLARI BEKLERKEN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(…)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Neden öyle erken kalkmış imparatorumuz,&lt;br /&gt;şehrin en büyük kapısında neden kurulmuş tahtına,&lt;br /&gt;başında tacı, törene hazır?&lt;br /&gt;Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;onların başbuğunu karşılamaya çıkmış imparatorumuz.&lt;br /&gt;Bir de koca ferman hazırlatmış&lt;br /&gt;ona rütbeler, unvanlar bağışlayan.&lt;br /&gt;(…)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Neden bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?&lt;br /&gt;(Nasıl da asıldı yüzü herkesin!)&lt;br /&gt;Neden böyle hızla boşalıyor sokaklarla alanlar,&lt;br /&gt;neden herkes dalgın dönüyor evine?&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Konstantinos Kavafis&lt;br /&gt;Çeviri: Cevat Çapan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu arada, Persler geliyormuş şehrin kapılarını kapatıp, alt satırda  hemen paragrafın başında toplanırsanız bir başka fasıl açacağım bir  başka yazara.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Olmazsa olmazım, ölmeden önce elli ya da ellibir defa daha okuyacağım  kitap Peter Weiss’ın Direnme’nin Estetiği… Keşke her yerde yanımda  taşıyabileceğim boyutta olsaydı. 6 Mayıs 2006’da Goethe Institute’ün  etkileyici resital salonunda, kitabın Türkçe’ye çevrilmesi üzerine  yapılan bir sempozyumda Vedat Türkali şöyle diyordu bu roman için;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;“Direnmenin Estetiği sıradan bir roman değildir. Sadece  roman da değildir. Benim idealimdeki romanın beni aşmış çok güzel bir  örneğidir. ( … ) Şu anlamda: Bir defa, tarihin estetik yükünü, emeğin o  temel yapısını bu kadar güzel anlatmak çok zor. Avrupa tarihini çok  güzel bir biçimde yansıtıyor. Gerçeği çok ince eleştirilerle sunuyor…  Romanla ilgili temel duygularım bunlar. Tabii ki eleştirilerim de var,  ama hayatta eleştiriye konu olmayacak ne var ki zaten. Bence bu kitap  okunmalı ve okutulmalıdır. Bana bu kitabı okuma şansı veren çevirmenlere  de çok teşekkür ederim.” (Orhan Kılıç., &lt;a href="http://ceviribilim.com/?p=150"&gt;Peter Weiss’ın Direnme’nin Estetiği: “Yüzyılın Romanı”na Yaklaşımlar&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Pergamon’daki büyük sunağın frizleri ile başlayan roman,  taş  ocaklarından Aristonikos Ayaklanması’na uzanıyor daha ilk sayfalarında.  Çok geçmeden kitabın akıcılığı kütlesini unutturuyor ve kendinizi Doğu  Berlin’de Hitler’in karşısında Herakles olarak buluyorsunuz.  Çevirmenlerin önsözünde yerinde bir ifade ile “… isimsiz bir ben  anlatıcının (sınıf bilincine sahip aydın bir işçinin) bakış açısıyla,  tarihi, Antik Yunan’dan bu yana sanat ve siyaset düzlemlerinde yeniden  kuran bir metin.” (&lt;a href="http://www.ykykultur.com.tr/kitap/?id=1059"&gt;Çeviri ve önsöz: Çağlar Tanyeri, Turgay Kurultay&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="Büyük Sunak frizlerinden detay" height="372" src="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/altar.jpg" style="margin-left: auto; margin-right: auto;" width="452" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Büyük Sunak Frizlerinden Detay&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="wp-caption aligncenter" style="width: 462px;"&gt;&lt;div class="wp-caption-text"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;İtiraf etmeliyim ki kitabın ilk bölümü üniversitede katıldığım  derslere de eşlik etmişti, ama elbette Weiss’ın anlattığı yapının  tarihinden, malzemesinden daha fazlasıydı, bizim de bir arkeolojik esere  bakarken görmemiz gereken daha fazlası değil miydi zaten. Büyük  Sunak’ın görkemli frizlerindeki tek direniş, Gigantomakhia mıydı, ya o  mermerlerin çıkartıldığı taş ocaklarındaki emek? Kısacası Vedat  Türkali’nin deyişini devşirecek olursam “Tarihin estetik yükü” altında  ezilmeden bir arkeolojinin peşinde koşmak bu kitabın bana katkısı oldu  ve bence Weiss bu yönüyle romanın arkeoloğu olabilmeyi başarmış. Bilmem  Weiss bunları arzulamış mıydı, ama ne de olsa Shakespeare de Küba’da bir  at olacağını düşünmemişti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sonuç; tiyatrodan, şiirden ve romandan birer arkeolog edindim kendime, umarım siz de edinirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Dostlukla,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yazının dileği: Küba’da at, kazıda arkeolog olunuz inşallah !&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;http://arkeolojigazetesi.com/ &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-4145515496787045200?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/4145515496787045200/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/06/mr-william-shakespeare-ile-arkeo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4145515496787045200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4145515496787045200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/06/mr-william-shakespeare-ile-arkeo.html' title='Mr. William Shakespeare ile Arkeo - Edebiyat Fasılları'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-1195010881946754550</id><published>2011-06-13T07:03:00.000-07:00</published><updated>2011-06-18T13:57:23.731-07:00</updated><title type='text'>Üc Bej Anı</title><content type='html'>&lt;div style="color: #666666; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;&amp;nbsp;YİĞİT OZAR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;2004 yılı, üniversitedeki ilk günüm, &lt;a href="http://www.istanbul.edu.tr/edebiyat/edebiyat/"&gt;Edebiyat Fakültesi&lt;/a&gt;’nin  kütlesel binasının önünde dikiliyorum, binanın tüm heybeti,  ağır&amp;nbsp;çizgileriyle birlikte üzerime üzerime, omuzlarımın üzerine  biniyordu sanki. Bu Atlas’ın dünyayı taşıması gibi hazin ya da bu  fakülteye yıllarını vermiş bir öğretim üyesinin görevi gibi iddialı bir  “omuza binme” değildi elbette. Sadece üniversitenin ilk gününün tarifi  güç, fazlaca heyecanıydı. Büyük bir binanın, geniş koridorlarında,  yüksek tavanlarının altında yolumu arıyordum. Çok geçmeden binanın  Labyrinthos’u andıran koridorları zihnimi de bir labirente çevirmeyi  başardı. Şaşkındım; Bandırma’dan sonra İstanbul şaşırtıyordu insanı,  üniversitenin binaları, hocaları, Hergele’deki sohbetleri -idare büyük  harflerle ŞEREF HOLÜ demeyi tercih edebilir ama Hergele işte, inadına  Hergele!- ile ilk yılın her anında kırılmalarla doluydu zihnim, ardı  ardına gerçekler yüzüme çarpıyordu. Kimi zaman bir anfiden geliyordu,  kimi zaman koridordaki bir masadan…&amp;nbsp; Alışıkındım gerçi bu tür  kırılmalara, ne de olsa benim dergah Bandırma’da ki &lt;a href="http://ozansanatevi.blogspot.com/"&gt;Ozan Sanatevi&lt;/a&gt;  idi. Üniversitedeki önemli bir kırılma mezun olunca arkeolog  olmayacağımız, sadece nasıl bir arkeolog olunacağını öğrenmiş  olacağımızı duyduğumdaydı. O an başlamıştık işte yeni birşeyler  öğrenmeye. Ama yani şimdi kırılmalarımın tarihi diye kronolojik bir  anlatıma başlamayayım. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yalnızca üniversitedeki bir arkeoloji dersinin insanoğlunun başına neler getirebileceğine dair “Üc Bej” anımdan söz edeyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Üçüncü sınıfta etnoarkeoloji dersi için bir seminer hazırlamamız  istenince Çiçek, İpek, Bahadır ve benden oluşan bir takım kurduk.Takımı  kurduk kurmasına ama bir de konu bulmak gerek.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; Etnografik bir aktiviteyi belgelemeliydik. Dersin geçmişi epeyce eski  olunca ilk bakışta araştırılmadık konu kalmamış gibi görünüyordu. Uzun  yıllardır Çingene kültürü üzerine araştırma yapan Sinan Şanlıer ağabeyin  önerisiyle Edirne’nin “Kakava”sını konu olarak seçtik kendimize.  Cihangir’de Sinan Ağabey ile bol çaylı bir sohbetin ardından başladık  araştırmaya. Okumalarımıza göre, bu  bahar bayramı pek çok özgün özelliğini bozmadan devam ediyordu Trakya’da. İki gün süren Kakava, Çingenelerin tarihi  ile ilgili pek çok veri içerdiği gibi, ziyaretçilerine bu halkın toplum  içindeki yerini, algılanışını bir kez daha gösteriyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/19th-century-Gypsies-0011.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="384" src="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/19th-century-Gypsies-0011.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;1870'lerin sonunda Londra, Fotoğraf:           &lt;span style="font-family: Times;"&gt;: John Thomson/Getty&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Times";}@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }&lt;/style&gt;    &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Edirne’ye vardığımızda bir panonun üzerinde Kakava festivali diye bir  afiş ve altındaki program gözümüze çarptı. Biraz umut kırıcıydı bizim  için ne de olsa, ihtiyacımız olan belediyenin ya da valiliğin vs.  düzenlediği sıradan bir festival değildi. Böyle bir organizasyonda nasıl  etnografik bulguları belgeleyebilirdik ki? O günün akşamı yanıldığımızı  anladık. Şenlik alanı, Sarayiçi’nin yarısında formel etkinlikler  kutlanırken, diğer yarısında Çingeneler kendi kutlamalarına devam  ediyordu. Ufak tefek, zamana bağlı pek doğal farklılıklar olsa da müzik,  dans, rengarenk giysiler Tunca Nehri’nin kıyısında olduğu gibi devam ediyordu.  Kuzu çevirme yerine pilav vardı mesela, bir başka mesela; şenlik  ateşini Çeribaşı yerine Vali yakıyordu. Ama olsun şimdiki zamanda ya da  geçmiş zamanda Çingene olmanın hiç de kolay olmadığını anımsadığımızda  mesele değildi bu meselalar.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bir video kamera, bir fotoğraf makinası  amatörce belgelemeye başladık. Bir uçtan diğer uca onlarca insan halkası  vardı, halay değildi bunlar elbette. Çoğu İstanbul’dan gelmiş  fotoğrafçı gruplarıydı. Darbuka ritimlerinin arasına karışan yüzlerce  deklanşör sesini duymamamız mümkün değildi. Biraz yaklaştığımızda bu  gurupların dans eden, oynayan çocukların etrafında kümelendiklerini  gördük. Fotoğrafçılar üç beş kuruş bahşiş attıktan sonra çocukların  Kakava’sına karışmakta bir sakınca görmüyordu. Daha güzel bir fotoğraf  çekebilmek için pembe bir yemeniyi bir kızın başına atıverebiliyorlardı,  kolundan çekerek ne yapması gerektiğini tarif edebiliyorlardı. Durumu  daha da abartanları da gördüm; küçük bir kıza gelinlik giydirip, fonda Osmanlı Sarayı'nın harabeleri, önde nehir kendince  pitoresk bir kaç fotoğraf yakalamanın peşinden koşarken Kakava’nın  geleneklerine gölge düşürmekten geri kalmıyorlardı. Zira Kakava’da  gelinlik giymenin anlamı gelinlik yaşa geldiğini duyurmaktı aslında.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;En  kötüsü de ertesi günün kuşluk vakti, geleneğe göre Tunca Nehri’ne girmesi  gereken Çingeneler suyun soğukluğu ve çevrelerindeki oryantalizan  fotoğrafçı ordusundan çekindiklerinden, bunu yapmak istemediklerinde bir  fotoğrafçının cebinden yirmi lirayı çıkarıp Tunca’ya atması oldu. Fotoğraf makinasını başından beri bir tür saldırı aracı olarak kullanan   fotoğrafçı suya attığı paranın suyu ısıtacağını, tüm mahremiyet   endişelerini gidereceğini düşünmüştü.  Fotoğrafçı için bu para, istediği   fotoğrafı almasına engel olan tüm sorunların çözümüydü. İşte bu kötü   düşünceye en güzel yanıt, hiç bir Çingene'nin paranın peşinden suya   atlamaması oldu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;O an benim de boynumda bir fotoğraf makinası vardı  tıpkı o fotoğrafçı gibi... Çingeneler'in gözüyle fotoğrafçıları süzmeye  çalıştığımda ben de onlardan biri olarak görünüyordum kalabalığın içinde&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; belki amacım, yöntemim  farklıydı, belki onlar benim için bir fotoğrafın figürü değildi ama  nerden bilebilirledi farklı düşündüğümü. Bilen bilir, nerdeyse bir  kilodur benim makinam, o an boynumda hissettiğim ağırlık çok daha  fazlasıydı, yüzümün kırmızılığı alandaki en al yemeniyi geride bırakacak  tondaydı. İşte bu da bir yüzleşme idi benim için. İster “utanç”  ister “adab” eğitimi deyin, ama bu anı insanların içindeki ırkçıyı  öldürmenin bir başka yolu oldu benim için, ayrıca halkları seyretmenin,  araştırmanın, anlamaya çalışmanın adabını, fotoğraf çekmenin adabını  sorgulamama vesile oldu. Bu eğitime açmamızın içinde yan köyden Mustafa  Ağabey, Mehmet Dayı’yla kurduğumuz ilişkiyi de katmalıyız. Fotoğraf  çekerken “sanatı”, kazıda “bilimi”, belgeselde “aktarmayı”  hedeflerken insani değerleri görmezden gelmek, yönetmenin ya da estetik  kaygıların göz alıcı cazibesine kapılmak lüksümüz olmadığını her an  aklımızda tutmalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Geçenlerde bilgisayarın başında miskin miskin oturuken Nedjo Osman’ın &lt;i&gt;Çingene Olmak Kolay Değil&lt;/i&gt; şiirine rastladım, Yağmur  Denizhan’ın çeviresinden Aynur (Uluç) Abla’nın  Türkçe düzenlemesiydi,  şiir güzel, çeviri ve düzenleme de en az şiir  kadar hisli olunca bir  anda hatırladığım bu anı canlandı gözümün önünde. Şiiri  paylaşınca Aynur abladan  gelen e-postaya bir yanıt yazdım bunları  anlattım, karşılıklı içlendik  sonra dedim ki daha yüksek sesle  paylaşmalı…&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu sabah&lt;a href="http://arkeolojigazetesi.com/"&gt; Arkeoloji Gazetesi&lt;/a&gt;’nin  fikir babalarından, bizim meclisin eş durumundan arkeoloğu Ertuğrul’dan  “yaz” mesajı gelincede döküverdim içimi işte, bilmem iyi oldu mu?&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sağlıcakla,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;ÇİNGENE OLMAK KOLAY DEĞİL&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/Gypsy_Woman.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img alt="" border="0" class="alignright" height="384" src="http://arkeolojigazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/Gypsy_Woman.jpg" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Resim: Nikolaj Alexandrowitsch Jaroschenko,1886&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Sorma, neden gülemediğimi&lt;br /&gt;hayır, eskisi gibi değilim&lt;br /&gt;tanrı aşkına, sorma halini ruhumun&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;asla sorma&lt;br /&gt;neden şaşkın olduğumu&lt;br /&gt;sorma&lt;br /&gt;çingene olmak kolay değil&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;bana şeytan dediler&lt;br /&gt;kara, pasaklı&lt;br /&gt;sorma&lt;br /&gt;Zar zor uyanıyor rüya&lt;br /&gt;İçim hep kış&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;şarkı söylemek keyfimden değil&lt;br /&gt;kurtları uzak tutmak için müzik&lt;br /&gt;sarhoş uyutmak için onları&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;gözyaşlarıyla&lt;br /&gt;ya da hüzünleriyle&lt;br /&gt;Çingene olmak kolay değil&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;sormazlar&lt;br /&gt;cehennemin dibine git derler&lt;br /&gt;Hindistan’a git&lt;br /&gt;asla sormazlar&lt;br /&gt;neden şarkı söylediğimi&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;sorma artık&lt;br /&gt;nasıl olduğumu&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;N. Nedjo Osman / Makedonya&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;( &lt;i&gt;Patrin&lt;/i&gt; isimli kitaptan ve Yağmur Denizhan’ın çevirisinden ortak bir dil kurularak yeniden düzenlenmiştir.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kardeş sitemiz&amp;nbsp;&lt;a href="http://arkeolojigazetesi.com/"&gt; arkeoloji gazetisi&lt;/a&gt;nden alıntıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;http://arkeolojigazetesi.com/&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: white; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;YİĞİT OZAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-1195010881946754550?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/1195010881946754550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/06/uc-bej.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1195010881946754550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1195010881946754550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/06/uc-bej.html' title='Üc Bej Anı'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-5381226327997315840</id><published>2011-05-13T12:02:00.000-07:00</published><updated>2011-05-13T12:09:39.623-07:00</updated><title type='text'>Bir Yitik Ada ya da Atlantis Mitosu’nun Gizemli Vedası</title><content type='html'>&lt;h1 style="color: white; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;MEHMET ALTUN&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://www.gercekgundem.com/img/news/kayipkitaatlantiskitap01.gif" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img align="left" border="0" height="400" src="http://www.gercekgundem.com/img/news/kayipkitaatlantiskitap01.gif" width="275" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="clear: left; color: #999999; float: left; font-size: x-large; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;  Bir başka Platon anlatısı olan “Timaeos”ta ise Atlantis efsanesinin bu  detaylardan yoksun fakat bir devlet olarak portresi çizilirken, nasıl  yok olduğunun hikayesi de ana hatlarıyla aktarılıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #666666; font-size: x-large;"&gt;Atlantis  adındaki efsanevi yitik ülke, Antikçağ’dan günümüze araştırmacıların,  düşünürlerin, tarihçilerin, ve hatta ozanların daima ilgisini çekmiştir.  Çünkü gizemdir Atlantis, çünkü sırrın bütün çekiciliğine, rivayetin  bütün ihtişamına sahiptir. Zira Platon’un “Critias” diyaloğunda Critias,  Hellen dünyasının ünlü devlet adamı Solon’un Atlantis’e ilişkin Mısırlı  rahiplerden dinlediği bir hikâyeyi şöyle anlatır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; Vaktiyle tanrılar bütün dünyayı barışçı bir şekilde; kavgasız,  gürültüsüz aralarında paylaşmışlar. Bu paylaşımda her tanrı hoşuna giden  parçayı alıp, orasını yönetmeye koyulmuş. Paylaşımın Athena ve  Herakleitos’a düşen parçası Atina iken, Denizler Hakanı Tanrı Poseidon’a  Atlantis Ülkesi düşmüş. Atlantis, bin bir çiçekle süslü, debi derya  bolluk içinde, her türden evcil ve vahşi hayvanın bulunduğu, insanların  üzerinde mutlu yaşadığı rüyalar güzeli bir ülkeymiş. Gel zaman git  zaman, Poseidon’un himayesi altındaki bu adada yaşayan Euenor’un güzel  fakat ölümlü kızı Klieto, Poseidon’un aklını çelmiş, ılık bir soluk gibi  kalbinin derinlerine yerleşmiş. Poseidon’la Klieto sonunda evlenmişler.  Bu tanrı kul evliliğinden beş kere ikiz çocukları dünyaya gelmiş. Bu  ikiz çocukların ilkinden önce doğana Atlas adını vermişler. Bir zaman  sonra Tanrı Poseidon, bir yeryüzü cenneti olan Atlantis Adası’nın  yönetimini oğlu Atlas’a vermiş. Diğer çocuklarına ise adada yaşayan  uyruklar ve geniş topraklar bahşetmiş. Başlarda isimsiz olan o güzelim  ada, işte o tarihten sonra Atlas’ın adından dolayı Atlantis olarak  anılmış. Adanın hemen önünde uçsuz bucaksız uzanan engin denize de  Atlantik denmiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; Bu anlatıya göre, Atinalı ünlü devlet adamı Solon, bir Mısır seyahati  sırasında Sais şehrine uğrar ve orada şehrin rahipleriyle yaptığı  sohbette, rahipler ona Atlantis’in öyküsünü anlatırlar. Rahiplerin  anlattıklarına göre Mısır dilinde Neith, Hellence’de ise Athena adı  verilen kadınlar Seis ve Atina şehirlerini kurarlar. Bu nedenle  Saisliler Atinalılara gönülbağı ve muhabbetle bağlıdır. Bu rahiplerden  birinin aktardığına göre Sais şehri o konuşmadan 8 bin yıl önce, Atina  ise ondan da bin yıl daha önce kurulmuştur. Her iki şehir de Athena adı  verilen bu tanrıça kadınlar tarafından kurulmuştur. (Oysa Mısır  hiyeroglifleri, ilkel Atina’nın kuruluşuna ilişkin tarifleri ve öyküyü  içerir. Dolayısıyla Atina’nın Sais’ten eski olması pek ihtimal dâhilinde  değildir. Ayrıca mevcut arkeolojik bulgular da ne bugün ne de daha  başka bir zaman diliminde Platon’un bu tezini doğrulamamıştır. Bu  nedenle Platon tarafından yaratılmak istenen kadim Hellen kültürünün  Mısır’dan daha eskiliği arayışı başarısız bir deneme olarak kalmıştır.)&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #666666; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PtuZHnlzrac/Tc10wYc_3wI/AAAAAAAAAxE/GAmBfwWONZI/s1600/Atlantis_map_1882_crop.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="353" src="http://3.bp.blogspot.com/-PtuZHnlzrac/Tc10wYc_3wI/AAAAAAAAAxE/GAmBfwWONZI/s640/Atlantis_map_1882_crop.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr style="color: #eeeeee;"&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;ol class="references"&gt;&lt;li id="cite_note-32"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;span class="citation book"&gt;Ignatius L. Donnelly, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Atlantis:_The_Antediluvian_World" title="Atlantis: The Antediluvian World"&gt;Atlantis: The Antediluvian World&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;. 1882, Harper. s.&amp;nbsp;295&lt;span class="printonly"&gt;. &lt;a class="external free" href="http://www.sacred-texts.com/atl/ataw/ataw402.htm" rel="nofollow"&gt;http://www.sacred-texts.com/atl/ataw/ataw402.htm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="reference-accessdate"&gt;. 11 Mayıs 2011&lt;/span&gt;.&lt;span class="Z3988" title="ctx_ver=Z39.88-2004&amp;amp;rft_val_fmt=info%3Aofi%2Ffmt%3Akev%3Amtx%3Abook&amp;amp;rft.genre=book&amp;amp;rft.btitle=%5B%5BAtlantis%3A+The+Antediluvian+World%5D%5D&amp;amp;rft.aulast=%5B%5BIgnatius+L.+Donnelly%5D%5D&amp;amp;rft.au=%5B%5BIgnatius+L.+Donnelly%5D%5D&amp;amp;rft.date=1882&amp;amp;rft.pages=p.%26nbsp%3B295&amp;amp;rft.pub=Harper&amp;amp;rft_id=http%3A%2F%2Fwww.sacred-texts.com%2Fatl%2Fataw%2Fataw402.htm&amp;amp;rfr_id=info:sid/en.wikipedia.org:Atlantis"&gt;&lt;span style="display: none;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; Homeros’tan da hatırlanacağı üzere, O zamanlar Herakles Sütunları denen  Cebelitarık Boğazı’nın ön tarafında Libya ile Asya’dan (Neden Libya  dendiği, Asya’dan ne kastedildiği belirsiz) daha büyük bir ada varmış.  Bu adanın adı Atlantis’miş. Buranın hükümdarları bir süre sonra  egemenliklerini çevrede bulunan diğer adalara ve hatta kıtanın diğer  parçalarına kabul ettirerek,  hayranlık verici bir devlet kurmuşlar. Gün  gelmiş, bu güçlü ada devleti kuvvetlerini bir araya toplamış, Atina’ya,  Mısır’a ve boğazın iç tarafında yer alan bütün ulusların üzerine sefere  çıkmış. Bu sefer sırasında Atina bütün Hellenlerin başına geçerek,  Atlantisli hükümdarları bozguna uğratmış ve bir zafer anıtı diktirerek,  Herakles sütunlarının iç tarafında yer alan; yani Phaedo’nun altını  çizdiği ve bugün Akdeniz olarak adlandırılan “Kurbağa Havuzu”nda yer  alan Libya, Mısır, Kuzey İtalya, Yunanistan ve Akdeniz’in hâkim olduğu  diğer toprakların fethine girişmiş. Ancak ansızın büyük bir tufan olmuş,  yer sarsılmış, deniz uğuldamış, dalgalar dağlarca yükselmiş, dağlar  böğürmüş ve bütün Atinalı savaşçılar göz açıp kapayıncaya kadar toprağa  yığılıp Atlantis’le birlikte sonsuza dek serin sulara gömülmüş. İşte o  günden sonra, bütün bu güzelliği ve ihtişamıyla bir yitik ülke’ye  dönüşmüş Atlantis. Adeta yenilgiyi sindirememiş ve işgalcilerle birlikte  taşıdığı yüke boyun eğip derin bir sessizliğe gömülmüş. O gün bugün  neredeyse kutsanan bir özlemle aranır olmuş Atlantis. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; Mitolojisi böyle bir ustalıkla örülmüş olan Atlantis’in daha önce de  vurgulandığı üzere ilgilisi her çağda bol olmuş. Atlantis Efsanesi,  bazen İskandinavya’nın İsveç’inde, bazen İtalya’da, kimi Akdeniz’in  ortasında yahut Mısır’da, hatta Anadolu’nun kıyıcığında, bazen Atlantik  Okyanusu’nda aranmış. En son ve en popüler ilişki ise Minos Uygarlığı  ile kurulmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #666666; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-qPAb2e43sVQ/Tc11zUNi4NI/AAAAAAAAAxI/r9rdkJN0kTs/s1600/Athanasius_Kircher%2527s_Atlantis.gif" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-qPAb2e43sVQ/Tc11zUNi4NI/AAAAAAAAAxI/r9rdkJN0kTs/s640/Athanasius_Kircher%2527s_Atlantis.gif" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: #eeeeee; font-size: small;"&gt;Athanasius Kircher'in Atlantis Haritası, &lt;i&gt;Mundus Subterraneus&lt;/i&gt;, Amsterdam, 1669.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; Bir Pier Vidal-Naquet çalışması olan Kayıp Kıta Atlantis isimli kapsamlı  eserin okunması nedeniyle kaleme alınan bu yazının amacı, sizleri usta  bir tarih yazarıyla tanıştırma arzusudur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; Yazar bu çalışmayı gerçekleştirmeyi 1953 yılında “Platonun Tarih  Anlayışı” üzerine hazırlamakta olduğu tez çalışmasını sürdürürken,  Platon Külliyatı okumaları sırasında karşılaştığı Atlantis’e ilişkin  küçük bölüm nedeniyle karar veriyor. Gerçekleştirmek ise çok uzun yıllar  sonra olabiliyor. Nitekim yazara göre Kayıp Kıta Atlantis adlı bu  çalışma, arkadaşlarının yoğun destek ve yardımlarıyla  tamamlanabilmiştir. Eser 2500 yıllık bir anlayışın, mitolojik bir  hummanın içinde sürdürülen yitik ülkenin gizemine ilişkin  bilinen-bilinmeyen bütün sorulara cevap aramaktadır. Okunması sadece bir  kitap okuması değil, bir düşülkenin de mitolojik arka planı olarak  ziyadesiyle keyif verici olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; İşte Pier Vidal-Naquet sözü edilen bu nefis çalışmasında hem burada  anlatılanları detaylarıyla inceliyor ve aktarıyor hem de bunlarla  ilişkili ilişkisiz çok sayıda araştırmayı irdeliyor. Yazarın bu  çalışması, sadece gizemli Atlantis’in arayışı değil, aynı zamanda titiz  bir mitoloji yolculuğu gibi de okunabiliyor. Çalışmanın geçmişle günümüz  arasında kurduğu dinamik ilişki ise oldukça çarpıcı bir güncellik  sergiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;Pier Vidal-Naquet&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt; Çev.: Ali Cevat Akkoyunlu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt; Kırmızı Kedi Yayınları&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt; 2011, 165 s.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt; 13.50 TL.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: white; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;MEHMET ALTUN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Kaynak: http://www.gercekgundem.com/?c=66296 ,&amp;nbsp; 8 Nisan 2011&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-5381226327997315840?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/5381226327997315840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/05/bir-yitik-ada-ya-da-atlantis-mitosunun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5381226327997315840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5381226327997315840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/05/bir-yitik-ada-ya-da-atlantis-mitosunun.html' title='Bir Yitik Ada ya da Atlantis Mitosu’nun Gizemli Vedası'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PtuZHnlzrac/Tc10wYc_3wI/AAAAAAAAAxE/GAmBfwWONZI/s72-c/Atlantis_map_1882_crop.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-8041374727091041236</id><published>2011-04-26T14:06:00.000-07:00</published><updated>2011-04-26T14:19:36.886-07:00</updated><title type='text'>Şiir Okudum Şiir Sustum Kendimle</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;AYNUR ULUÇ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;"Anneanne, biliyor musun, kardeşin&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-symPf8hw4KQ/TbczYSrGaFI/AAAAAAAAAw0/eYreCQyWsUw/s1600/anneannem-fethiye-cetin.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-symPf8hw4KQ/TbczYSrGaFI/AAAAAAAAAw0/eYreCQyWsUw/s1600/anneannem-fethiye-cetin.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;Horen kızına kimin ismini vermiş?" dedim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;"Nereden bileyim?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;"Senin ismini vermiş anneanne; kızına Heranuş adını koymuş."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Birden yüzü aydınlandı, yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı ve, "Demek beni unutmamışlar," dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bunu söylerken o kadar heyecanlanmıştı ki, sesi önce bir yutkunmanın ardında kaybolup sonradan zorla ortaya çıktı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Başka bir şey sormadı, duygularını belli etmemeye çalıştı ama anneannemi ilk kez o gün şarkı-türkü mırıldanırken gördüm.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Anneannem türkü söylüyordu...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;(Anneannem, Fethiye Çetin)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Başladığı günden bu yana müdavimi olduğum Sezai Sarıoğlu ile Nehirmuhabbetler’in dördüncü yılına girdik. Bugüne dek sinemadan müziğe, edebiyattan mizaha pek çok konuk ağırladı Nehirmuhabbetler. 2011 yılının ilk konukları Fethiye Çetin ve Ayşe Gül Altınay. Çetin’in kaleme aldığı Anneannem ve bu kitabın açtığı yolda gerçekleşen görüşmeler ve araştırmalar sonucunda ikisinin birlikte oluşturdukları Torunlar isimli iki kitap var muhabbetin merceğinde de. Bu iki kitabın, o ana kadar gördüklerimize, duyduklarımıza, düşündüklerimize farklı bir gözle yeniden bakmayı gerektirecek kitaplardan olduğunu duymuştum. Okumalarımı kitapların tarihe düştüğü zamanı takiben yapacağım için öncelikle aldım elime niyeti ve Fethiye Çetin'in “Anneannem” isimli kitabını başladım okumaya. Okudum... Yollarda ağlayarak okudum... Yarım bırakmak zorunda kaldığım yerlerde aklımı sayfalarda bırakarak okudum... İçin için isyan ederek, okuduklarımın gerçekliğini algılarken "hiç olmasaydı" duygusunu derinden hissederek...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kitabı bitirdiğimde göğsümde öyle büyük bir yara açıldı ki, içimi şiirle sakinleştirmek istedim. Şair Özdemir Asaf’ın mum aleviyle oynayan kediyi anlattığı şiiri nereden aklıma geldi, hangi bağlantı neden oldu, bilinçaltım nasıl harekete geçti bil(e)miyorum. Belki okuduklarımı bir anlama oturtmak için, belki çare ile çaresizliği yeniden karıştırmak için kalp sayfalarımda. O sayfalardan gözüme akan fotoğrafların yıllar içindeki karşılığını bulmak ve bilmek için belki... Sakinleştirmek için göğsümde ürkütülen kuş sürüleri gibi savrulan fırtınayı. Belki de ağlamalarım yeni anlamalarla hızlansın diye yolumu kesmiştir;&amp;nbsp; “Bir evin bir odasında göz-göze susan iki insan”ın şiiri. Mum ellerimi tırmalasın, belleğimi yaksın kedinin elleri, içimi yıkayana dek ağlayayım diye belki de. Ağlarsam, belki daha fazla insan oluruz gibi bir umut. Belki daha fazla insan olursak, daha fazla anlatır ve dinlersek Heranuş Nene’nin “Bir daha gelmesin, bir daha yaşanmasın” dediği günler insanların başına gelmez, türünden bir iyimser umut. O günlerin acısını gözyaşlarımla temizleyemesem de, içimi-dışımı acıtan anıları okşayabilir miyim gibi bir umuttu işte ağlayışım. Yollarda da olsam, bunca suskunlukla mayalanıp kabaran acıya yürek kabarttıkça kendimi tutamayışımdı gözyaşlarıma sebep.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Neden kedi, neden alev; neden dün ve neden bugün? Her şey birbirine karıştı. O acı günleri anlatırken, bu çaresizliğinin sebebini soran torunu Fethiye Çetin’e Heranuş Nene ne diyordu aynı çaresizlikle: “Ne bileyim...”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu cümleye sığındım ben de. Bu cümleyle seslenerek yanıtladım kendi kendime sorduğum soruları. Sonra yakıştıramadım kendime bugün hâlâ﻿ bilmiyor, öğrenmiyor olmayı. Yıllarca susularak büyütülmüş acıları bilip de söylemiyor olmayı yakıştıramadım bizlere. Daha çok bilmeli, daha yakın tanımalı, daha fazla dinlemeliyiz, diye düşündüm. Gözümüzün gönlümüzün tüm pencerelerini açıp "bizden" ve ""onlardan" demeden, hiç kimseyi “içimizden biri”, “dışımızdan biri” ilân edip ötekileştirmeden dinlemenin insaniliği... Dahası, kendimizi kendimiz(d)e ötekileştirmeden yenilemeyi... İnsan’ı kendimize ötekileştirmeden anlamalıyız. Anlatmalıyız… Kitabın içinde ve dışında, denizde ve karada düşündüm... Düşündüm... Ama önce sakinleşmeli ve sonra durmalıydı içimde kabaran sular. Dinginleşmeliydi önce, viran olan kalbimdeki kuş.&amp;nbsp; O yüzden belki de şiir okudum, şiir sustum kendimle... Kendimle yalnız ve kalabalığımla çok...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-yFNYHC3Wv4k/Tbc1qL8hrOI/AAAAAAAAAw8/ybGbG8gginw/s1600/6cb4ecc3c64148b272d4039ed94399d7_1294467349.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-yFNYHC3Wv4k/Tbc1qL8hrOI/AAAAAAAAAw8/ybGbG8gginw/s1600/6cb4ecc3c64148b272d4039ed94399d7_1294467349.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mum Aleviyle Oynayan&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;“Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;O evde bir de kedi vardı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Geceler indiğinde kendi havasında&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mum yanar, kedi de oynardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mumun yandığı gecelerden birinde&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kedi oyunlarına daldı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Oyun arayan gözlerinde&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mumun alevi yandı&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Baktı&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mumun titrek alevinde&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Oyuna çağıran bir hava vardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Oyunlarını büyüten kedi büyüdü&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kendi türünde çocukçasına&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Geldi mumun yanına, oyuncakçasına.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bir baktı, bir daha, bir daha baktı&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mumun alevinin dalgalanmasına&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Uzandı bir el attı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı…&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;İlk kez gördüğü mumun yakmasına&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;İnanmayacaktı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kedi, oyunlarında büyüyordu&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mum, üşüyordu yanmalarında.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-WivfbY3UKOo/Tbc2tGUYBNI/AAAAAAAAAxA/efcWYnvp0sw/s1600/cetin-fethiye-livregrandmere.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-WivfbY3UKOo/Tbc2tGUYBNI/AAAAAAAAAxA/efcWYnvp0sw/s1600/cetin-fethiye-livregrandmere.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Zaman ikili yürüyordu&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Aralarında.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bir ayrışım görünüyordu&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Birinin yanmalarında&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Öbürünün oynamalarında.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kedi oyunlarında büyüyordu&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Yitirerek gitgide oyunlarını.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mum küçülüyordu yanmalarında&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Yitirerek gitgide yakmalarını.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Oynarken büyüyen kedi yanacak&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Küçülen yaka-yaka aydınlatacak&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Büyüyen yana yana anlayacaktı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bir mum yanmasından&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Ve bir kedi oyunundan&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Kaldı sonunda&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Bir gecenin tam ortasında&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Bir evin bir odasında&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Göz-göze susan&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;İki insan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;II&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mum yandı bitti&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Kedi büyüdü gitti.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Oyunlar karıştı gecelerde&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-fPARAsHm4LA/Tbc1Rb1kWBI/AAAAAAAAAw4/xIW8EGxE6Kw/s1600/My+grandmother+a+Memoir.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-fPARAsHm4LA/Tbc1Rb1kWBI/AAAAAAAAAw4/xIW8EGxE6Kw/s1600/My+grandmother+a+Memoir.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Suskun uykusuzluklara.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;O iki insandan, sonunda&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Birinin anılarında kedi&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Birinin dalmalarında mum&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kaldı gitti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Nerede bir mum yansa şimdi&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Nerede oynasa bir kedi&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bugün dün gibi oluyor&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Dün bugün gibi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Mum ellerimi tırmalıyor&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Belleğimi yakıyor kedinin elleri.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Özdemir Asaf&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;AYNUR ULUÇ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-8041374727091041236?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/8041374727091041236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/04/siir-okudum-siir-sustum-kendimle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8041374727091041236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8041374727091041236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/04/siir-okudum-siir-sustum-kendimle.html' title='Şiir Okudum Şiir Sustum Kendimle'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-symPf8hw4KQ/TbczYSrGaFI/AAAAAAAAAw0/eYreCQyWsUw/s72-c/anneannem-fethiye-cetin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-2838411433219965000</id><published>2011-04-26T13:43:00.000-07:00</published><updated>2011-04-26T13:51:28.007-07:00</updated><title type='text'>BİR KİTABIN KALBİNİ OKUMAK</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;SEZAİ SARIOĞLU&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Hayat bazı kitapları bize bağışlar. Fethiye Çetin’in “Anneannem” kitabı bu bağışın emanetidir. Her kitap kitaptan fazla bir şeydir, bazı kitaplar ise daha da fazla… Fethiye Çetin’in “Anneannem” kitabı Heranuş’un hikâyesinden çok fazlasını içerir ve ima eder kıymettedir. Kitabın içine gizlenen, tarihe gömülü kıyımın sesini duyan, Özgün Acılar Cumhuriyeti’nin değişik yörelerine saçılmış torunların dillenmesiyle, bu kez Ayşe Gül Altınay ile Fethiye Çetin yeni bir kitap bağışladılar bize: “Torunlar”.&amp;nbsp; Her iki kitabı okurken, dil ve sürgün travmasıyla baş etmek için şiirlerinin içine kaçan Cemal Süreya’nın “1948’de Dostoyevski’yi okudum o gün bugün huzurum yoktur” cümlesi yeniden yürürlüğe girdi hayatımda… O gün bugün, acılardan dokunmuş huzursuzluk hırkası giymiş derviş gibi, kitapların açtığı soru kapılarının anahtarlarını arıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Okuru, hatırlamaya, hatırladıklarını yüzleşmek için anlatmaya çağıran “Anneannem” ve “Torunlar” kitapları devletin diline ve bilgisine teslim olmamayı öğütler bize. Travmalarımızla baş etmemiz için, belleğimizin çekmecelerinde gizlediğimiz “sır”ların dillenme zamanının gelip de geçtiğine işaret eder... Ve ellerimizden tutup, travma ve iyileşme bahsinin kapısına götürür bizi. Travmayla baş etmenin yollarından birisi hikâyeyi anlatmak, iyileştirici bir adalet için yeniden kurmaktır. “Anneannem” ve “Torunlar”, bu topraklarda binlerce insanın dillerinin altına ve içine gizlenmiş sırların dillendirilmesi gerektiğini, iyileşmenin ancak yaşayanların ve duyanların hikâyelerini anlatmaktan geçtiğini söyleyerek ve ima ederek toplumu yüzleşmeye davet ediyor. Judith Lewis Herman,“Travma ve İyileşme” kitabı için “Travma mağdurlarının anlatımları, bu kitabın kalbinde yer alır.” demişti. Heranuş’un ve yirmi beş torunun anlattıkları hikâyelerse her iki kitabın tam kalbinde yer alıyor. Her iki kitapta dillenenlerin; yani, iyi bir şey mi devletin arkasına saklanmak… Yetmedi, devlet sözünü çarşı-pazar dolaştırıp satmak, iyi bir şey mi, dediklerini duyar gibiyim… Hâl böyle olunca da bu kitaplar tarihsel ve güncel kıymetleri gereği, kalbinden okunması gereken kitaplar sülâlesinden…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-PMWmmnv8Zhg/Tbctidod9fI/AAAAAAAAAww/KBMfu7A_C-Y/s1600/IMG_8457.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="425" src="http://4.bp.blogspot.com/-PMWmmnv8Zhg/Tbctidod9fI/AAAAAAAAAww/KBMfu7A_C-Y/s640/IMG_8457.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Başkalarının acılarını anlamaya çalışırken, insanın, kendi hikâyesinden parçalar çıkıyor bilinçaltından bilinçüstüne… Bir tür, bastırılmışın geri dönüşü… Fethiye, anneannesinin hikâyesini anlattıkça, çok aklını, şarkılı aklını daha yirmili yaşlarda yitirmiş annem geldi aklıma. Dilinden, “az” komşuların çok şarkılarını düşürmeyen annem… Dilini tamir etmek istediğinde komşu alfabenin harflerini diline süren annem; içimizi tamir etmek için önce içimizi tahmin etmek gereklidir, diyen; sonra da komşudan iyilik almaya giden annem…&amp;nbsp; ( evde şarkı bittiğinde annem komşuya şarkı almaya gönderirdi / evde komşu bittiğinde annem şarkılara komşu almaya gönderirdi)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Heranuş, “Dersim dört dağ içinde” türküsüyle “Hovivı sarum dıkhretz / Siro yerkı nıvakets / Üzgün çoban dağlara çıktı / Aşkın şarkısını söyledi” sözleriyle başlayan “Hingalla” isimli şarkıyı söylerdi. “Bir daha geri gelmesin” dediği yıllardan sonra hiç karşılaşmadığı kardeşi Horen Amerika’da ölünce onu bir daha türkü söylerken gören olmadı. Ermeni ahretliği kovulduğunda annem; her komşu için ayrı makamda bir şarkı söylemiş, tez dönsünler diye peşlerinden bir avuç Karadeniz, bir avuç komşu emaneti şarkı dökmüştü. (o zamanlar çok sokaklar az evlere cevaptı / az evimiz çok dernekti, çok devrimciler az sinema ve az aşktı / udi hrant’ın göz kaçamağı rosa eskenazi’nin ahretliği anneme göre / alaturka musiki bilmeyen maddeci lenin’in manalı eksiklikleri vardı / devrimin manisi yoktu bize çok sık uğrar, çaya fasıla kalırdı / annem için devrim; babamdan habersiz rahmetli che ile tanışmaktı / “az” komşuların iki vakte kadar fasıla geri dönmesiydi )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Günlerdir “Anneannem” ve “Torunlar” kitapları elimde. Kitapların içine girdim çıktım, imaların ve fısıltıların sokak aralarında dolandım. Bunaldığımda ayağa kalktım. Nefesimi tuttum, ah’ımı saldım. Uzun zamandır üstüm başım tarihti, şiirleri ihmal etmiştim. Bu kitapların içinde kışlarken birden şiirler, dizeler kondu dilimin ucuna. Şair İlhan Berk, “Dilin uyku halini merak ediyorum. Uyurken dil ne yapıyor acaba?” demişti. Bu iki kitabı okuduktan sonra, dil’in ve dillerin susarken, susturulurken ne(ler) yaptıklarını düşündüm günlerce. Sonra sokağa Ermeni olarak çıktım. Sanki ahparik Hrant ile yürüyorduk ve ben ona şiirler okuduktan sonra, "Yine azınlığa düştü yüreğim…" diyordum eski günlerdeki gibi…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kesik kesik anlatılan bir masal gibi Heranuş’un hikâyesi… Kitabı, Heranuş’u ve Torunlar’ı kalbinden okuyunca, masalcı, hikâyeci oluyor insan. Kalbinden duyup okunan masalın sahibi olunca da Ortadoğu masalcıları gibi bir masal/hikâye dili kurarak anlatmaya başlıyor her yerde: Diline devlet sürülmüş Heranuş, gelmiş geçmiş bütün susmaları dener… Osmanlı'dan Cumhuriyet’e devlet, susturmanın ticaretini yapmaktadır. Suçsuz su yerine, suçsuz öldürülenlerle doldurulmuş uzak ve yakın tüm kuyular şaibelidir. Sesinde o günlerden kalma derin hikâyeler vardır. Yıllarca bilinçaltında oturup, tarihin küllerini eşeleyip durur. Uyuyunca o günlerden kalma sesler içinde uyur. Uyanınca devlet sesiyle uyanır. Yıllarca, konuşmayı oyalar. Memleketin "Ödleriyle öten kuşlar gibi" olduğunu gördükçe, korkunun tarihini düşünür. Belki de bu nedenle musalla taşında bile düşüncelidir...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Heranuş’tur adı... Suskunluğu uzun boyludur. Eski ama eskimeyen zorunlu susuşu içine derttir. Devlet ve devletsiler dilinin başında gardiyandır. Susmaya görgülüdür; içine ve dışına susarak biriktirir kendini. Günün birinde susmak da eskir. “İki yaprak yerde konuşur ya, o zaman”, anneanne makamında dili çözülür. Torununun kulağına geçmişi hikâye etmeyi iyi huy edinir. Yeni bir dil kurulur aralarında... Yeni dillerine taşınırlar. Birlikte tarihe bakarlar. Heranuş, kötülük toplumuna, eski ve yeni dinince şöyle beddua eder sanki: “Ne çıkar siz bizi anlamasanız da...” Torunu da ona, “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka” diyerek gönlünü alır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;“Yeni bir sözcük öğrendim geçende rastlantı sonucunda;/ Eskiden yüreğin ortasında bulunduğu sanılan siyah nokta,/ Yani mecazi anlamda bir gizli niyet bir duygu ve düşün / Ve bitkibiliminde tohumun içindeki o itici güç sürgün / Yoklayın kendinizi şimdi hepiniz ve söyleyin bana / Nedir yüreğinizdeki siyah nokta gizli niyet süveyda?”&amp;nbsp; (Metin Altıok)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bazı sözcükler bir tarihin özetini verirler bize. O sözcükler üzerinden de devlet ve kötülük toplumu suçüstü yapılabilir. Heranuş’un nüfus cüzdanında yazan “Mühtedi” sözcüğü böylesi huyu olan sözcüklerden. Sanırım çok azımız duymuştur pek ortalıkta dolaşmayan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e özel bir anlamı olan, kıssası da hissesi de kötülük ve ötekileştirme olan şifreli sözcüğü. Dağa-taşa milliyetçi tuğralarını işleyen geleneğin, “Kılıç artığı!” da denilen, kırımdan kaçamayan, göçemeyen, el konulan çocukların ve kadınların hüviyetine “mühtedi” damgasını vurması kötülüğün doğasına uygun. Mühtedi, yani devletin ve ahalinin diline doladığı “dönme!”, yani dinini değiştirilip Müslümanlaştırılarak hidayete eren, dili çıkarılıp yerine başka bir dil takılan kişi…&amp;nbsp; Sizin ailenizde kafile, kafle, sevkıyat, tehcir, götürme, göç, sürgün, soykırım, katliam sözcükleri hiç cümle içinde kullanıldı mı? Sahi; Heranuş ninenin, torununa “o günler” dediği günler hangi günlerdi… Şimdi, yoklayın yüreğinizi hepiniz ve söyleyin bana, “Nedir yüreğinizdeki siyah nokta gizli niyet süveyda?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;SEZAİ SARIOĞLU &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-2838411433219965000?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/2838411433219965000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/04/bir-kitabn-kalbini-okumak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2838411433219965000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2838411433219965000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/04/bir-kitabn-kalbini-okumak.html' title='BİR KİTABIN KALBİNİ OKUMAK'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-PMWmmnv8Zhg/Tbctidod9fI/AAAAAAAAAww/KBMfu7A_C-Y/s72-c/IMG_8457.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-8151550060670877528</id><published>2011-03-07T09:42:00.000-08:00</published><updated>2011-03-12T13:35:28.251-08:00</updated><title type='text'>YAKIN DEVRİM HAYALİNDEN "S.NURSİ-ERBAKAN VB.DEN MEDET UMMA HAYALİNE" İNDİRGEMECİLİKTEN İNDİRGEMECİLİĞE ...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;span style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: x-large;"&gt;RAHMİ AKDAŞ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sn.Erbakan'ın vefatından sonra "Sn.Eski Şef  Ağabey'lerimizin, yazılarını okurken bir hayal dünyasında yaşadıklarına iyice inandım. Kendilerini metropollerden uzaklaşıp (aynı zamanda şemelarından) taşrada (Yani toplumun ana insan dokusunun yaşadığı yerlerde) Hayatın nasıl seyrettiğini hissederek gözlemlemeye davet ediyorum. Genel çıkarımlar, istatistikler, kamuoyu araştırma sonuçlarını sahadaki incelemelerinden sonra farklı düşünecekleri kanısındayım. Geçmişlerinde boylarınca siyasi körlük yaşadıklarını dürüstce kabul ettikleri için, bugün de iyi niyetlerinden şüphe etmediğimden kendilerine saygı duymakla birlikte, "Hepsi yalan bu sahi" edasıyla yanılgılara hatta saçmalıklara sürüklendiklerini görünce hakikaten üzülüyorum."Bilge şef" edasından kurtulmanın kolay olmadığını  "Bir zamanların küçük bilge şefliği"nde epeyce terlemiş biri olarak  anlıyabiliyorum. Fakat galiba, taşrada yaşayanların "Hayatın içinde" sıradan insanlarla (Büyük insanlık'la..!)İç içe olmaktan, beklenti eşiğimizin düşük olmasından kaynaklanan göreli avantajımız var...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="https://lh6.googleusercontent.com/-iH0k4Sqt4e8/TXUXtT6fLuI/AAAAAAAAAwI/ys2ebhiRgEI/s1600/Erbakan_Hocam.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Lütfen yeterince bilgi sahibi olmadan çiziktirmeyiniz, çok rica ederim. Aynı eskiden&amp;nbsp; olduğu gibi, söylediklerinizi tevil etmek yine bize düşüyor!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;S.Nursi'nin  "Medrese'sinde 'Battal Mehetoğlu'nun katillerinin saklandığını biliyor musunuz? Diğer cemaat liderlerine göre muhalif duruşunu koruduğu için  "Seçilen" üstadın, 1946'dan itibaren titizlikle desteklendiğini, eserlerinin T.C' de basımı yasakken 'A. basılıp NATO'nun konteynırlarıyla T.C'ye getirildiğini biliyor musunuz?&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;İslam kültür ikliminde yaşadığımızı hesaba katmadan bu topraklarda devrimci -demokrat dönüşüm- yetmezmiş gibi yakın devrim hayali ne kadar uçuk ise, şimdi bu etkeni sosyo ekonomik/ sosyo kültürel bağlamını kanırtıp işgüzarca mültefit olmakda gaflettir. Konuyla ilgili tanıklık ve belge arzu eden olursa memnuniyetle paylaşabilirim sevgiyle, sağlıcakla ...&lt;/span&gt;&lt;span data-jsid="text" style="font-size: x-large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span data-jsid="text"&gt;&lt;span style="color: #999999; font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; RAHMİ AKDAŞ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-8151550060670877528?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/8151550060670877528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/03/yakin-devrim-hayalinden-snursi-erbakan.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8151550060670877528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8151550060670877528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/03/yakin-devrim-hayalinden-snursi-erbakan.html' title='YAKIN DEVRİM HAYALİNDEN &quot;S.NURSİ-ERBAKAN VB.DEN MEDET UMMA HAYALİNE&quot; İNDİRGEMECİLİKTEN İNDİRGEMECİLİĞE ...'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-1831508303427860856</id><published>2011-02-07T06:58:00.000-08:00</published><updated>2011-03-13T10:29:05.482-07:00</updated><title type='text'>BAŞIMIZI BELAYA SOKAN NE GÜZEL BİR EYLEMDİR OKUMAK</title><content type='html'>&lt;div style="color: #999999; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;SEZAİ SARIOĞLU &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kitap okumak yirmi dört ayar keyif ve keşif bir serseriliktir.  İşaret ve itira...z parmağını yitirmeden asi ve aksi sokak çocuğu  olmaktır. Maddenin ve mananın dilini sokağın çıkmaz sokakları içinden  okumak özgürleştirir. Hevesnefes evden, devletlerden ve uluslardan  kaçmaktır okumak. Firarın delili olan okur, yeni kendisine, yeni  yüreğine, yeni imgelere, yeni düşlerine taşınır. Taşıma düşle, yeni bir  dünyanın değirmenini döndürür. Okuryaşar, yeni bir dünyanın ihtimali ve  ihtilali için saçlarını düş değirmeninde ağartır. Bu müjdeli serseri,  ikinci üçüncü kavimlerin tarihini okuyup sınırları aşarak yeni  mekanlara, yeni coğrafyalara taşınır. (“Sınırları aşabilene derler  sevgili/ Ne eksik ne fazla iken uçamazsınız”) Serseri(lik) cevap  anahtarlarından oluşan perspektif değil, sorulardan oluşan  terspektif’tir.&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TVAAijwWN5I/AAAAAAAAAwA/93vh_oBZQUw/s1600/168746_131939416871890_100001674971805_216633_1455441_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TVAAijwWN5I/AAAAAAAAAwA/93vh_oBZQUw/s320/168746_131939416871890_100001674971805_216633_1455441_n.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;FOTOĞRAF: Ertan MISIRLI&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Akıntıya karşı yürek çeken serseri; suyun kandırma ve  kaldırma kuvvetini ve özgür/özgül ağırlığını, yan ürün olarak da suyun  akışının rengini öğrenir. Serseri olarak okur, verili “biz” tanımlarına,  ulus, devlet, kimlik tanımlarına itiraz ederek, bunları tırnak içine  alarak, hiç ülkeye yol alır. (Okurun boynunda Neyzen Tevfik’in “hiç”  yazan muskası asılıdır) Böylece bizim mahallenin Marx abisinin “özgür  bireyler cumhuriyetine” varır. Serseri muhaliftir. Şiir ve aşk gibi,  devletin ve tanrının, yeryüzü ve gökyüzü iktidarlarının tersi olmaya  çalışandır. Serseri okur, Susan Sontag’ın “Başkalarının acısına  bakmaktan” söz ettiği kişidir. Serseri sürekli olarak kaydını özgürlüğe  yaptıran, kimsenin tabusu ve tapusu olmayan bir asidir... Okur insanı,  ulusla, devletle özdeşleştirmeye çalışan milliyetçi-ırkçı teorilerin  dışında, ötesinde ve karşısındadır. Hiç devlet, hiç ulus, hiç  milliyetçidir serseri. Bu dünyada yersiz yurtsuzluğu, kimsesizliği onun  yeri-yurdudur. Serserinin bu dünyada az yer kaplaması, onun yeridir ve  çokluğudur... Dallarına ve dağlarına hep masallar, efsaneler yürür.  Yasakmeyve’yi yiyerek cennetten kovulur. Serserinin mekânı,  “Cehennet”tir. Uç’tur, en uç’tur... Her kitapla uç’tu, uç’tu düş uçtu,  hallerinde uçar... Serseri için her gün kitap bayramıdır…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;SEZAİ SARIOĞLU &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-1831508303427860856?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/02/mahkum-kitaplarmz-adna.html' length='0'/><link rel='enclosure' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/06/1116-sayfay-bir-gunde-okuyup-dava.html' length='0'/><link rel='enclosure' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/09/okuma-ugrasi-uzerine-bir-deneme-yazisi.html' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/1831508303427860856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/02/basimizi-belaya-sokan-ne-guzel-bir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1831508303427860856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1831508303427860856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/02/basimizi-belaya-sokan-ne-guzel-bir.html' title='BAŞIMIZI BELAYA SOKAN NE GÜZEL BİR EYLEMDİR OKUMAK'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TVAAijwWN5I/AAAAAAAAAwA/93vh_oBZQUw/s72-c/168746_131939416871890_100001674971805_216633_1455441_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-1477368306792085723</id><published>2011-02-03T10:20:00.000-08:00</published><updated>2011-03-12T13:41:26.301-08:00</updated><title type='text'>YERALTI DİZELERİ</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;span style="color: #999999; font-size: x-large;"&gt;AYNUR ULUÇ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;“Bir kazıda yeraltından şiirler çıksa ne olur” sorusu takıldı birden  aklıma. Bu soruda insanı farklı boyutlardan bakmaya iten bir yan var  sanki. Zamana asılmaktan zamanı ısırmaya kadar genişleyen bir parantez  soru olabilir pekalâ bu. Benim bir faraziye gibi sorduğum bu soru,  elbette gerçekdışı bir soru değil aslında. Eski dönem şiirlerinin bugün  bize değdiği noktalar üzerinden giderek daha somut koşullarda da  yaklaşabiliriz konuya. Daha eğlenceli bir şekil olarak kabul edeceksek  bir şiirin aniden yok olup, belli bir dönem sonra ortaya çıkıverdiği  oyunu üzerinden de sürdürebiliriz yazıyı. Ki bu yaklaşım William  Blake’in de aklına gelmiş. Bugün yazılmış bir şiir, yüzyıl sonra  yeraltından çıksa okuyanlarda nasıl etki yapar diye düşünüp, bazı  şiirlerini bakır levhalara kazıyarak toprağa gömmüş. O devirde çılgın  gözüyle bakılan şair bugün en ilginç beyinlerden birisi olarak kabul  ediliyor. Kendisi hippilerin ilâhı, şiirleri şarkı oluyor. Ancak bu  yazıdaki konumuz Blake olmadığı için ben yine faraziye şeklinde  düşünmeye devam ederek soruma döneyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TUrxsesgzBI/AAAAAAAAAv8/yW0562SYk7E/s1600/Tekirda%25C4%259F+156.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TUrxsesgzBI/AAAAAAAAAv8/yW0562SYk7E/s320/Tekirda%25C4%259F+156.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TUrxXPP_RBI/AAAAAAAAAv4/FJ3chW-sTOw/s1600/DSC03305.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Tarihin ilk aşk  şarkısıyla buluştuğunda insanlık ne düşünmüştü acaba? Bunu bilebilmek  pek mümkün olamayabilir. Ancak tahminler yürütebiliriz. Okuyucunun kendi  okumasını yapıp kendi gözlemlerini oluşturabilmesi için, yazılı tarihin  ilk aşk şarkısı olarak geçen şu sözleri araya almak belki de en iyisi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Güvey, canımın içi,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Gönül açar güzelliğin, bal gibi tatlı,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Aslan, canımın içi,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Hoştur güzelliğin, bal gibi tatlı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TUrwrdAtd4I/AAAAAAAAAv0/QcZjEF2v1y0/s1600/tyger.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TUrwrdAtd4I/AAAAAAAAAv0/QcZjEF2v1y0/s400/tyger.jpg" width="222" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;W.Blake, Tyger Şiiri&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Güvey, yatak odasına götür beni,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Aslan, yatak odasına götür beni.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Güvey, seni okşayayım,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sevdalı okşayışlarım baldan daha tatlıdır,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Balla dolu odada,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Gönül açan güzelliğinin tadını çıkaralım,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Aslan, okşayayım seni,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sevdalı okşayışlarım baldan daha tatlıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Güvey, benden zevkini aldın,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Söyle anama, sana tatlılar verecek,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Babam sana armağanlar verecek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ruhun, bilirim ruhunun nerede neşelendiğini,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Güvey, şafağa değin uyu evimizde,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yüreğin, bilirim yüreğinin nerede sevindiğini,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Aslan, şafağa değin uyu evimizde.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sen, beni sevdiğin için,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yalvarırım okşayışlarını ver bana,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yüce tanrım, yüce koruyucum,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Enlil`in yüreğini sevindiren yüce Şu-Sin’im,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Yalvarırım okşayışlarını ver bana.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Senin bal gibi tatlı yerin, yalvarırım elini onun üstüne koy,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Elini gişban*-giysisi gibi onun üstüne koy,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Elini gişban-sikin*-giysisi gibi onun üstüne kapa,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu İnanna’nın bir balbale*-şarkısıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Akılda  yanlış kalmalara olanak vermemek için bu dizelerin yazılı tarihin ilk  şiiri değil,&amp;nbsp; ilk aşk şiiri (şimdilik)&amp;nbsp; olduğunun altını çizeyim. Belki  de insana dair en kıdemli duygu olduğunu düşündüğümden dolayı aşkı  seçtim sanırım örnek olarak. Yoksa elbette farkındayım ki; yazılan tüm  şiirler zamanına dair pek çok unsuru içlerinde barındırırlar. Bugünkü  gözle okunduğunda yeterince anlaşılmayan ancak dönemine dair bilgiler  eşliğinde anlamlı olabilecek dizeler taşırlar içlerinde. Cemal  Süreya’nın “Ta çocukluğumdan beri / Ne buldumsa okudum / Sonunda anladım  ki / Bir kitapta resim şart ” deyişinde nasıl şablonlu, enli boylu  endam eden resimler kastedilmiyorsa aynı aralıktan konuşmak gerekirse  biz de, bir şiirde tarih şart diyebilir miyiz? Bu yazıdaki sorumuz  üzerinden hareketle düşünürsek, bu şiirleri yer altı sularıyla yıkanmış  bulduğumuzu varsaydığımıza göre söz konusu sorudaki rolümüz elbette  okuyucu konumu üzerinedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bu kez de resim sözünden  hareketle bir zamanlar bu ülkede kendince ünlü bir figüre geçeyim. Belli  yaş ortalamasında olanlarımız, gözünde bir damla yaş olan çocuk posteri  denilse, hemen saçları buram buram buğulu gözlerine düşen, yanağından  irice bir yaş süzülen o çocuğu anımsarlar sanırım. Bir gün tepesine  kadar yüklü bir kamyonun camında görmüşüzdür belli belirsiz, başka gün  herhangi bir ayakkabıcı dükkânının vitrininde. Diyelim ki, gelecekte  yeraltından çıkacak olan -ya da bugün üzerinden düşünüp, mizahi şekilde  söylersek; yazıldığında bir şekilde kaybolmuş da, bir gün aniden bir  forward sırasında net aralığından ekrana düşecek olan diyelim- bir  şiirde bu postere atıfta bulunulmuş olsun. Günümüz Türkiye’sinde  yaşayanlar, sözü edilen çocuğun gözyaşı büyüklüğünü dahi  anımsayacaklarken, bundan elli altmış yıl sonra yaşayacak olanlarsa,  ancak hayal edeceklerdir görüntüyü. Hayalleri belki gerçeğine yakın  olur, ama asla aynısı değil. Şiir elbette, illâ birebir şairinin  yaşadığı dönemden izler taşımak zorunda değil, Çok eskilerde kalmış gibi  görünen bir görüntüyü de canlandırıyor olabilir. Ne demiştik; şiir  okumada tarih bilgisi şart. Bugün kaç kişi Ece Ayhan’ın “ Sen insanı hep  öperek mi ele verirsin ” dizesinde İsa ve onu öperek ele veren Yuda’ya  gönderme olduğunu düşünür? İnsan, tarihinden ne kadar kopabilir? İkinci  sorumuz da bu olsun isterseniz, tersten kurulmuş. Mevlâna ve Şems  arasında olanları bugünün gözüyle yazılan dört tane roman üzerinden  okuyup anlamaya çalışıyorsak, zamanın altından su yürütüp, üstünden  susuz dönmüş sürpriz bir şiiri neresinden anlayacağız?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ya  şairin içinde çırpındığı, sorun yumağı sözlerle bezeli şiirler, var olan  dönemin algısından kaynaklanıyorsa. Bahsi geçen sorun çözülüp  unutulduğunda, daha da ötesi algılar dönüştüğünde gözümüze değen  sözlerin ne kadarı anlaşılacaktır? Eski bir Mısır şiirinde “Seni  zeytinyağı içmek gibi seviyorum.” şeklinde bir dize karşımıza çıktığında  ilk üreteceğimiz tepki büyük olasılıkla şaşkınlıktır. Sonra ister  istemez düşünmeye başlarız; imgelere zamanın etkisi ne kadardır? Zamanın  uygarlık ve zevk anlayışları şiirin özüne nasıl yansıyor? Ne gibi  farklılıklar getiriyor?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Bir dönem Arap şiiri deve  güzellemesi ile başlardı. “Yurdundan koparılmış gözleri sürmeli yaralı  bir ceylân gibi / Suat'ı alıp götürdüler./ Gönlüm öyle kırık ki! ” demiş  Kaab Bin Züheyr, Suat isimli deveyi anlattığı şiirinde. Ancak bu  kadarı, söylemek istediğime yeterli örnek oluşturamayacağı için şiirin  tamamını alamasam da devamı olan bir bölümü daha paylaşmak isterim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Gönlüm, azat nedir bilmeyen bir köle örneği ezgin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Tan vakti Suat göçtü buralardan. O ne mağrur bakışlardı Rabbim&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ve ne müstağni.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Suat ki boyu altın ölçüde; önden bakılınca zarif nahif, incecik belli,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Tombul görünüşlü arkadansa, arka çizgileri bile belli.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Gülerken dişlerinde kar yağar gibi bir kış aydınlığı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Öyle beyaz, onları şarapla yıkıyorlar durmadan sanki.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Vâdi açık. Kuşluktur. Çakıllarda kuş sesli serin sular.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kuzey yelleriyle serin sular gibi saf ve ışıklı Suat'ın ağzındaki.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Süpürürse rüzgâr nasıl üstündeki bulutları,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Nasıl yıkarsa pırıl pırıl geceleri yağmur tepeleri.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ağzındaki su o yağmur suyu Suat'ın, dişleri o beyaz kum tepeleri.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Soylulukta en soylu, cömertlikte bir eşi yok bir sevgili iken Suat,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ne kendi sözünde durdu, ne de dinledi beni.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Suat bu, işi gücü bana oyun, naz, vefasızlık, söz verip dönmek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Benim kaderim böyle. Onun aşk felsefesi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Ben  bu aşkı ne kadar anlamlandırabilirim bugün, o kültüre yabancı bir  toplumda ve farklı bir zamanda yaşıyorken. Kaldı ki; eminim; biraz önce  en kıdemli olgu olarak tarif ettiğim `aşk` bile gelecekte, bugünkünden  başka sorunları taşıyacak içinde çağı gereği. Bundan çok değil, on beş  yıl önce sevgiliden her an gelebilme ihtimâline karşın bir türlü  gelmeyen cep mesajı gibi bir boyut yoktu yaşanan aşklarda. Ve bunun  insana hissettirdikleri. Bir türkü vardır yıllar öncesinden; belki  sevgiliden trene verilmiş bir mektubu içinde taşır diye trenlerin  yolunun gözlendiği aşklardan kalma: “ Kara tren gelmez m’ola / Düdüğünü  çalmaz m’ola / Gurbet ile yar yolladım / Mektubumu almaz m’ola / Allı  gelin al olaydın selvilere dal olaydın / Gelen geçen yolculardan nazlı  yar beni soraydın ”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Belki de anahtarın bir ucu budur, gebe  sorulara ipucu olacak yolda. Tarihi doğru anlamak adına, yeraltından  çıkmış o şiiri doğru anlamak adına, gelecekte doğru anlaşılma umutları  adına belki de en çok…Çok değil bundan yaklaşık elli yıl önce  düzenlenmiş bu türküdeki koşulları düşünün. O içine hasret sinmiş  sabırlı bekleyişi, gelip geçen yolculardan sorulmayı dileyecek kadar  sevgiliye ulaşmak için tıkanmış yolları. Biz bugün bir yandan teknolojik  imkânlarla sarmalanmış olduğumuz halde iletişimsizlikle savaşarak bu  türküyü dinlerken onları anlamaya ne kadar yakınsak, muhtemelen o kadar  anlayacaklardır bizi de geleceğin insanları. İnsandan insana, zamandan  zamana, bellekten belleğe, yürekten yüreğe akacaktır anlam ve kendini  sürekli yeniden yaratacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Aynur Uluç&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Şiiri Özlüyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;2010 / Sayı 34&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Şiirdeki&amp;nbsp; *` lı ifadelerin anlamları çözülememiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;**Bu  şiir büyük bir olasılıkla Yeni Yıl kutlamalarından birinde, Kral  Şu-Sin`in seçilmiş gelini tarafından söylenmiştir. (şiirin orijinali  sümercedir)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Şiirin kopyası, metni, çeviri-yazısı, çevirisi ve  yorumundan oluşan sümerologların ortak çalışması TTK yayını Belleten  dergisinde yayınlanmıştır (Cilt 16, s 345 vd) .&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;http://aynurozbekuluc.blogcu.com/&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="photo photo_none"&gt;&lt;div class="photo_img"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-1477368306792085723?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://aynurozbekuluc.blogcu.com/' title='YERALTI DİZELERİ'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/1477368306792085723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/02/yeralti-dizeleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1477368306792085723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1477368306792085723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2011/02/yeralti-dizeleri.html' title='YERALTI DİZELERİ'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TUrxsesgzBI/AAAAAAAAAv8/yW0562SYk7E/s72-c/Tekirda%25C4%259F+156.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-6488495161496701064</id><published>2010-12-28T02:52:00.000-08:00</published><updated>2011-03-12T13:42:21.362-08:00</updated><title type='text'>SU İÇİN(DE) ALLIANOI: SARI YAZMA DARDA ALLIANOI İSYANDA !</title><content type='html'>&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Panel: SARI YAZMA DARDA ALLIANOI İSYANDA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;YİĞİT OZAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;1998 yılında başlayan kurtarma kazıları ile gündeme gelen Allianoi'u bekleyen tehlikeyi bir kez daha dile getirmek için TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin katkılarıyla Allianoi Girişim Grubu tarafından düzenlenen SU İÇİN(DE) ALLIANOI etkinlikleri 12 Aralık 2010'da bir yürüyüş ve sergi açılışı ile başlamıştır. 13 Ocak 2011'e kadar devam edecek etkinliklerde şu ana kadar Nur DOLAY'ın Off Karadeniz filmi, Ahmet YEŞİLTEPE'nin hazırlayıp sunduğu Zaman Yolcusu programının Allianoi bölümü gösterilmiş, "Kültürel Miras ve Hukuk","Geçmiş ile Gelecek Arasında Allianoi", "Sarı Yazma Darda Allianoi İsyanda" başlıklı paneller düzenlenmiştir. Bu yazıda ise "Sarı Yazma Darda Allianoi İsyanda"&amp;nbsp; adlı panel özetlenecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TRm7aA_WygI/AAAAAAAAAvg/b1aNc37u61g/s1600/Untitled.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TRm7aA_WygI/AAAAAAAAAvg/b1aNc37u61g/s320/Untitled.jpg" width="291" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Panel, 17 Aralık Cuma günü Sezai  SARIOĞLU'nun yönetiminde düzenlendi.&amp;nbsp; LOÇ Vadisi ve Allianoi  direnişlerinin edebiyatçılarımızın gözünden görmeyi amaçlayan panel,  100. yaşı nedeniyle&amp;nbsp;&amp;nbsp; edebiyatımızın ulu çınarı Rıfat Ilgaz'a ithaf  edildi.&amp;nbsp; Eserlerinde toplumsal sorunları geçmişi ile inceleyip geleceği  görmeğe, geleceğe mesajlar vermeye çalışan Rıfat ILGAZ, bu panelde  memleketi Cide'nin LOÇ Vadisindeki Hes'lere karşı direnen halkları ile  birlikte anıldı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sezai  Sarıoğlu, Aydın Ilgaz, Mehmet Altun ve Loç vadisi koruma platformundan  Zafer Keçini'in panelistlik yaptığı etkinlikte Rıfat Ilgaz, Turgut Uyar,  Edip Cansever gibi şairlerimizden dizelerle zenginleşen konuşmalarda  Hasankeyf'den Allianoi'a, Loç'tan Munzur'a,Sinop'a Anadolu'nun tehlike altındaki yaşam alanlarının, doğal varlıklarının, kültürel mirasının karşı karşıya kaldığı tehlikeler işlendi. Allianoi'da barajın Loç vadisinde HES'lerin neden istenmediği bir kez daha dile getirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Böylesi mücadelerlerde kitlesel katılımın nasıl artırılabileceğini sorgulayarak etkinliği başlatan Sezai Sarıoğlu, bu davetkar sorgulamanın bir türlü sonuca ulaşamamasını Turgut Uyar'dan alıntıyla "Çıkmaz'ın güzelliği" diye tanımladı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; } &lt;/style&gt;&lt;br /&gt;&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; } &lt;/style&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Etkinliğimizi duyururken &lt;i&gt;"100 yaşındaki Rıfat ILGAZ, geçmişin tehlike altındaki mirasını, bugünün mücadelesini, suyun azizliğini yıllar öncesinde anlatmıştı. 21. yüzyılda sözcükleri çığlığa dönüşüyor.&lt;/i&gt;" demiştik. Ilgaz verdiği örnekte, Gökdelen şiirinde sanki 11 Eylül olaylarını anlattığına dikkat çekerek aydın insanın geleceği görmek, topluma yön vermek zorunda olduğunu ifade etti.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;            &lt;/span&gt;&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Times";}@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }&lt;/style&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-family: Times; font-size: x-large;"&gt;GÖKDELEN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TRm7wvXCOBI/AAAAAAAAAvk/DhAMO9pxV6k/s1600/Untitled2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TRm7wvXCOBI/AAAAAAAAAvk/DhAMO9pxV6k/s320/Untitled2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Yüzyıllara ışık tutan &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Bir kadın kıyıda ağlamaklı &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Yanaklarında öfke &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Eteklerinde kan &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Düşmüş gökkuşağı belinden&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Güneşli bir coğrafyada &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Çekmiş perdelerini gökdelen &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Bir bayrak çırpınıyor&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Times; font-size: x-large;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Takvimsiz bir kasırgada &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Asya kıyılarından esen&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Kitapların yazdığından &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Da önce başladı fırtına &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Düşürür yıldızlarını tek tek &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;Çaresiz bir bayrak boşluğa&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Times;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-family: Times; font-size: x-large;"&gt;Karakılçık adlı şiir kitabından,1969 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Loç vadisindeki HES projeleri hakkında görüşlerinide aktaran Aydın Ilgaz, bu projenin toplumsal faydası bulunmadığını ve "aydın" insanların bu projelere karşı verilen mücadeleleri desteklemeleri gerektiğini ifade etti. Aynı zamanda Allianoi kazı ekibi üyesi olan ve edebiyatçı kimliğiylede tanınan Mehmet Altun, Allianoi kazısında arkeolog olarak geçirdiği günleri edebiyatçı duyarlılığı ile aktarırken, Osmanlı'dan günümüze kadar bu ülkede kültürel mirasa karşı gösterilen düşmanlığa dikkat çekti. Etkinliğin son konuşmacısı Loç Vadisi direnişinin içinden gelen Zafer Keçin'di. Vadiden video ve fotoğraflarla görselleştirilmiş sunumunda yöre halkı olarak yalnızca kendilerinin değil aynı zamanda vadide yaşayan ayının, kuşun, böceğin, ağacın tüm varlıkların yaşam alanlarını savunduklarını dile getirdi. Suya ihtiyacı olanla sularını paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Keçin bununla birlikte büyük şehirlerdeki alışveriş merkezlerinin ışıl ışıl olması için vadilerini feda etmeyeceklerini söyleyerek aslında enerji üretimine değil enerji tasarrufuna ihtiyacımız olduğuna dikkat çekti.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TRnAhihVExI/AAAAAAAAAvs/XWchup-MQqM/s1600/imperiaflex_0_0_0.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="275" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TRnAhihVExI/AAAAAAAAAvs/XWchup-MQqM/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Sezai Sarıoğlu'nun Edip Cansever'den alıntıladığı, "ne güzel bir duruşun var/doğayı bile kımıldatmadan" dizeleri, aslında herşeyi özetliyordu. İlya'nın kenarında "doğayı bile kımıldatmadan" kurulan Allianoi, İlyanın üzerine yapılan barajla yok edilmek isteniyordu ve yıllarca Loç vadisinde "doğayı bile kımıldatmadan" yaşayan Loç halkı şimdi onu yok edecek HES'lere karşı direniyordu ve Rıfat Ilgaz &lt;i&gt;"Kaldır başını kan uykulardan(...) Ses ol ışık ol yumruk ol/ Karayeller başına indirmeden çatını/ Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm/ Alıp götürmeden büyük denizlere/çabuk ol&lt;/i&gt;" diye sesleniyodu tüm aydınlara(ve de arkeologlara belki de)...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;YİĞİT OZAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-6488495161496701064?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/6488495161496701064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/12/su-icinde-allianoi-sari-yazma-darda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6488495161496701064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6488495161496701064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/12/su-icinde-allianoi-sari-yazma-darda.html' title='SU İÇİN(DE) ALLIANOI: SARI YAZMA DARDA ALLIANOI İSYANDA !'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TRm7aA_WygI/AAAAAAAAAvg/b1aNc37u61g/s72-c/Untitled.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-6854018995523030131</id><published>2010-12-08T16:31:00.000-08:00</published><updated>2011-03-12T13:43:33.327-08:00</updated><title type='text'>SU İÇİN(DE) ALLIANOI: İZİN VERMEYECEĞİZ YÜRÜYÜŞÜ</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;blockquote class="summary"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TQAitq6iH_I/AAAAAAAAAvY/hTq46fA5IzA/s1600/200-356.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TQAitq6iH_I/AAAAAAAAAvY/hTq46fA5IzA/s320/200-356.jpg" width="179" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: #999999; font-size: large;"&gt;12 Aralık 2010-13 Ocak 2011 tarihleri  arasında Allianoi Girişim Grubu, TMMOB İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent  Şubesi Karaköy binasında bir dizi etkinlik gerçekleştirecektir.  Etkinlikler &lt;b&gt;12 Aralık Pazar günü saat 15.00'de Taksim tramvay durağından &lt;/b&gt; bir  yürüyüşle başlayacak, sergi, dinleti, panel, belgesel ve filim  gösterimleri ile devam edecektir.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="article" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Allianoi; Bergama yakınlarındaki 2000 yıllık sağlık  yurdu yaşam mücadelesi vermekte. Tüm olumsuz koşullara karşın umuda dört  elle sarılanlar Allianoi'un, direnişin yanında yer almaya  sürdürüyorlar. Cehaletin karşısında bilgiyle, kötülüğe dürüstlükle yanıt  vermeye hazırız. Adını, yerini, çıkan eserleri insafsızca yok sayanlar,  hukuku çiğneyenler tarih önünde hesap vermekle kalmayacaklar yüzyılın  dayanışmasına da şahit olsunlar istiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allianoi;sıcak su yurdunu, geleceği yok etmek isteyenlere dur diyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimle "izin vermeyeceğiz" yürüyüşü ve etkinlikleri için İstanbul'da buluşmaya çağırıyoruz sizi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kendi renklerinizle, sözle, ıslıkla, çığlık ve zılgıtlarla... &lt;br /&gt;Ziller ve davullarla... &lt;br /&gt;Kemençe ve halaylarla... &lt;br /&gt;Allianoi, Loç, Munzur, Hasankeyf... &lt;br /&gt;Su hakkımızı ... &lt;br /&gt;Sağlığımızı... &lt;br /&gt;Kültürümüzü... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizden almak isteyenlere karşı...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="link" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://www.mimarist.org/"&gt;www.mimarist.org&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="link" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;www.allianoi.org&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="link" style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt; allianoigirisimgrubu.org&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="link" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="addcomment"&gt;&lt;a href="https://publish.istanbul.indymedia.org/comment.php?top_id="&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-6854018995523030131?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/6854018995523030131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/12/su-icinde-allianoi-izin-vermeyecegiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6854018995523030131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6854018995523030131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/12/su-icinde-allianoi-izin-vermeyecegiz.html' title='SU İÇİN(DE) ALLIANOI: İZİN VERMEYECEĞİZ YÜRÜYÜŞÜ'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TQAitq6iH_I/AAAAAAAAAvY/hTq46fA5IzA/s72-c/200-356.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-2623148935933967145</id><published>2010-11-25T04:17:00.000-08:00</published><updated>2010-11-29T12:45:34.887-08:00</updated><title type='text'>"DASKYLEION'DA 3. NESİL KAZILAR"</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TO5TqEeEFKI/AAAAAAAAAto/IYBV64pNcEE/s1600/davetiye+iren.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TO5TqEeEFKI/AAAAAAAAAto/IYBV64pNcEE/s640/davetiye+iren.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-2623148935933967145?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/2623148935933967145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/11/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2623148935933967145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2623148935933967145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/11/blog-post.html' title='&quot;DASKYLEION&apos;DA 3. NESİL KAZILAR&quot;'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TO5TqEeEFKI/AAAAAAAAAto/IYBV64pNcEE/s72-c/davetiye+iren.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-7962466500317279049</id><published>2010-09-18T04:16:00.000-07:00</published><updated>2011-03-12T13:44:26.848-08:00</updated><title type='text'>Allianoi'dan S.O.S</title><content type='html'>&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;İzmir Bergama'daki Allianoi bugün, şu an gömülüyor...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Günümüze kadar oldukça iyi korunmuş çeşme ve hamamları, cadde ve sokakları benzerine az rastlanır bir termal kent olan Allianoi'un anıtsal kalıntıları baraj suları altında "korunması(!)" amacıyla kum ve betonla örtülüyor. Siz bu satırları okurken bir tarih katlediliyor... Hukuki süreç devam ettiği halde ihaleyi alan firma bir an önce Allianoi'u beton ve kuma gömmenin peşinde.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Allianoi kazı çalışmalarının başkanı Doç.Dr. Ahmet Yaraş, kumla kaplama çalışmasının başlamasıyla ilgili  gözyaşları içersinde şunları söyledi:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;“21. yüzyılın tarih ve insanlık katliamı. Tüm aydınlara, sanatçılara  selam olsun. Herkesin gözü önünde tarih katliamı yaşanıyor. Demokrasi  havarisi geçinen insanlara selam olsun. Göz göre göre bir dram, katliam  yaşanıyor insanlar da üç maymunu oynuyor. Alanda 120 işçi çalışıyor.  İşçilerle bizi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Alana giremiyoruz.  Adamları işinden edecekmişiz gibi algılanmasını istiyorlar. İşçinin  tarih kıyımından haberi yok, korunacağını söylüyorlar. Bu şekilde  korunması mümkün değil. Anlatamıyoruz ve bize düşman gibi, vatan haini  gibi bakıyorlar.” (Radikal, 17.09.2010)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;Bu barbarlığa karşı olan herkesi Allianoi'a bekliyoruz...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TJSd3EWkO8I/AAAAAAAAAtc/C1tiPsWYrsk/s1600/1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="249" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TJSd3EWkO8I/AAAAAAAAAtc/C1tiPsWYrsk/s640/1.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Fotoğraf: www.allianoi.org&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-7962466500317279049?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/7962466500317279049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/09/allianoidan-sos.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7962466500317279049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7962466500317279049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/09/allianoidan-sos.html' title='Allianoi&apos;dan S.O.S'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TJSd3EWkO8I/AAAAAAAAAtc/C1tiPsWYrsk/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-6763463344024864829</id><published>2010-09-16T02:57:00.000-07:00</published><updated>2011-03-12T13:45:22.350-08:00</updated><title type='text'>Bir Bilim Olarak Arkeoloji ve Mahalli Baskı</title><content type='html'>&lt;style&gt;@font-face {  font-family: "Cambria";}p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }&lt;/style&gt;     &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;“20 GÜNDE KAZI MI OLUR?”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Bir Bilim Olarak Arkeoloji ve Mahalli Baskı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“Türkiye’de bir arkeolojik kazı aldatmacasıdır, sürüyor. Ülkemizin çeşitli kentlerinde, 300 dolayında kazı gerçekleştiriliyor. Ama çoğu, “göstermelik” nitelikte ya yerinde sayıyor, ya da kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Üstelik bu kazılara, Kültür ve Turizm Bakanlığı, çeşitli miktarlarda ödeneklerde çıkarıyor”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Ö.B&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Çiçeği burnunda bir arkeolog olarak, Bandırma’nın 14 yıllık emektar gazetesi BANSES’in sayfalarında kendine bir köşe kapmış bu fikre yanıt verme gereği duydum okur okumaz...&amp;nbsp; Yazının devamında Türkiye’de yapılan arkeolojik kazıların her yıl 1-1,5 ay yapılabildiğinden yakınan “fikir babası” Kyzikos ve Daskyleion kazılarında yıllardır “bir arpa boyu bile yol alınmamasından bıktığını” söylüyor özetle. &amp;nbsp;Ama bununla da kalmıyor ülkedeki “göstermelik” kazıların “dişe dokunur bir buluntu çıkaramayan(!)” kazı ekibi başkanlarının kazıları ile ilgili “yurtdışında bile(!)” verdiği konferansları, yayınları, kazılarda ele geçen verilerin diğer bilim insanları ile paylaşıp onlarında katkıları ile bilgiye dönüştürdükleri bir etkinlik olarak görmeyip bu konferans ve makalelerin tek amacının akademik kariyer yapmak olduğunu ileri sürebiliyor. Yazının bir başka yerinde “Kültür ve Turizm Bakanlığı, 20 günlük kazılarla kendilerine çalışan öğretim üyelerinin kazılarına ödenek çıkarmak yerine ödenek çıkarmak yerine...” cümlesiyle karşılaşıyorum. Nasıl ki Bakan Eroğlu, “Allianoi diye bir yer yoktur, ben bunu kanıtladım” diyerek ileri gittiyse bu satırların sahibi de eleştirinin sınırlarını zorlamıştır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“... başta Pers Satraplığı(Pers Bölge Valiliği) olmak üzere beş uygarlığın yaşadığı vurgulanan Daskyleion, halen turizme açılamadı.” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Ö.B&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“...bu işi uzun süreli, aylarca sürdürecek arkeologlara gerçekçi ödenekler vererek, uygarlıklar ülkesi Türkiye’nin arkeoloji turizmine katkı sağlamalıdır...”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Ö.B&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Arkeoloji nedir?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“... Artık arkeoloji, geçmiş döneme ait her türlü ize, bir operatörün ameliyat ettiği hastaya eğildiği hassaslık ve dikkat ile eğilen, bulguları diğer bilim dalları ile ortaklaşa sürdürdüğü çalışmalarla değerlendirilen, bunları çoğu kez en karmaşık labaratuvar deneylerinden geçiren bir bilim dalıdır. Çağdaş arkeoloji jeofizikden biokimyaya, nükleer fizikten astronomiye kadar, hemen her türlü bilim dalı ile iletişim kurmuş bir bilim dalıdır. Arkeolojinin amacı da ne vitrinleri doldurmak, ne de geçmiş dönemden günümüze kalan nesnelerle kişileri zengin etmektir. Arkeolojinin amacı en eski dönemlerden günümüze nasıl gelindiğini araştırıp ortaya koymaktır”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;ÖZDOĞAN,M., “Türk Arkeolojisi ile İlgili Bazı Sorunlar ve Öneriler” Türkiye Arkeolojisinin Sorunları ve Koruma Politikaları, İstanbul, Arkeoloji ve Sanat Yayınları,2001, s.50.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Ö.BALIKÇI'ya, arkeolojinin, amacı günümüze ulaşan kalıntılardan yola çıkarak geçmişi aydınlatmaya çalışan bir BİLİM dalı olduğu gerçeği unutturan etken hiç süphesiz “Kültür” ile “Turizm” kavramlarına aynı bakış açısıyla yaklaşan devletin, kültür politikalarının bir sonucudur.&amp;nbsp; Turizm için kültüre yatırım yapan zihniyetin arkeolojiyi bilimsel bir uğraş olarak değil de amacı memlekete turistik sermaye kaynağı kazandırmak olan bir tür müteahhitlik uğraşı olarak görmesi pek doğaldır. Ama bu düşünce bilim için en az Ortaçağ’ın Vatikan’ı kadar zararlıdır. Arkeolojinin amacı turizm değildir, ama turizm arkeolojinin bir getirisi hatta karlı bir getirisi olabiliyor zaman zaman, bu elbette rahatsız edici değil... Yinede bu durum turizmi arkeolojinin önüne geçirip kazıları hızlandırarak kazılardaki bilimsel çalışmaların titizliğini olumsuz yönde etkileyecek kapitalist tahakkümün önünü açmamalı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Yazarın düşüncelerinin aksine yerli-yabancı kazı, yüzey araştırmacıları ve onların destekçileri sayesinde ülkemiz arkeolojisi gün geçtikçe büyüyen ve gelişen bir bilimdir. Osman Hamdi Bey’den bu güne uzanan bir geçmişi ve interdisipliner bir yapısı vardır. Ama, evet kazılarımız yazarın dediği gibi çoğunlukla 1,5 ay sürüyor, kazı yerine yerleşmemizde yazarın dediği kadar olmasa da bir süre alıyor. Kazılara çoğunlukla, üniversitelerin öğretim üyeleri başkanlık ediyor, öğrencilerde ekibin bir parçası oluyor. Böylece üniversite sıralarında, kitap sayfalarında öğrenilemeyecek kazı teknikleri arazide, uygulamanın içerisinde sağlıklı bir şekilde öğretilebiliyor. Bu sayede mezun olduğumda dört kazı döneminin tecrübesiyle mezun olmuştum. Henüz üniversite sıralarındaki öğrencilerini araştırmaların fiilen içine sokan bu sistem sayesinde ülkemizdeki arkeoloji eğitimi teorik boyutta kalmamaktadır. Öğrencilerin kazılarda aldığı görevin tek karşılığı ise “öğrenmektir” ve ekibin hiçbir üyeside daha fazlasını beklemez. 1,5 aylık&amp;nbsp; kısa görünen kazı sonrasında üniversiteye dönülür ama aslında kazı bitmez, bitemez... Çünkü o 1,5 aylık zaman diliminde ele geçen buluntuların değerlendirilmesi, araştırılması, tanımlanması hepsinin bir araya getirilip sonuca varılmaya çalışılması çok daha uzun sürmektedir. Kazılara tamamen son verildikten sonra bile bu araştırmalar devam eder. Ve tabii ki arazide, üniversitede, kütüphanede, labaratuvarda sürdürülen araştırmalar sonucu üretilen bu bilgi diğer bilim insanları ile paylaşılmalıdır. İşte yazarın “kendine çalışmak” dediği de budur. Araştırmanızı paylaşmak “kendinize” değil “insanlığa” çalışmaktır. Yazar deseydi ki bu akademik uğraş daha sonra toplumla da paylaşılmalı bu şekilde bizde arkeolojinin ne olduğunu görürüz, o zaman kendisine hak verirdim. Ama makale yazmayı, konferans vermeyi “kendine çalışmak” olarak kabul etmek çok talihsizdir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“...Yıllardır, dişe dokunur bir buluntuyu gün ışığına çıkaramayan kazı ekibi başkanı profesörler, doçentler, yardımcı doçentler...”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Ö.B&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Yazıdaki bir diğer eleştiri kazılarda “dişe dokunur bir buluntunun” çıkarılmamasıdır. Yazar açığa çıkarılan dişe dokunur olup olmadığını neye göre değerlendiriyor bilemiyorum ama ülkemizde son yıllarda yapılan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmaları başarılı sonuçlar doğurmaktadır. Bunu anlamak için "Kültür" ve "Turizm" Bakanlığı’nın&amp;nbsp; 32 yıldır düzenlediği Uluslararası Arkeolojik Kazı ve Araştırma Sonuçları Toplantısı’nı izlemek ya da artık internette pdf olarak da bulunan sonuçlarını okumak bir yana gazetelerin sayfalarını karıştırmak, arkeoloji haberlerini biraz daha dikkatli okumak kafidir. Ama eğer dişe dokunur buluntudan kasıt görkemli bir şeyler veya Indiana Jones’un Kristal kafatası ise Bandırma’nın dillere destan surları varken kazıya ihtiyacımız yok!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;“...&lt;i&gt;Üstelik bu kazılara, Kültür ve Turizm Bakanlığı, çeşitli miktarlarda ödeneklerde çıkarıyor.”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Ö.B&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“... Kültür ve Turizm Bakanlığı, 20 günlük kazılarla kendilerine çalışan öğretim üyelerinin kazılarına ödenek çıkarmak yerine...”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Ö.B&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Bakanlığın aktardığı ödenekler ise pek çok kazı için yetersiz kalıyorlar. Bazı kazıların kimi ihtiyaçlarının bazı kişisel fedakarlıklar karşılandığını dahi biliyorum. Yine de eskiye oranla ödeneklerde ciddi bir artış yok değil. Tabii çıkan ödeneğin kazılara transferinde zaman zaman bürokratik problemler yaşanmasından ödeneğin verimli kullanılması pek mümkün olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Yazıda belli ölçüde katıldığım tek nokta artık her gün başka bir arkeologdan duyduğum Kültür Bakanlığı’nın ayrı bir arazi teşkilatına sahip olmasının gereğidir. Ama yazarla aynı nedenlerden dolayı (hız=turizm) ve yazarın düşündüğü şekilde değil, ayrı bir yazının konusu olabilecek kadar derin sorunlardan dolayı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Büyük barajların, tesislerin, rantiyeciliğin karşısında her gün saldırıya uğrayan kültürel mirasımız ile birlikte arkeolojimizde tüm başarılarına rağmen zarar görmektedir. Şüphesiz Önder BALIKÇI iyi niyetli bir katkı amacı ile kaleme aldığı bu yazıda bilimsel gelişmeye karşı çıkmak arkeolojinin ve kültürel mirasın karşısındaki saflara katılmak istemiyordur. Ama maalesef arkeoloji için talihsiz bir yazı olmuş, keşke Önder BALIKÇI’nın köşesinde arkeolojimiz ile ilgili “göstermelik” eleştiriler yerine ayağı yere basan, saldırmayan, yapıcı eleştiriler okuyabilseydik. Dilerim yanıtım Önder BALIKÇI ve onun gibi düşünenleri aydınlatabilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Bu yanıt, eleştirinin hedeflerinden olan kazı ekipleri tarafından hazırlanmış bir yanıt değildir. Yalnızca bir arkeoloğun “20 günde kazı mı olur?” başlıklı yazıdan duyduğu rahatsızlığın ifadesidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Ö.B: BALIKÇI,Ö., “20 Günde Kazı Mı Olur?”, BANSES, 7 Eylül 2010, Bandırma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;YİĞİT OZAR &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-6763463344024864829?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/6763463344024864829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/09/bir-bilim-olarak-arkeoloji-ve-mahalli.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6763463344024864829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6763463344024864829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/09/bir-bilim-olarak-arkeoloji-ve-mahalli.html' title='Bir Bilim Olarak Arkeoloji ve Mahalli Baskı'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-3993886747083602383</id><published>2010-09-02T14:46:00.000-07:00</published><updated>2010-12-01T16:22:54.833-08:00</updated><title type='text'>OKUMA UĞRAŞI ÜZERİNE BİR DENEME YAZISI</title><content type='html'>&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TIAa-GX-v5I/AAAAAAAAAtU/JNto_aFwswg/s1600/1221647559kitap.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TIAa-GX-v5I/AAAAAAAAAtU/JNto_aFwswg/s200/1221647559kitap.jpg" width="153" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;OKUMAK&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;‘’Kitap okumayan bir insanın, kitap okuyamayan bir insan karşısında hiçbir üstünlüğü yoktur. ‘’&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mark Twain&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;Henüz dünya üzerinde yazılı kaynakların yalnızca yüzde on beşlik bir bölümü internet ve dolayısıyla görsel paylaşımda. Oysa, geriye kalan büyük bir oran, yazının keşfedilmeyi bekleyen dünyasında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Okuma alışkanlığının gelişmediği ; televizyon, bilgisayar gibi araçların, soyutlaştırmadan mahkum bıraktığı toplumlarda duygulanım, bununla orantılı olarak basitleşmeye başlamıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Eşsiz duygular olan sevgi ve nefret hemen birbirine karışmakta, en yakın dostlukların da sanal dünyada reddedildiğinin tanığı olmaktayız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Herhangi bir bireyin dış dünya ile sanal dünyayı birbirinden ayırt etmekte zorlanması, temelde iletişim aracı olarak kullanılmaya başlanmış olan internetin giderek amacını yitirmiş olması, toplumsal paylaşım sitelerinde dini görüşlerini, siyasi ideolojilerini yansıtmaya çalışan bireylerin kendini gerçekleştirme ihtiyacı olan, kişisel evreninde yalnız ve buna ihtiyaç duyan insanlar olduğu kolaylıkla gözlemlenmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bilimsel bir araştırma sonucu saptanan veriler, dünya üzerinde okuma oranının on binde sekiz olduğunu belirtmektedir. Temelinde yatan gerçek büyük oranda ekonomik ve toplumsal baskı olabilecektir. Ancak ihtiyaç duyduğumuzda bilgi edinmek isteyen bizler nasıl bilgiye ulaşabiliyor isek, her hangi bir başka bilginin de bize sandığımız kadar uzak olmadığını bilmeliyiz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Öğretmenlerin ve anne babaların en zorlandığı şey, çocukların kendine özgü kişisel bir kültür evreni inşa etmelerini sağlamaya çalışıyor olmalarıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Okuma alışkanlığı kazanmaya çalışan küçük okurların, öykülerin kısa ama öz, küçümsenemeyecek derecede derin ve her birinin kendine özgü anlatılarının olduğu zengin dünyasına katılmasını dilerim. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;İsmail ÇEVİK&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-3993886747083602383?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/3993886747083602383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/09/okuma-ugrasi-uzerine-bir-deneme-yazisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/3993886747083602383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/3993886747083602383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/09/okuma-ugrasi-uzerine-bir-deneme-yazisi.html' title='OKUMA UĞRAŞI ÜZERİNE BİR DENEME YAZISI'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TIAa-GX-v5I/AAAAAAAAAtU/JNto_aFwswg/s72-c/1221647559kitap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-5190606090237870526</id><published>2010-08-04T07:21:00.000-07:00</published><updated>2010-08-04T07:21:17.679-07:00</updated><title type='text'>Vladimir Nabokov'un Edebiyat Dersleri Kitabı '' SONSÖZ ''</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFlyKERprpI/AAAAAAAAAtE/VBNN5ghvW3w/s1600/200px-Monument_Nabokov_Montreux_23_12_2006.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" bx="true" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFlyKERprpI/AAAAAAAAAtE/VBNN5ghvW3w/s320/200px-Monument_Nabokov_Montreux_23_12_2006.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bazılarınıza,dünyanın bugün içinde bulunduğu tedirgin edici koşullar altında edebiyat, özellikle de yapı ve biçem incelemesi yapmak boşuna bir çaba gibi gelebilir. Bence zaten, belli yaratılışdaki bir insan tipine - ki hepimiz değişik yaratılışlardayız - biçem incelemesi yapmak her koşulda boşuna bir çaba gibi gelebilir . Ama bunun ötesinde, gene bana öyle geliyor ki ister sanatsala yönelsin, ister pratiğe, her zihinde gündelik yaşamın korkunç sıkıntılarını aşan, her zaman almaya, sindirmeye hazır bir hücre vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sindirdiğimiz bu romanlar, size yaşamın gözle görünür sorunlarına uygulayabileceğiniz&amp;nbsp; bir şey öğretmeyecekler. Büroda ya da ordu çadırında ya da mutfakta ya da çocuk bakımında size bir yardımları dokunmayacak. Hatta, sizinle paylaşmaya çalıştığım bu bilgi su katılmamış bir lükstür. Size Fransa'nın toplumsal ekonomisini açıklamakta ya da bir kadın ya da genç erkek kalbinin sırlarını anlamakta yardımcı olmayacaktır. Ama gösterdiğim doğrultuları izlediyseniz, esinle dolu, yazarı tarafından noktasına virgülüne kadar hesaplanmış&amp;nbsp; bir sanat yapıtının verdiği su katılmamış doyum duygusunun almanıza yardım edebilir; bu doyum duygusu da giderek daha özgün bir zihinsel keyife dönüşebilir; bütün tökezleme ve duraksamalarına karşın yaşamın iç dokusunun aynı zamanda bir esin ve ölçü biçi işi olduğunu farkettiğinizde duyacağınız keyife.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu derslerde şu harika oyuncakların - edebiyat başyapıtlarının - iç düzenini gözler önüne sermeye çalıştım. Sizi romanları, kendilerini roman kişileriyle özdeşleştirmek gibi çocukça&amp;nbsp; ya da yaşamı öğrenmek gibi yeni-yetmeliğe özgü ya da ardarda genellemeler sıralamak gibi akademik bir amaçla okumayan iyi okurlar katına çıkarmak istedim. Kitapları biçimleri, düşlem zenginlikleri, sanatları için okumayı öğrenmek istedim. Size bir sanatsal doyum ürpertisi yaşatmak, kitaptaki kişilerin değil, yazarın heyecanlarını paylaşmayı öğretmek istedim. Kitapların çevresinde dönenip, kitaplar üzerine çene çalmadık; şu ya da bu başyapıtın yüreğine indik dosdoğru, meselenin en can alıcı noktasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bazılarınız büyük başyapıtlar okumaya devam edecek, bazılarınız mezun olduktan sonra kitap okumayı bırakacak; kişi büyük yazarları okuyarak zevk alma yeteneğini geliştiremeyeceğini düşünüyorsa, hiç okumasın daha iyi. Öyle ya, başka alanlarda da hazlar bekliyor bizi; arı bilimin hazzı&amp;nbsp;da arı sanatın hazzı kadar büyük bir haz.Asıl olan o hazzı düşünce ya da heyecanın her alanında bulabilmek. Nasıl haz duyulacağını bilmiyorsak, insan düşüncesinin sunabileceği en ender rastlanan ve olgun sanat meyvalarını derleyebilmek için olduğumuzdan biraz daha yükseğe çıkmayı öğrenemezsek, yaşamın en iyi yanlarını&amp;nbsp; kaçırıyoruz demektir.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-5190606090237870526?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/5190606090237870526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/08/vladimir-nabokovun-edebiyat-dersleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5190606090237870526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5190606090237870526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/08/vladimir-nabokovun-edebiyat-dersleri.html' title='Vladimir Nabokov&apos;un Edebiyat Dersleri Kitabı &apos;&apos; SONSÖZ &apos;&apos;'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFlyKERprpI/AAAAAAAAAtE/VBNN5ghvW3w/s72-c/200px-Monument_Nabokov_Montreux_23_12_2006.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-5998379768367359771</id><published>2010-08-02T16:02:00.000-07:00</published><updated>2011-06-21T10:40:32.888-07:00</updated><title type='text'>Reşit Mazhar Ertüzün 1917-2010</title><content type='html'>&lt;link href="file://localhost/Users/yigit/Library/Caches/TemporaryItems/msoclip/0clip_filelist.xml" rel="File-List"&gt;&lt;/link&gt;&lt;style&gt;&lt;!-- /* Font Definitions */@font-face	{font-family:Cambria;	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4;	mso-font-charset:0;	mso-generic-font-family:auto;	mso-font-pitch:variable;	mso-font-signature:3 0 0 0 1 0;} /* Style Definitions */p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal	{mso-style-parent:"";	margin:0cm;	margin-bottom:.0001pt;	mso-pagination:widow-orphan;	font-size:12.0pt;	font-family:"Times New Roman";	mso-ascii-font-family:Cambria;	mso-ascii-theme-font:minor-latin;	mso-fareast-font-family:Cambria;	mso-fareast-theme-font:minor-latin;	mso-hansi-font-family:Cambria;	mso-hansi-theme-font:minor-latin;	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}p.MsoListParagraph, li.MsoListParagraph, div.MsoListParagraph	{margin-top:0cm;	margin-right:0cm;	margin-bottom:0cm;	margin-left:36.0pt;	margin-bottom:.0001pt;	mso-add-space:auto;	mso-pagination:widow-orphan;	font-size:12.0pt;	font-family:"Times New Roman";	mso-ascii-font-family:Cambria;	mso-ascii-theme-font:minor-latin;	mso-fareast-font-family:Cambria;	mso-fareast-theme-font:minor-latin;	mso-hansi-font-family:Cambria;	mso-hansi-theme-font:minor-latin;	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}p.MsoListParagraphCxSpFirst, li.MsoListParagraphCxSpFirst, div.MsoListParagraphCxSpFirst	{mso-style-type:export-only;	margin-top:0cm;	margin-right:0cm;	margin-bottom:0cm;	margin-left:36.0pt;	margin-bottom:.0001pt;	mso-add-space:auto;	mso-pagination:widow-orphan;	font-size:12.0pt;	font-family:"Times New Roman";	mso-ascii-font-family:Cambria;	mso-ascii-theme-font:minor-latin;	mso-fareast-font-family:Cambria;	mso-fareast-theme-font:minor-latin;	mso-hansi-font-family:Cambria;	mso-hansi-theme-font:minor-latin;	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}p.MsoListParagraphCxSpMiddle, li.MsoListParagraphCxSpMiddle, div.MsoListParagraphCxSpMiddle	{mso-style-type:export-only;	margin-top:0cm;	margin-right:0cm;	margin-bottom:0cm;	margin-left:36.0pt;	margin-bottom:.0001pt;	mso-add-space:auto;	mso-pagination:widow-orphan;	font-size:12.0pt;	font-family:"Times New Roman";	mso-ascii-font-family:Cambria;	mso-ascii-theme-font:minor-latin;	mso-fareast-font-family:Cambria;	mso-fareast-theme-font:minor-latin;	mso-hansi-font-family:Cambria;	mso-hansi-theme-font:minor-latin;	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}p.MsoListParagraphCxSpLast, li.MsoListParagraphCxSpLast, div.MsoListParagraphCxSpLast	{mso-style-type:export-only;	margin-top:0cm;	margin-right:0cm;	margin-bottom:0cm;	margin-left:36.0pt;	margin-bottom:.0001pt;	mso-add-space:auto;	mso-pagination:widow-orphan;	font-size:12.0pt;	font-family:"Times New Roman";	mso-ascii-font-family:Cambria;	mso-ascii-theme-font:minor-latin;	mso-fareast-font-family:Cambria;	mso-fareast-theme-font:minor-latin;	mso-hansi-font-family:Cambria;	mso-hansi-theme-font:minor-latin;	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}@page Section1	{size:612.0pt 792.0pt;	margin:72.0pt 90.0pt 72.0pt 90.0pt;	mso-header-margin:36.0pt;	mso-footer-margin:36.0pt;	mso-paper-source:0;}div.Section1	{page:Section1;} /* List Definitions */@list l0	{mso-list-id:1662154643;	mso-list-type:hybrid;	mso-list-template-ids:71959586 1406043234 67698713 67698715 67698703 67698713 67698715 67698703 67698713 67698715;}@list l0:level1	{mso-level-number-format:alpha-lower;	mso-level-tab-stop:none;	mso-level-number-position:left;	margin-left:72.0pt;	text-indent:-18.0pt;}@list l1	{mso-list-id:2082169740;	mso-list-type:hybrid;	mso-list-template-ids:893396846 -1012748904 67698713 67698715 67698703 67698713 67698715 67698703 67698713 67698715;}@list l1:level1	{mso-level-tab-stop:none;	mso-level-number-position:left;	margin-left:54.0pt;	text-indent:-18.0pt;}ol	{margin-bottom:0cm;}ul	{margin-bottom:0cm;}--&gt;&lt;/style&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #f6b26b; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;REŞİT MAZHAR ERTÜZÜN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="color: #f6b26b; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="color: #f6b26b; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“(…) fakir-i pür taksir alevler içinde &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="color: #f6b26b; text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;gülümseyen tanrıçaları kurtarmak için (…)”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdKXGmr_II/AAAAAAAAAsc/rQCzWtdqo2k/s1600/Slide1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdKXGmr_II/AAAAAAAAAsc/rQCzWtdqo2k/s320/Slide1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;www.ergir.com&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;1917 yılında Üsküdar’ da Doktor Rıfat Ali Bey ve Müfide Hanım’ın oğlu olarak dünyaya gelen Reşit Mazhar ERTÜZÜN’ün hayatının her anı kültür serüvenimizin mühim bir parçasıdır. Yakın tarihimizin son görgü tanıklarındandı Ertüzün ve malesef geçtiğimiz hafta sonu aramızdan ayrıldı… &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Ankara Palas’ta çocuk yaşta arkadaşı Süha Bey ile Atatürk’ün karşısında bir Çaykovski parçasını kemanla yorumlayan Reşit Mazhar Ertüzün’ü&amp;nbsp; müziğe Andrea Paleologo’dan aldığı klasik gitar dersleri ile devam etti. Paleologo’dan aldığı dersler ile Türkiye’de “Tarrega ekolünün” yayılmasını sağlayan Ertüzün, ileride gitarın bir klasik müzik enstrumanı olarak Türkiye’de yaygınlaşmasına öncülük edecek olan Savaş Çekirge’ye gitar dersleri verdi. (http://www.ergir.com/dy_1917.htm)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Reşit Mazhar Ertüzün’ün bir diğer önemli mücadelesi genç bir kaymakam olarak atandığı Erdek ve çevresi için yaptıklarıdır. Görev yaptığı her yerden arkasında derin izler bırakarak ayrılan Kaymakam Reşit Bey’in en önemli uğraşı bir mülkiyelinin duyarlılığı ile başlayan dev arkeoloji araştırmaları ile sonuca ulaşan, Erdek ve çevresinin sahip olduğu kültürel mirasın korunması, araştırılması, tanıtılması, sevdirilmesi amacını taşıyan mücadelesidir. Ama bu gün bu mücadeleyi özetlemekle yetinmeyeceğim, çünkü bu mücadele bu satırların yazarının biraz okuyup biraz büyüyüp arkeoloji okumasına esin kaynağı olmuştur. Bugünlerde popüler olan &amp;nbsp;bir deyişle Reşit Mazhar Ertüzün bir rol modeldir benim için…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Reşit Bey, Arkeoloji ve yakın geçmişi ile Erdek kitabında şöyle diyordu;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“1946 senesi Mayısı’nın ondokuzuncu günü Erdek’e çıktım. Sevgili Atatürk’ün Nutuk’unun ilk tümcesini anımsayanların dudaklarındaki gülümsemeyi görür gibiyim. O da “1919 senesi Mayısının ondokuzuncu günü Samsun’a çıktım” diye söze başlamıştı. Nükte olsun diye aynı üslubu kullanmak istedim (…)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;O tanrısal kahraman Samsun’a vatanı kurtarmak için çıkmıştı. Ben fakir-i pürtaksir alevler içinde gülümseyen tanrıçaları yok olmaktan kurtarmak için Yarımada’ya ayak basmıştım. Fakat o gün üstleneceğim bu görevin bilincinde değildim.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“Fakir-i pürtaksir alevler içinde gülümseyen tanrıçaları kurtarmak için”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt; Reşit Bey,&amp;nbsp; bir başka kitabı Kapıdağı Yarımadası ve Çevresindeki Adalar Tarih ve Arkeolojisi üzerine araştırmalar isimli kitabının önsözünde bu şairane cümlenin ardındaki gerçekleri şöyle aktarmıştı;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“Erdek Kaymakamlığında işe başladığım günlerde Bandırma’ya giden şosenin göz alıcı beyazlığına şaşmış ve bunun sebebini sormuştum.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;‘Balkıs’ın mermerleri ile yapılmıştır da ondan’ demişlerdi.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Balkıs, eski Kyzikos şehri idi; yolun kıyısında olduğu için alınıp kullanılıveren taşlarda bu şehrin cânım binalarından sökülüp kırılan işlemeli mermerlerdi, sütunlardı, heykellerdi.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Bir zamanlar Dünya’nın harikaları arasında sayılan Hadrianus tapınağının içinde açılmış duran kapkara çukura gelince, bunun ne olduğunu sormağa bile lüzum yoktu; besbelli bir kireç ocağı idi, o eşsiz anıtı yiyip kemiren bir yara bir kanserdi.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Değersiz yapılara sıva olmadan once kurtarıp derlemeğe çalıştığım eserleri Erdek’te kurduğum açık müzeye yerleştirirken bu didinmelerime kendince acınan ve Hadrianus Tapınağı’ndaki kireç ocağını son işletenler arasında bulunan birisi:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;‘Günün birinde bir kaymakamın bu taşları toplamağa kalkışacağını ne bilirdim. Ocakta öyle heykeller yaktım ki çıplak kadınlar kireç olunca bile hala bana güler dururlardı’ demişti.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Elinizdeki kitap işte bu sözler yüzünden yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Dudaklarında ölümsüz gülümseyişiyle sızlamadan toz olan o beyaz tanrıçalar beni yetkim dışındaki bir konuda kısır da olsa birşeyler yapmağa yazmağa zorladılar(…)”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Bandırma’ya giden şosenin göz alıcı beyazlığı Reşit Bey’i bir arkeoloji serüveninin içine sokmuştu. Çocukluğunda Ankara’da selam vermek için yolunu gözlediği Atatürk bu serüvende O’na ilham kaynağı olmuştu yine… Tıpkı Atatürk’ün ki gibi bir “memorandum” hazırlamıştı kendine. Buna gore:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; margin-left: 36pt; text-align: justify; text-indent: -36pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“ I. 1946 yılındaki durum (sevgili Atatürk’ün deyimi ile) “Manzara-i umumiye”: Yıkılarda kireç ocakları yakılması, Bandırma şosesine kırma taş elde etmek için heykellerin, binalardaki mermerlerin parçalanması gibi korkunç tahribat.&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; margin-left: 36pt; text-align: justify; text-indent: -36pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="color: #999999; margin-left: 36pt; text-align: justify; text-indent: -36pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;II. Bu durum karşısında alınacak tedbirler, tutulacak yollar:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="color: #999999; margin-left: 54pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;1.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Tahribatı derhal önlemek:( Tamimler, tebliğler, telkinler ve inzibati tedbirler)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 54pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;2.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Yer üstünde bulunan taşınabilir eserleri toplamak ve koruma altına almak için geçici olarak köy okullarında ve merkezde ilk okulun en alt katında depolamak.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 54pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;3.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Yeni tahribata meydan vermemek üzere halkta eski eserlere karşı ilgi ve sevgi uyandırmak: Bu amaçla açık hava müzesi kurmak.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 54pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;4.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Erdek’in de içinde bulunduğu bölgedeki eski uygarlıkları tanımak, tanıtmak ve böylece:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 54pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 72pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;a.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Bilimsel araştırmalara ve kazılara uzmanları da çağırarak önayak olmak mümkün olursa bu konuda bir kitap yazmak,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 72pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;b.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Okullarda öğrencilere yerel tarih ve arkeolojiye dair bilgi vermek,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 72pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;c.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;İdare amiri olacakların yetiştirildiği fakülte ve okullarda sanat tarihi, arkeoloji ve turizm konularında dersler konulmasını sağlamak için önerilerde bulunmak,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 72pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;d.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Turizme yol açmak için pansiyonculuğu teşvik etmek.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 72pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 72pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 108pt; text-align: justify; text-indent: -36pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;III. Daha önceki maddelerde yer alan çalışmalar sonunda alınacak neticeleri değerlendirip amaçları takipsiz bırakmamaya çalışmak.” (Arkeoloji ve Yakın Geçmişi İle Erdek, s.11)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 108pt; text-align: justify; text-indent: -36pt;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Reşit Bey bu memorandum doğrultusunda çalışmalarını sürdürmüş kireç ocaklarını kapattırmış, Erdek ilkokulunun bodrum katında topladığı eserleri Erdek kaymakamlığının bahçesinde kurduğu açıkhava müzesi ile halkın görüşüne açmıştır. Sınırlı imkanlarla kurulan bu müze, Türkiye’nin ilk açık hava müzelerindendir. &amp;nbsp;Bu müzeyi yine Reşit Bey’in satırları ile aktaracağım;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;“Hasan Halet Bey’den su borusu olarak yapılmış yeteri kadar çimento boru aldım. Bunları 80 santimden 220 santime kadar çeşitli farklı boylarda kestirdim, beyaza boyattım. Küçükten büyüğe doğru yükselerek eserlerin altında kaide görevi yapacak sütunların arasına ikişer tane 50 santimlik saksı görevi için içleri toprakla doldurulmuş borular yerleştirdim.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdLo2RbnuI/AAAAAAAAAsk/MRVQKaID1ro/s1600/hp_scanDS_10831492658.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="371" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdLo2RbnuI/AAAAAAAAAsk/MRVQKaID1ro/s640/hp_scanDS_10831492658.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Fotoğraf: Reşit Mazhar ERTÜZÜN, Erdek Müzesi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Hepsini spiral şeklinde dizerek toprağa gömdüm. Her sütunun önüne, üstündeki eserlerin envanter numarasını ve geldiği yeri gösteren bir plaka yapıştırdım. Aradaki saksıları çiçekledim ve onların çevresindeki toprağı çimledim, yürünecek yerleri mermer çakıl örtüsü ile kaplattım. Böylece, çiçeklerin de çekiciliğine kapılarak bir parka girer gibi olan ziyaretçilerin, spiral biçiminde yerleştirildiği için her eseri hem önden hem arkadan görmeden müzeden çıkmamaları sağlanmış oldu.(…)Eserlerin altındaki bütun sütunlar ayrı yükseklikte olduğu için müzenin önünden geçenlerin, eserlerin hepsini birden karşılarında dönermiş gibi görmelerini sağladım. Sonuç olarak müzecilik tekniği ile pek ilgisi olmasa da benim amaçlarımı gerçekleştirecek dünyanın en ‘nev-i şahsına münhasır’ müzesini kurmuş oldum.”(Arkeoloji ve Yakın Geçmişi ile Erdek, s.24)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Ne yazık ki Reşit Bey’in&amp;nbsp; Erdek’ten ayrılmasından sonra müzedeki eserler çalınmaya başlamış, müze bekçisiz, eserler bakımsız bırakılmıştır. Bu sırada emekliye ayrılmış olan Ertüzün, Kültür Bakanlığı’nın makamlarında müzenin kurtuluşu için ürettiği formüllere destek aramaktaydı. Bu formüllerden biri de müzenin, neoklasik tarzdaki ahşap ve beyaz (maalesef artık beyaz değil!) tek katlı eski kaymakam evine taşınmasıydı. Ancak nihayetinde eserler Erdek itfaiye deposuna kaldırılmış, müze kapatılmıştır. Bu eserlerin büyük bir kısmı şimdi, 2003 yılında açılan Bandırma Arkeoloji Müzesi’nde korunmaktadır. &amp;nbsp;2009 yılında Erdek açıkhava müzesi aynı yerde farklı bir tarzla yeniden açıldı fakat ne acıdır ki hiçbir yetkili makam bu müzeye Reşit Bey’in adını vererek ona teşekkür etme nezaketinde bulunmadı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdNb89nOmI/AAAAAAAAAs0/SmTkZLS05D4/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="372" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdNb89nOmI/AAAAAAAAAs0/SmTkZLS05D4/s640/images.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Kyzikos Amphithaetr'ı için rekonstüriksiyon&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: #999999; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Reşit Bey’in&amp;nbsp; bu serüvendeki diğer önemli adımı mücadelesini bilimsel bir tabana oturtan eseri Kapıdağı Yarımadası ve Çevresindeki Adalar Tarih ve Arkeolojisi Üzerine Araştırmalar adlı kitabıdır. Öyle ki bu kitap 1987 yılında bir kütüphanede Milliyet gazetesi köşe yazarı İlhamı Soysal’ın eline geçmiş, Soysal etkilendiği bu kitap vasıtasıyla Ertüzün’ün uğraşlarını “Bir Kaymakam”, “Bir Garip Kaymakam” başlıkları ile köşesine taşımıştır. Ard arda gelen iki köşe yazısı Bandırma Rotary kulübünün dikkatini çekmiş Reşit Bey’le yapılan bir toplantı sonucu Bandırma’da Kyzikos hakkında panel düzenlenmesi kararı çıkmıştır. Düzenlenen sempozyumdan sonra Prof.Dr. Abdullah Yaylalı, Kyzikos’da&amp;nbsp; kazıya başlamış, Kyzikos’un sit alanı ilan edilmesini sağlamıştır. Ayrıca Reşit Bey, bütün bu süreçte yaşadığı zorlukları Arkeoloji ve Yakın Geçmişi ile Erdek isimli kitabında belgelerle kayıt altına alıp okuyucuyla paylaşmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;1999 yılında kitabının üçüncü baskısı için Erdek’teki imza gününde masasının bir kenarında O’na yardımcı olmakla görevlendirilmiştim. Aldığım en önemli görevlerden biriydi. Çünkü, yanı başımda titrek elleri ile kitaplarını imzalayan bu insanın yaşadıkları hayatımın kalanına yön verdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Geçtiğimiz haftasonuna kadar süren her anı uğraşlı koca bir hayatın küçük bir parçası olan bu serüven bana ve dostlarıma her zaman esin kaynağı olmuştur. Her birimiz &lt;i&gt;“fakir-i pür taksir alevler içinde yanan tanrıçaları”&lt;/i&gt; kurtarmak &lt;i&gt;“dudaklarındaki ölümsüz gülümseyişi”&lt;/i&gt; muhafaza etmek için mücadele edeceğiz. Bize örnek olan bu yaşamı bizimle paylaştığı, tecrübeleri ile yol gösterdiği ve burada bahsetmediğimiz nice hizmetleri için Reşit Mazhar Ertüzün’e bir kez daha teşekkür ediyoruz. Sevmediği şekilde “Güle güle” diyerek değil O’nun sevdiği şekilde veda ederek “Allaha ısmarladık Reşit Bey”, ışıklar içinde yatın... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="color: #999999; margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: #999999; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdM5eI19eI/AAAAAAAAAss/W7Hi3BA9qG0/s1600/image2VV.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="277" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdM5eI19eI/AAAAAAAAAss/W7Hi3BA9qG0/s400/image2VV.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;"güzel bir yola gidin ve bizi hatırlayın" &lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin-left: 324pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;ESERLERİ&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Kapıdağı Yarımadası ve Çevresindeki Adalar Tarih ve Arkeolojisi Üzerine Araştırmalar, 1953,1964,1999&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Bir Şeyler Yazmıştım Ben de; Şiirler, 1966&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Taşraya Doğru; Hikayeler, 1966&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Lamazitoualli, Fransızca Hikayeler, 1971&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Dünyadaki Ticaret ve Sanayi Odası Birlikleri, Araştırma, 1974&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Sabahattin Ali Olayının Gerçeği, Biyografi, 1985&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Erdek, Kyzikos, Arganoutlar ve Kharitler, 1991&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Balkondan Esintiler, Şiirler, 1992&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Bir Mülkiyelinin Kavak Yelleri, Roman, 1997&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Uygarlığın Geçmişi ve Geleceği, 1997&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #f6b26b; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;Arkeolojisi ve Yakın Geçmişi ile Erdek&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="color: #f6b26b;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yiğit OZAR &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-5998379768367359771?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/5998379768367359771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/08/fakir-i-pur-aksir-alevler-icinde.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5998379768367359771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5998379768367359771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/08/fakir-i-pur-aksir-alevler-icinde.html' title='Reşit Mazhar Ertüzün 1917-2010'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFdKXGmr_II/AAAAAAAAAsc/rQCzWtdqo2k/s72-c/Slide1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-9079947897754103762</id><published>2010-07-28T13:05:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T14:23:24.626-07:00</updated><title type='text'>OZAN SANATEVİ FACEBOOK GRUBUNA DAVETLİSİNİZ...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFCfwvosiLI/AAAAAAAAAsU/0P2CP3RzyrI/s1600/0-ekran+g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCs%C3%BC1.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="245" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFCfwvosiLI/AAAAAAAAAsU/0P2CP3RzyrI/s320/0-ekran+g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCs%C3%BC1.png" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-9079947897754103762?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.facebook.com/group.php?gid=99420489162&amp;ref=share' title='OZAN SANATEVİ FACEBOOK GRUBUNA DAVETLİSİNİZ...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/9079947897754103762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/ozan-sanatevi-facebook-grubuna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/9079947897754103762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/9079947897754103762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/ozan-sanatevi-facebook-grubuna.html' title='OZAN SANATEVİ FACEBOOK GRUBUNA DAVETLİSİNİZ...'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TFCfwvosiLI/AAAAAAAAAsU/0P2CP3RzyrI/s72-c/0-ekran+g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCs%C3%BC1.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-3486732666282559886</id><published>2010-07-23T00:30:00.000-07:00</published><updated>2010-07-23T00:30:37.422-07:00</updated><title type='text'>Jorge Luis Borges ile söyleşi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TElFDi6EBvI/AAAAAAAAArs/Li6agu52-m4/s1600/borges3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hw="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TElFDi6EBvI/AAAAAAAAArs/Li6agu52-m4/s320/borges3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-3486732666282559886?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.futuristika.org/kultura/edebiyat/jorge-luis-borges-ile-soylesi/' title='Jorge Luis Borges ile söyleşi'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/3486732666282559886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/jorge-luis-borges-ile-soylesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/3486732666282559886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/3486732666282559886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/jorge-luis-borges-ile-soylesi.html' title='Jorge Luis Borges ile söyleşi'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TElFDi6EBvI/AAAAAAAAArs/Li6agu52-m4/s72-c/borges3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-2549858614674569975</id><published>2010-07-19T08:01:00.001-07:00</published><updated>2010-07-19T08:01:59.665-07:00</updated><title type='text'>HRANT İÇİN VE ADALET İÇİN</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TERo2YjX3EI/AAAAAAAAArk/eT2k7rXkdfI/s1600/hranticinhranticin250.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hw="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TERo2YjX3EI/AAAAAAAAArk/eT2k7rXkdfI/s320/hranticinhranticin250.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-2549858614674569975?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.hranticinadaleticin.com/tr/cagri.php' title='HRANT İÇİN VE ADALET İÇİN'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/2549858614674569975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/hrant-icin-ve-adalet-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2549858614674569975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2549858614674569975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/hrant-icin-ve-adalet-icin.html' title='HRANT İÇİN VE ADALET İÇİN'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TERo2YjX3EI/AAAAAAAAArk/eT2k7rXkdfI/s72-c/hranticinhranticin250.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-2888243461006807922</id><published>2010-07-01T05:04:00.000-07:00</published><updated>2010-07-01T05:05:48.612-07:00</updated><title type='text'>Evliya Çelebi de Müstehcenmiş!</title><content type='html'>&lt;b&gt;Evliya Çelebi’nin ünlü Seyahatname’- sinin bazı bölümlerinin ‘müstehcen’ bulunduğu gerekçesiyle toplatıldığı iddiası kafaları karıştırdı. CHP bir soru önergesi ile konuyu TBMM’ye getirirken, Seyahatname’yi yayına hazırlayan Seyit Ali Kahraman, ‘Çelebi’de müstehcen bölüm bulmak imkânsız’ dedi. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Haluk Akalın, ‘Böyle bir şey kesinlikle yoktur’ diye konuştu.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCyEPLZ1YPI/AAAAAAAAArc/JfblA06paOs/s1600/11019632.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCyEPLZ1YPI/AAAAAAAAArc/JfblA06paOs/s320/11019632.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Sefa KAPLAN&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;ÖNÜMÜZDEKİ yıl UNESCO tarafından Evliya Çelebi Yılı olarak kabul edildi. Sebebi ise Çelebi’nin 400. doğum yılı olması. Avrupa Konseyi ise Çelebi’yi “21. Yüzyılda İnsanlığa Yön Veren En Önemli 20 Kişiden Biri” ilan etti. Ancak, bütün bunlara nazire yaparmış gibi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “100 Temel Eser” listesine alınarak öğrencilere tavsiye edilen, “Evliya Çelebi Seyahatname’den Seçmeler (Metropol Yayınları)” isimli kitabın toplatılması istendi. İsteyen ise kitabı okullara tavsiye eden kurum yani Milli Eğitim Bakanlığı. Gerekçe ise inanılır gibi değil: Müstehcenlik. &lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nasıl bulabilmişler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapı Kredi Yayınları için on ciltlik Seyahatname’yi Yücel Dağlı ile birlikte yayıma hazırlayan Seyit Ali Kahraman, “Müstehcenlik elbette kişiden kişiye değişir ama Evliya Çelebi’de müstehcen bir bölüm bulmak imkânsızdır. Gittiği ülkelerin kültürüyle ilgili bilgi verirken, ‘Bilesiniz, sonra zor duruma düşmeyesiniz diye yazıyorum, şöyle küfrederler...’ der ki, bunlar da son derece masumdur. UNESCO’nun Evliya Çelebi yılı arifesinde yapılan bu işgüzarlık hakikaten hayret verici” dedi.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Saygısızlık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın da, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde müstehcenlik aramanın mantıksız, bulmanın ise imkânsız olduğunu belirterek, bunun kültür değerlerimize yapılan saygısızlıkların &lt;span class="ADPopLink"&gt;yeni&lt;/span&gt; bir örneği olduğunu söyledi. &lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Seyahat ya Resulallah&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rivayet odur ki, Evliya Çelebi, bir &lt;span class="ADPopLink"&gt;gün&lt;/span&gt; rüyasında Hz. Muhammed’i görür ve “Şefaat ya Resulallah” diyecek yerde, heyecandan, “Seyahat ya Resulallah” der ve kendisine seyahat izni verilir. O da, başta İstanbul olmak üzere bütün bir Osmanlı coğrafyasını dolaşarak, gördüğü yerleri biraz mübalağalı bir biçimde de olsa tatlı tatlı anlatır. Bu yönüyle, bir 17. yüzyıl klasiği olan Seyahatname, hem bir edebiyat eseri, hem de tarih, dil, folklor, sanat tarihi, topoğrafya, dinler tarihi, tasavvuf tarihi ve yerel tarih araştırmacıları için temel bir kaynaktır.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İşte müstehcen denilen satırlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddiaya göre, Seyahatname’den Seçmeler kitabında şu satırlar müstehcen bulundu: “Sultan IV. Murat’ın huzuruna çıkarılan burnu olmayan çocuğun babası Hacı Envar’a çocuğun ana rahmine Kadir gecesi ya da bayram gecesi besmelesiz düşüp düşmediğini sordular. Babası, ‘Vallahi, yiğitlik anımızda, kendimizden geçmiş vaziyette kurban bayramı gecesinde eşimle oynaşırken, ‘Bismillah’ demek hatırıma gelmedi. Vücuduma bir titreme geldi. Biz de fazlaca kendimizden geçmişiz. Sabahleyin de gönlümüz bitkin durumda bayram namazını kılmadım. İşte o gece eşim hamile kalmış.” (sayfa 172)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15188993.asp?gid=373&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-2888243461006807922?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15188993.asp?gid=373' title='Evliya Çelebi de Müstehcenmiş!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/2888243461006807922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/evliya-celebinin-unlu-seyahatname-sinin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2888243461006807922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2888243461006807922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/07/evliya-celebinin-unlu-seyahatname-sinin.html' title='Evliya Çelebi de Müstehcenmiş!'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCyEPLZ1YPI/AAAAAAAAArc/JfblA06paOs/s72-c/11019632.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-8653752761622861787</id><published>2010-06-30T00:51:00.000-07:00</published><updated>2010-06-30T00:52:33.917-07:00</updated><title type='text'>VE İŞİMİZ BİTTİ</title><content type='html'>Kapitalizm hepimizi bitirdi - SİBEL ORAL - Istanbul - 26.06.2010 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCr3O0piI1I/AAAAAAAAArU/8UVN2z87koc/s1600/kapitalizm-hepimizi-bitirdi_9074_b.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" ru="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCr3O0piI1I/AAAAAAAAArU/8UVN2z87koc/s320/kapitalizm-hepimizi-bitirdi_9074_b.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve İşimiz Bitti kitabıyla Barnes and Nobel Yeni Yazar Ödülü’nü kazanan Joshua Ferris ile yazarlık kariyerini ve son romanının ardından gelen başarısını konuştuk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Huysuz ve geçimsizdik, maaşlarımız da fazlasıyla yüksekti. Sabahlarımız ümitten yoksundu, yeni bir gün bize hiçbir şey vaat etmiyordu...” Joshua Ferris’in Ve İşimiz Bitti adlı romanı bu cümlelerle açılıyor ve sayfalar boyu “ben” olanı “biz” yapıp kapitalist sistemin bizi nasıl modern köleler haline getirdiğini ironik bir dille anlatıyor. Plaza samimiyetsizliklerini, kartsız geçemediğimiz kapıları, güvenlik kameralarını, mesai saatleri cinnetlerini, kriz kaygılarını, baş belası müşterileri ve masalarımızın başına oturduğumuzda nasıl varlıklar haline geldiğimizi düşünün; Ve İşimiz Bitti tam da bunların içinden fışkıran duygularımızın tercümanı bir bakıma... Nick Hornby’e göre bu roman Kafka’nın ofis ortamına düşmüş hali, Stephen King’e göre ise “eğlenceli”... Ama işin özü New York Times, Time, Amazon’a göre yılın en iyi kitaplarından biri. 20’den fazla ülkede yoğun ilgiyle karşılanan ve New Yorker’ın 40 yaşın altında en iyi genç 20 yazar arasında gösterdiği Joshua Ferris, Amerikan edebiyatının heyecan verici yazarlarından biri. Ve İşimiz Bitti geçtiğimiz yıl Siren Yayınları tarafından yayımlanmıştı şimdi ise Ferris’in ikinci romanı The Unnamed / İsimsizler de önümüzdeki sonbaharda yine Siren Yayınları tarafından yayımlanacak. Biz de Ve İşimiz Bitti’nin ardından gelen başarısını ve yazarlık kariyerini Joshua Ferris’le konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve İşimiz Bitti ile Barnes and Noble Yeni Yazar Ödülü aldınız; The New Yorker dergisi ise sizi “40 yaşın altında 20 yazar” seçkisine dahil etti; romanınız pek çok dile çevrildi. Genç bir yazar için büyük bir başarı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi dev aynasında görmediğim sürece ilgi görmek güzel. Kaderin dolambaçlı yolları The New Yorker’ın tercihlerinden daha belirleyici olabilir, geçmişteki başarılarımız da geleceğe hükmetmez. İşime dair aslen tek önemsediğim ölçüt, ölümümden yüz yıl sonra hakkımda varılacak hükümler olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluk ve gençliğinizde edebiyatla nasıl ilgilendiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukken ufak ufak yazardım, ileri görüşlü annem de eğer öykü için gerekliyse ağzımı bozmama izin verirdi. Sonra 13 yaşlarındayken ilk defa Lolita’yı okudum, çok azını anlayabildim ama oyunbazlığını, can alıcı noktalarını kafamda evirip çevirdim yine de. Bu oyuna dahil olabilmek için yazar oldum ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizce ve felsefe eğitimi aldıktan sonra esinlenebilecek onlarca konu varken iş hayatıyla ilgili yazmış olmanızı nasıl açıklıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir reklam ajansında üç yıl kadar kölelik türevinden işler yaptım ve buradaki devasa yapı beni büyüledi gerçekten - hiyerarşiler, gizli mesajlar, güç savaşları... Böylesine şahane, kötücül, esrarengiz ve hükmü geniş bir yerin bir romanla irdelenmesi gerektiğini düşündüm. İş yaşantısına dair evrensel birtakım şeyleri yakalamak istedim. Metin yazarları, avukatlar, finansal analistler, muhasebeciler, garsonlar ve inşaat işçilerinin tümü söylenti, şakalaşma, antipati ve yoldaşlık içeren kaçınılmaz grup dinamiklerine tabiler. Ve İşimiz Bitti‘nin bunların bir kısmını yansıttığını ümit ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanın anlatıcısı olarak birinci çoğul şahıs “biz” seçilmiş. Roman ve iş hayatında “biz”in fonksiyonunu tanımlayabilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden aristokrat “biz” vardı; ama şimdi kurumsal “biz” ile karşı karşıyayız. Şirketler kendilerinden birinci çoğul şahısta bahsediyor - yıllık raporlarda, broşürlerde, toplantılarda, şirket içi yazışmalarda. Özellikle reklamcılıkta böyle bu. Bu, yalnızca şirketin birlik ve güç göstermek için tercih ettiği bir ifade olmakla kalmıyor, ayrıca çalışanları bir kulübün üyeleri gibi hissettiriyor. Bilhassa reklamcılıkta yapılan iş, doğası gereği çeşitli müşterilerin kulüplerine katılım sağlamak adına gerçekleştiriliyor; o müşteriler de daha büyük pazar payı, daha yüksek kâr marjları ve global hâkimiyet için çabalıyorlar. Ve İşimiz Bitti‘de “biz”in gerçekte kim olduklarını görüyoruz - bir grup darmadağınık insan. Parlak cilaları dökülmüş, ebedi ve kurumsal iyimserliklerinden sıyrılmış... Böylelikle “biz” bütünü oluşturan parçaların toplamından ibaret oluyor: yani öfkelerini kontrol etmeye ve yaşam masraflarını karşılamaya çalışan bireyler toplamı. Billboardlarda ve şirketlerin toplantı salonlarında yansıtıldığı gibi sihirli bir ülkede kaygısızca yaşayan “biz”ler olmaktan çıkıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve İşimiz Bitti romanınız için artık sistemin esiri olmuş bireylerin hayatları üzerine trajikomik bir eleştiri diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın temelini kemiren şey, çalışma hayatında her günün başlangıcı ve sonunda bireyin kendi ölümüyle yüzleşmek zorunda olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş hayatında varolan sistemin sürekli olarak “tekil” insanı silip yerine bir “biz” dayatmasını nasıl yorumluyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma yaşantısında yolunuzu, kendinizi ve ruhunuzu kaybetmek çok kolay. Ve İşimiz Bitti‘yi yazarken de sözlerini zihnimde gezdirdiğim Amerikalı düşünür Ralph Waldo Emerson, Self Reliance/Kendi Kendine Yeterlilik adlı makalesinde şöyle diyor: “Dünyada dünyanın öngördüğü şekilde, tek başınayken de kendi öngördüğümüz şekilde yaşamak kolay; ama üstün insan mükemmel bir hoşlukla kalabalıkların içinde tek başınalığın verdiği bağımsızlığın hükmünü sürer.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan edebiyatının genç ve heyecan verici yazarlarından birisiniz. Siz Amerikan edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin özellikle takip ettiğiniz yazarlar kimler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence edebiyat açısından verimli zamanlar içerisinde yaşıyoruz. Yanlış giden şeylerin tümünü düşünün - ekonomik çöküş, savaşlar, ekolojik felaketler, internet, terörizm, Hollywood saçmalıkları, iflasın eşiğinde bir kültür, her şeyin anlamsızlık tehdidi altında olması... Eğer yazı çatışma ile besleniyorsa, eğer edebiyat kültüre karşı kan pompalıyorsa ki bence öyle, bu durumda yazı girişimcilerinin önleri çok açık. Geçtiğimiz elli sene boyunca yazan ve yazmayı sürdüren ve halen hayatta olan dört yazar sayayım: Thomas Pynchon, Don Delillo, Cormac McCarthy ve Philip Roth.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir roman üzerinde çalışıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir roman üzerinde çalışıyorum ama korkarım eşim bile henüz ne yazacağımı bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraf gazetesinin internet sitesinden alıntı yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlantısı : http://www.taraf.com.tr/haber/kapitalizm-hepimizi-bitirdi.htm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-8653752761622861787?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/8653752761622861787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/06/kapitalizm-hepimizi-bitirdi-sibel-oral.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8653752761622861787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/8653752761622861787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/06/kapitalizm-hepimizi-bitirdi-sibel-oral.html' title='VE İŞİMİZ BİTTİ'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCr3O0piI1I/AAAAAAAAArU/8UVN2z87koc/s72-c/kapitalizm-hepimizi-bitirdi_9074_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-7324868351526489018</id><published>2010-06-24T04:15:00.000-07:00</published><updated>2010-06-24T04:15:14.460-07:00</updated><title type='text'>1116 Sayfayı bir günde okuyup dava açtılar.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCM9vmDpKsI/AAAAAAAAArM/Tln9QRnuYwE/s1600/fft5_mf468363.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ru="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCM9vmDpKsI/AAAAAAAAArM/Tln9QRnuYwE/s320/fft5_mf468363.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radikal Gazetesi Haber Koordinatörü Ertuğrul Mavioğlu ve gazeteci Ahmet Şık baltayı taşa vurdu! İki ciltlik ve 1116 sayfa olan kitapları 'Kırk Katır, Kırk Satır', hızlı okuma uzmanlarına taş çıkartacak emniyet görevlilerinin eline geçti. Kitap sabah piyasaya çıktı akşamına soruşturma başlatıldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSMAİL SAYMAZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSTANBUL - Radikal Gazetesi Haber Koordinatörü Ertuğrul Mavioğlu ile gazeteci Ahmet Şık'ın 'Ergenekon Davası' üzerine yazdığı 1116 sayfalık ve iki citlik 'Kırk Katır Kırk Satır' adlı kitaba, piyasaya çıktığı gün soruşturma açıldı. Savcı Dursun Yılmaz, emniyetin bir gün içerisinde 1116 sayfayı okuyup şikayetçi olduğunu söyledi. İki gazeteciye 'gizliliği ihlal' iddiası ve 4,5 yıla kadar hapis istemiyle Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. İlk duruşma, 8 Ekim'de... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteciler Mavioğlu ve Şık'ın 'Ergenekon Davası' üzerine yazdıkları, 'Kırk Sakır Kırk Satır' başlığı altında, "Kontrgerilla ve Ergenekon'u Anlama Kılavuzu" ile "Ergenekon'da Kim Kimdir" adlı iki ciltlik kitapları geçen 14 Nisan'da piyasaya çıktı. Tam 1116 sayfalık kitabın yayınlandığı gün Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Dursun Yılmaz, 'gizliliği ihlal' iddiası ve 4,5 yıl hapis cezası istemiyle soruşturma başlattı. İki gazeteci, verdikleri ifadede, 1116 sayfanın bir gün içerisinde okunup soruşturma başlatılmasına anlam veremediklerini, suçlamaların da tamamen soyut olduğunu kaydetti. Savcı Yılmaz ise emniyet görevlilerinin kitapları bir gün içerisinde okuyup bitirdiğini ve ardından suç duyurusunda bulunduklarını, kendisinin yalnızca göz gezdirdiğini söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruşturma sonucunda, Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Davanın ilk duruşması, 8 Ekim 2010'da görülecek. (Radikal)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Radikal gazetesinin haberinden alıntıdır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-7324868351526489018?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/7324868351526489018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/06/1116-sayfay-bir-gunde-okuyup-dava.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7324868351526489018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7324868351526489018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/06/1116-sayfay-bir-gunde-okuyup-dava.html' title='1116 Sayfayı bir günde okuyup dava açtılar.'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCM9vmDpKsI/AAAAAAAAArM/Tln9QRnuYwE/s72-c/fft5_mf468363.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-7486551031130190342</id><published>2010-06-23T09:21:00.000-07:00</published><updated>2010-06-23T09:26:34.371-07:00</updated><title type='text'>Pascal Pia ve Elisabeth Lenk</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCI0C_6_nFI/AAAAAAAAAq8/jpqReIEYrO0/s1600/pia100.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ru="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCI0C_6_nFI/AAAAAAAAAq8/jpqReIEYrO0/s320/pia100.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız yazar, gazeteci, illüstratör ve bilim adamı Pascal Pia (1903-1979)’nın asıl adı Pierre Durand’dı. 1922’de Les Princesses de Cythère adlı erotik eseri yayınladı. Erotik şiirlerini bir araya getirdiği La Muse en rut 1928’de yayınlandı. Bilitis’in Şarkıları gibi ünlü erotik klasikleri de resimlemiştir. 1938’de Algiers şehrinde yayınlamaya başladığı solcu Alger républicain dergisini 1939’da yasaklandı. 2. Dünya Savaşı sırasında Fransız Direniş hareketine katıldı ve 1944’de Pontault takma adıyla gizli gizli basılan direniş gazetesi Combat’ın yayın yönetmeni oldu. Yayın politikasını şöyle anlatıyordu: “Makul bir gazete çıkarmaya çalışacağız. Ama dünya saçma sapan bir yer olduğu için başarısız olacak.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albert Camus bu iki dergide de gazeteci olarak çalışmıştı. Pia ve Camus yakın arkadaştılar, Camus 1942 tarihli Sisyphos Söyleni kitabını Pia’ya adamıştır. İki arkadaş arasındaki yazışmalar 2000 yılında yayınlanmıştır. André Malraux’nun da yakın arkadaşı olan Pia ünlü “patafizik” Okulu’nun da üyelerinden biriydi. Sık sık absürd ve nihilistçe fikirler dile getirmiştir. Hayatkının sonlarına doğru insanların “hiçlik hakkı” olduğunu savunmuş ve kimsenin ölümünden sonra kendisi hakkında yazmasını istememiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCI1qrBs5zI/AAAAAAAAArE/xFgYdfzGMMc/s1600/Lenkfarb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ru="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCI1qrBs5zI/AAAAAAAAArE/xFgYdfzGMMc/s320/Lenkfarb.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1937’de Kassel’de doğan Elisabeth Lenk Frankfurt ve Paris’te aralarında Theodor W. Adorno ve Lucien Goldmann’ın da bulunduğu akademisyenlerden felsefe, sosyoloji ve edebiyat dersleri aldı. Sosyalist Alman Öğrenci Derneği’nin aktif bir üyesi olan Lenk Fransa’ya geldikten sonra önce André Breton ve gerçeküstücülerle, sonraları da Sitüasyonistlerle temas kurdu. 1970 yılında mezun olduktan sonra Berlin’deki Özgür Üniversite’nin Genel ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde Peter Szondi’nin yanında araştırma görevlisi oldu. 1976’dan emekli olduğu 2006 yılına kadar Hannover’deki Leibniz Üniversitesi’nde Alman Edebiyatı bölümünde dersler verdi. Kitaplarından bazıları: André Breton und die Aufhebung der Kunst im Surrealismus (1970), Die unbewusste Gesellschaft (1983) ve Kritische Phantasie (1986)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( Tuncay Birkan'ın yapmış olduğu çeviridir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-7486551031130190342?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/7486551031130190342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/06/pascal-pia.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7486551031130190342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7486551031130190342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/06/pascal-pia.html' title='Pascal Pia ve Elisabeth Lenk'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/TCI0C_6_nFI/AAAAAAAAAq8/jpqReIEYrO0/s72-c/pia100.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-5094886187106433210</id><published>2010-03-28T12:16:00.000-07:00</published><updated>2010-03-28T12:16:00.583-07:00</updated><title type='text'>Pascal Pia ON BİR BİN KIRBAÇ' ı yazdı</title><content type='html'>Geçtiğimiz günlerde AİHM' deki davasıyla gündeme gelen Apollinaire'nin On Bir Bin Kırbaç'ı hakkında Pascal Pia'nın kaleminden çıkma bir değerlendirme Hades Yayıncılık bloğunda yayınlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S6-qfHPYokI/AAAAAAAAAqw/ujfjZA45k08/s1600/Snapshot+2010-02-20+21-37-22.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S6-qfHPYokI/AAAAAAAAAqw/ujfjZA45k08/s200/Snapshot+2010-02-20+21-37-22.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://hadesyayincilik.blogspot.com/2010/03/on-bir-bin-kirbac-onsoz-pascal-pia.html"&gt;http://hadesyayincilik.blogspot.com/2010/03/on-bir-bin-kirbac-onsoz-pascal-pia.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-5094886187106433210?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://hadesyayincilik.blogspot.com/2010/03/on-bir-bin-kirbac-onsoz-pascal-pia.html' title='Pascal Pia ON BİR BİN KIRBAÇ&apos; ı yazdı'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/5094886187106433210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/03/pascal-pia-on-bir-bin-kirbac-yazd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5094886187106433210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/5094886187106433210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/03/pascal-pia-on-bir-bin-kirbac-yazd.html' title='Pascal Pia ON BİR BİN KIRBAÇ&apos; ı yazdı'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S6-qfHPYokI/AAAAAAAAAqw/ujfjZA45k08/s72-c/Snapshot+2010-02-20+21-37-22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-2038332796608116428</id><published>2010-02-19T11:45:00.000-08:00</published><updated>2010-02-19T12:03:00.937-08:00</updated><title type='text'>Basında Apollinaire' in AİHM  Zaferi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S37otc3VQ-I/AAAAAAAAAng/xuMCXIT1Hug/s1600-h/onze_mille_verges.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S37otc3VQ-I/AAAAAAAAAng/xuMCXIT1Hug/s200/onze_mille_verges.jpg" width="152" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S37ookLAESI/AAAAAAAAAnY/P28PiGZ-dUY/s1600-h/b.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S37ookLAESI/AAAAAAAAAnY/P28PiGZ-dUY/s200/b.jpg" width="137" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Belki de son yüzyıl içerisinde üretilen edebi yapıtların en sansasyoneli,&amp;nbsp; On Bir Bin Kırbaç kitabı AİHM'de zafer kazandı. 1999 yılında Hades Yayıncılık olarak yayınladığımız Fransız şair- yazar Guillaume Apollinaire'nin On Bir Bin Kırbaç isimli kitabı "cinsel arzuları tahrik ve istismar ettiği" gerekçesiyle İstanbul Savcılığı'nın suç duyurusu üzerine toplatılmıştı. Ülkemiz mahkemelerinin bu kararının ifade özgürlüğünü, adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle 2004 yılında AİHM'ye başvurduk. Altı yıl sonra onaltı şubatta AİHM, kitabın toplatılması ve yayıncısının ağır para cezasına çarptırılmasının gereksiz olduğu kararını açıkladı. Eserin Avrupa edebiyat mirasının önemli bir örneği olduğunu kabul eden AİHM, eserin Türk okuyucusuna ulaşmasının engellenmemesi gerektiğini ifade etti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili basından seçtiğimiz haberleri burada sizinle paylaşıyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hürriyet&lt;/b&gt;:&lt;br /&gt;Erotik Roma'nın Zaferi (17.02.2010) &lt;a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13809880&amp;amp;tarih=2010-02-17"&gt;http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13809880&amp;amp;tarih=2010-02-17&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Taraf&lt;/b&gt;:&lt;br /&gt;Edebiyattan Mahkum Olduk (17.02.1010) &lt;a href="http://www.taraf.com.tr/haber/47127.htm"&gt;http://www.taraf.com.tr/haber/47127.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;NTVMSNBC&lt;/b&gt;:&lt;br /&gt;Erotik Romanın &lt;b&gt;AİHM&lt;/b&gt; Zaferi&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25058339/"&gt;http://www.ntvmsnbc.com/id/25058339/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Radikal&lt;/b&gt;:&lt;br /&gt;AİHM'den "On Bir Bin Kırbaç" Cezası (18.02.1010) &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;amp;ArticleID=980762&amp;amp;Date=18.02.2010&amp;amp;CategoryID=98"&gt;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;amp;ArticleID=980762&amp;amp;Date=18.02.2010&amp;amp;CategoryID=98&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-2038332796608116428?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='' href='http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13809880&amp;tarih=2010-02-17' length='0'/><link rel='enclosure' type='text/html' href='http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13809880&amp;tarih=2010-02-17' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/2038332796608116428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/02/basnda-apollinaire-in-aihm-zaferi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2038332796608116428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/2038332796608116428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/02/basnda-apollinaire-in-aihm-zaferi.html' title='Basında Apollinaire&apos; in AİHM  Zaferi'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S37otc3VQ-I/AAAAAAAAAng/xuMCXIT1Hug/s72-c/onze_mille_verges.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-6067970490375097643</id><published>2010-02-07T12:05:00.000-08:00</published><updated>2010-02-08T02:38:27.433-08:00</updated><title type='text'>"Mahkum" Kitaplarımız Adına</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: left;"&gt;TARAF GAZETESİ'NİN "PARLAMENTO HESAP SORUYOR" HABERİ ÜZERİNE&lt;br /&gt;(28.01.2010, Kültür-Sanat Sayfası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi okumak için başlığa tıklayınız &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S28hESK5PCI/AAAAAAAAAmg/7wLoWmMFgyU/s1600-h/28trfs17-mansetfoto.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S28hESK5PCI/AAAAAAAAAmg/7wLoWmMFgyU/s320/28trfs17-mansetfoto.jpg" width="205" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Yakın zamanda&amp;nbsp; diğer gazetelerde de benzer habarlere rastladık, ancak her defasında&amp;nbsp; unutulan &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Guillaume Apollinaire&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;' in Türkiye' de ilk defa sansüre uğramadığı gerçeğidir. 1999 yılında &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Hades Yayıncılık&amp;nbsp; &lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;olarak yayınladığımız yazarın &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Onbirbin Kırbaç&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt; isimli kitabı, çevirmeni Hurşit Gara'nın &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Ergenlik Çağı &lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;isimli şiir kitabı ile birlikte yayınlandığı anda toplatıldı. Böylece &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Yeraltı Kitaplığı &lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;dizisi olarak&amp;nbsp; düşündüğümüz serinin ilk iki kitabı topluma ulaşamadı, bu mahkumiyetten sonra serinin devamını getirmemiz mümkün olmadı.&amp;nbsp; O yıllarda medyanın&amp;nbsp; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar giden &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: small;"&gt;davamıza desteği maalesef birkaç satırla sınırlı kaldı. Avrupa kültürünün en önemli karakterlerinden &lt;i&gt;Guillaume Apollinaire&lt;/i&gt;' nin, geçtiğimiz günlerde &lt;i&gt;Sel Yayıncılık&lt;/i&gt; tarafından yayınlanan bir başka kitabı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Genç Bir Don Juan’ın Maceraları&lt;/i&gt; ile ülkemizde &lt;b&gt;TEKRAR&lt;/b&gt; davalık olması bol sansürlü yayıncılık tarihimize bir sansür vakası daha eklemiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Önümüzdeki günlerde Yeraltı Kitaplığı dizimizi gün ışığına çıkarabilmek dileğiyle...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-family: Times,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S28hF0vw0hI/AAAAAAAAAmo/rOdbxVeJDeo/s1600-h/21961_293579529780_572064780_3195931_6481562_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="95" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S28hF0vw0hI/AAAAAAAAAmo/rOdbxVeJDeo/s200/21961_293579529780_572064780_3195931_6481562_n.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-6067970490375097643?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.taraf.com.tr/haber/46788.htm' title='&quot;Mahkum&quot; Kitaplarımız Adına'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/6067970490375097643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/02/mahkum-kitaplarmz-adna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6067970490375097643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/6067970490375097643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2010/02/mahkum-kitaplarmz-adna.html' title='&quot;Mahkum&quot; Kitaplarımız Adına'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/S28hESK5PCI/AAAAAAAAAmg/7wLoWmMFgyU/s72-c/28trfs17-mansetfoto.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-1277337474679159569</id><published>2009-11-29T08:56:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T08:56:42.007-08:00</updated><title type='text'>HAKKIMIZDA</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxKnnx2a-SI/AAAAAAAAAkg/VnG4ftICDTI/s1600/ozan.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxKnnx2a-SI/AAAAAAAAAkg/VnG4ftICDTI/s320/ozan.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;RAHMİ AKDAŞ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNAYDIN MAH. HAL CAD. No.19/1 &lt;br /&gt;BANDIRMA &lt;br /&gt;0266 714 39 11 &lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:ozansanatevi@gmail.com"&gt;ozansanatevi@gmail.com&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozan sanatevi 1988 yılında Bandırma'da ki Mülkübey işhanında küçük bir dükkanda hizmete girdi.Amacı okumak isteyen herkese kitap temin etmek olan Ozan Sanatevi 1993 yılında Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından Yılın Kitapçısı seçilmiştir. Kurulduğu günden bu yana Bandırma'nın kültür sanat yaşamına her alanda katkıda bulunmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-1277337474679159569?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/1277337474679159569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/11/hakkimizda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1277337474679159569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/1277337474679159569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/11/hakkimizda.html' title='HAKKIMIZDA'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxKnnx2a-SI/AAAAAAAAAkg/VnG4ftICDTI/s72-c/ozan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-991155566710095654</id><published>2009-11-29T07:52:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T07:52:41.964-08:00</updated><title type='text'>ARŞİVİMİZDEN SEÇKİLER</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-991155566710095654?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ozankitabevi.blogspot.com/2009/08/degerli-bazi-kitaplarimizdan-secmeler.html' title='ARŞİVİMİZDEN SEÇKİLER'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/991155566710095654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/11/arsivimizden-seckiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/991155566710095654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/991155566710095654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/11/arsivimizden-seckiler.html' title='ARŞİVİMİZDEN SEÇKİLER'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-7186858197796986511</id><published>2009-09-06T14:08:00.000-07:00</published><updated>2009-12-02T13:57:46.060-08:00</updated><title type='text'>YAYINLARIMIZ VE DAHA FAZLASI İÇİN</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxbiKbSTx6I/AAAAAAAAAlY/pfoEv6YrrI8/s1600-h/b.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxbiKbSTx6I/AAAAAAAAAlY/pfoEv6YrrI8/s200/b.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxbiFj5G0gI/AAAAAAAAAlQ/FpsBJ_8GFu4/s1600-h/a.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxbiFj5G0gI/AAAAAAAAAlQ/FpsBJ_8GFu4/s200/a.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxbimIZPddI/AAAAAAAAAlo/fLAT29rAyhA/s1600-h/c.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" er="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxbimIZPddI/AAAAAAAAAlo/fLAT29rAyhA/s200/c.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-7186858197796986511?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ozankitabevi.blogspot.com/2009/08/kapidagi-yarimadasi-ve-cevresindeki_10.html' title='YAYINLARIMIZ VE DAHA FAZLASI İÇİN'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/7186858197796986511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/09/yayinlarimiz-ve-daha-fazlasi-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7186858197796986511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/7186858197796986511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/09/yayinlarimiz-ve-daha-fazlasi-icin.html' title='YAYINLARIMIZ VE DAHA FAZLASI İÇİN'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SxbiKbSTx6I/AAAAAAAAAlY/pfoEv6YrrI8/s72-c/b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-4768305642527747942</id><published>2009-09-06T13:34:00.000-07:00</published><updated>2009-09-06T13:34:40.087-07:00</updated><title type='text'>OZAN SANATEVİ FACEBOOK GRUBUNA DAVETLİSİNİZ...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SqQcyqB6DZI/AAAAAAAAAhQ/CLBtKi4kbtU/s1600-h/FACEEE.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" lk="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SqQcyqB6DZI/AAAAAAAAAhQ/CLBtKi4kbtU/s400/FACEEE.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-4768305642527747942?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.facebook.com/group.php?gid=99420489162&amp;ref=share' title='OZAN SANATEVİ FACEBOOK GRUBUNA DAVETLİSİNİZ...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/4768305642527747942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/09/ozan-sanatevi-facebook-grubuna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4768305642527747942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4768305642527747942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/09/ozan-sanatevi-facebook-grubuna.html' title='OZAN SANATEVİ FACEBOOK GRUBUNA DAVETLİSİNİZ...'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SqQcyqB6DZI/AAAAAAAAAhQ/CLBtKi4kbtU/s72-c/FACEEE.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5871281307599877038.post-4592946900291305898</id><published>2009-09-06T13:28:00.000-07:00</published><updated>2010-02-08T01:55:28.110-08:00</updated><title type='text'>ESKİ FOTOĞRAFLARLA BANDIRMA VE KYZIKOS AMFİTİYATROSU</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SqQbZ47ZwjI/AAAAAAAAAhI/JsE9mGDtaJU/s1600-h/kap%C4%B1da%C4%9F%C4%B1+yar%C4%B1madas%C4%B1+kitab%C4%B1+fotokk.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" lk="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SqQbZ47ZwjI/AAAAAAAAAhI/JsE9mGDtaJU/s400/kap%C4%B1da%C4%9F%C4%B1+yar%C4%B1madas%C4%B1+kitab%C4%B1+fotokk.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5871281307599877038-4592946900291305898?l=ozansanatevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ozankitabevi.blogspot.com/2009/08/kapidagi-yarimadasi-ve-cevresindeki.html' title='ESKİ FOTOĞRAFLARLA BANDIRMA VE KYZIKOS AMFİTİYATROSU'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/feeds/4592946900291305898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/09/eski-fotograflarla-bandirma-ve-kyzios.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4592946900291305898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5871281307599877038/posts/default/4592946900291305898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozansanatevi.blogspot.com/2009/09/eski-fotograflarla-bandirma-ve-kyzios.html' title='ESKİ FOTOĞRAFLARLA BANDIRMA VE KYZIKOS AMFİTİYATROSU'/><author><name>HADES</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11986052144522223234</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-h4Sw9Smdk8o/TXzko1KPKSI/AAAAAAAAAwM/oUA7v_S7gwQ/s220/436px-Gustave_Dor%25C3%25A9_-_Dante_Alighieri_-_Inferno_-_Plate_9_%2528Canto_III_-_Charon%2529.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZzV5XgX59VI/SqQbZ47ZwjI/AAAAAAAAAhI/JsE9mGDtaJU/s72-c/kap%C4%B1da%C4%9F%C4%B1+yar%C4%B1madas%C4%B1+kitab%C4%B1+fotokk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
